hatay arkeoloji müzesi'nde restorasyon skandalı - youreads



  1. Hataylı Mozaik Ustası-Sanatçısı Mehmet Daşkapan'ın mozaikler arasındaki farkı görmesi üzerine Antakya toplumcu halk gazetesinin yaptığı haber tüm yurtta yankı buldu. mozaikler arasındaki belirgin farkı, restore rezaletini siz de burdan görebilirsiniz.

    restore değil de yürütüp götürme eskilerin yerine yenileri beceriksizce koyma gibi görünmüyor mu ? kopup giden mozaik parçaları nerede? medeniyetler beşiğinde halkı tıngır mıngır uyutuyorlar mı ?? rezalet !
  2. aslında üzücü bir durum. yalnızca bu skandal değil, genel anlamda arkeolojiye ve antik kültürlere olan bakış açımız üzücü. hele ki onlarla dolup taşan topraklar üzerinde yaşıyorken.

    roma imparatorluğu, antik yunan devletleri ile birlikte batı dünyasına ve genel anlamda dünya kültürüne en büyük katkıyı sağlamış imparatorluk. yaptığı mimari yapılar, tapınaklar, levhalar, anıtlar, yollar... ne ararsanız. özellikle pax romana adlı 200 yıldan fazla süren roma barışı süresinde kendi toprakları içerisinde resmen inanılmaz bir kalkınma sağladılar. enfes eserler bıraktılar.

    roma imparatorluğu büyük toprakların yönetimini tek bir adama(imparatora) vermenin kötü sonuçlarını defalarca yaşadıktan sonra ülkeyi doğu ve batı roma olmak üzere ikiye böldü. doğu roma'nın başkenti günümüz istanbul( o zamanki adı constantinople), batı roma'nınki ise roma olarak kaldı. daha sonra 476 tarihinde batı roma imparatorluğu barbar kavimler tarafından istila edilince roma kültürü, roma'nın medeniyet ışığı söndü. doğu roma 1453 yılına kadar yoluna devam etti ama kardeşini kaybettikten sonra o da zamanla sıradan bir krallığa dönüştü, en sonunda pes etti.

    bunları neden anlattım? batı roma 476'da barbarlar tarafından istila edildi. birçok esere zarar verildi, anıtlar, binalar yıkıldı. özellikle roma kenti yağmalandı. roma'yı resmen karanlığa soktu. ancak doğu roma bu istilalardan pek etkilenmedi. imparatorluk yapısı, doğu'nun genel anlamda ekonomik ve askeri açıdan daha "stabil" ve düzgün olması sayesinde bu istila akınlarını atlatabildi. ne ekonomik olarak çöktü, ne askeri açıdan. haliyle roma imparatorluğu'nun eserlerini de kendi topraklarında korumuş oldu. tabii zamanla türklerin ve arapların arabistan, kuzey afrika ve en son anadolu'daki seferleriyle birlikte hem topraklarını hem eserlerini kaybetti.

    ancak roma eserleri, batı roma'nın aksine doğu roma'da daha iyi korundu genel anlamda. ve günümüze geliyoruz. şu an ülkenin altı medeniyet kaynıyor, kültür kaynıyor. ancak ne yazık ki marmaray kazılarına "çanak çömlek" diyen, arkeolojik kazıların yapıldığı alanları imara açan, üniversitelerde arkeoloji bilimini desteklemek bir yana, bu bölümü seçenlere "keriz muamelesi" yapan bir zihniyete sahibiz. ve bu zihniyeti asla "arap,türk,kürt,müslüman,sünni,alevi" şeklinde genellemedim, genellemem. ancak böyle bir kötü huyumuz var.

    esasında olması gereken, kültür bakanlığının göstermelik icraatleri yerine üniversitelerimizin arkeoloji, antik yunan, latin, gibi bölümlerinin desteklenmesi ve prestijlerinin arttırılmasıdır. dünya'da arkeoloji dedi mi akla gelen ilk şeylerden biri olmalı bizim üniversitelerimiz. bunu sadece roma-bizans kültürü için söylemiyorum. hititler, lidyalılar, persler, hatta büyük iskender hep bu topraklardan geçmiş, buralarda iz bırakmış. ancak olan ne? insanlar arkeoloji okumaya amerika'ya gidiyorlar, roma'yla ilgili bulgular ingiltere'de rastlanıyor. bu, romalıların britanya bölgesine anadolu'dan daha fazla yatırım yaptığını mı gösterir(ki öyle değil) yoksa ingiltere'deki arkeolojik kazı kültürünün bizimkinden çok daha fazla geliştiğini mi?

    sonuçta bu konularda daha fazla yorum yapmam doğru olmaz zira ülkemizdeki arkeoloji çalışmaları, arkeoloji disipliniyle ilgili akademik bilgim yok. okuduğum, araştırdığım kadarıyla yazabiliyorum. ancak şurası bir gerçek ki eğer biz ingilizlerin o titizliğini, disiplinini yakalayabilirsek bu konuda, ve antik roma, yunan medeniyetlerini açığa çıkarma konusunda biraz daha etkili olabilirsek, roma'yla ilgili karanlık kalan şeylerin bu topraklardan çıkacağına hiç kuşkum yok. tabii o topraklar tekrar tekrar şuursuzca imara açılır, "çanak çömlek" olarak görülmeye devam ederse, ne yazık ki antik tarih konusunda kendi kitabımızı yazmak yerine anca yabancı dilde ders kitaplarında asia minor'ı küçük asya olarak çevirmeye devam ederiz.