1. bir soru.

    irdelemek istiyorum bunu biraz.

    naçizane yaşadıklarımdan tecrübeyle, bir insan doğumundan itibaren elzem olarak sevgiye ihtiyaç duyar. (neye göre elzem kime göre elzem? bu göreceli tabii. ben kendimce duygusal ve ruhsal sağlık açısından ele almaya çalışıyorum) ha sevgi olmadan da olabilir mi? hayatta kalma, yaşamaya devam etme açısından hiç sıkıntı yok ama derin etkileri olacaktır. sizi sevmeyen ebeveynleriniz olabilir ya da bir tanesi sevmiyordur. ölmezsiniz ama eksik büyürsünüz. o eksikliği kapatmaya çalışırsınız sürekli. fazla da duygusala bağlamak istemiyorum ama sonuçta sevgi önemli.

    anlayış. bu da çok mühim bir ihtiyaç bence. anlaşılmadığınız sürece gene hep bir eksikliğiniz olacaktır. en olmadı kendinize güveniniz zedelenmiş olacak zaten. neden? çünkü anlaşılmıyorsunuz, ciddiye alınmıyorsunuz, sesiniz duyulmuyor vesaire.

    bir ev. bu ev, kalacak konut anlamından ziyade insanın kendisini ait hissedeceği mekan anlamında. bir eksiklikten doğuyor denebilir ayrıca, sığınacak yer arıyorsun sonuçta.

    özgürlük.
    birey olduğunu hissedebilme. haklarını kullanabilme. bir nesne gibi oradan oraya sürüklenmek, birilerinin himayesi altında olmak bilinçli bir birey için eziyetten başka bir şey değil mesela. çok güçlü bir faktör bu özgürlük.

    özgür olmadığında çoğu şey anlamını yitirebilir. ev mesela. siktir et. 19 yıldır evde yaşıyorum, evsiz biri benden daha sağlıklıdır. -duygusal ve ruhsal olarak-

    insan sahip olmadığı şeye daha çok mu ihtiyaç duyar? bu da bir başka soru. olabilir. herkesin ihtiyaç listesi ve gerek duyma dereceleri birbirinden farklı olacaktır, bu da bizi, bunun kişisel olduğu kanısına ulaştırabilir.
  2. diğerleri neye "ihtiyaç duyuyorsa" insanların ihtiyaç dediği şeyler birer deneyim bütünüdür, birey bunları talep etmez diğerleri bunu talep etmelisin diye baskılar zira onlar da öyle deneyimlediler.

    ihtiyaç duymak, tamamıyla illüzyondur. "temel hak" dayatması elde edildiğinde hissedilecek şey kıvanma olmamalıdır.
  3. samimi ilgiye. sevildiğini hissetmesine. en çok da huzura.
  4. abi
  5. insanoğlu doğumundan, çocukluğuna, çocukluğundan ergenliğine ve erişkin dönemine kadar öyle farklı, devamlı yenilenen ve asla bitip tükenmeyen şeylere ihtiyaç duyar.
    fizyolojik, duygusal bütün ihtiyaçları bir yana, insanın asıl ihtiyaç duyduğu şey bir başkasına bu ihtiyaçlarını ifade edebilmek.

    ihtiyacını ifade edebilmek için ise en temel şey iletişim.
  6. kendini görmeye, bunun için bir ben e ve bir sen e.
    derimdeki koyu renkli ben, adı neden ben? farklı çünkü, derimin renginde değil, şekli farklı, yapısı farklı, kendisi farklı, tıpkı benlikler gibi.
    farklılık bir ilüzyondur.

    havaya, suya ve doymaya; yaşamak için, var kalmak için, ışığının sönmemesi için.
    oysa yaşam da bir ilüzyondur.

    sohbete, sevgiye, saygıya; varlığını değerli kılmak için.
    oysa sadece, tek ve sonsuz bir, var olanın dışında başka bir şeyin var olamayacağını bilince, sohbetler, sevgi ve saygı da balon gibi ego şişirici nefesler sadece.

    zamana; düşlerini gerçek kılmak için. peki düş kimin düşü, senin mi yoksa onun mu? düşlerin bile senin değil. süt içerken süt boğazını yakmıştı ya, söylesene yakan süt mü yoksa o mu?

    kıyasa; anlamak için, asimetrik simetriye; bilmek için. neyi bileceğiz?
    insanın ihtiyacı olan tek şey kendini bilmesidir. var olan her şey bunun içindir.
  7. ihtiyaç duymak dediğimiz şey şartlanmadır.düzen bize şöyle yaşayacaksın diyor öyle yaşamak istediğimizi sanıyoruz.kendi kendimize mutsuzluk çıkarıyoruz. öyle derinliği yok yaşamın.her şeyden biraz olacak hepsi o.amaçların peşinde araç olmuş maymuna dönmüşüz.istediklerini satın alabilecek kadar sürekli para ama buna sahip oldukça bu sefer zaman olmuyor.
    fiziksel veya ruhsal bir sağlık sorunu yoksa insan şikayet etmeyecek, o kadar. fazla duygusallık çocukluktan çıkamama sendromudur.bu duygusallıktan çıktığınız an özgür ve keyifli olursunuz.düşünceleri üretime geçirebilecek kadar da motivasyon yeter.hayat ne öyle dram ne de öyle şölen.nasıl baktığına göre değişir.bakış açımız tamamen şartlanmamızla ilgili bu bilinçli bir şey değil.duygularımızın esiri olmuşuz.korku ve heyecanlarımızın.temel duygu korku bize bir şeyler yaptıran da yaptırmayan da bu bundan bağımsız olunca gerçekten neye ihtiyacımız olup olmadığımızı daha iyi görmeye başlarız.
  8. bazen sadece birine güvenebilmeye