kahve - youreads



  1. kahve üzerine bir kitap yazabilirim.

    kahvenin habeşistanlı bir çobanın keçileri sayesinde bulunduğu rivayet edilir. çoban, keçilerinin bir bitkinin meyveleri yedikten sonra daha canlı olduğunu fark ediyor. önce fındık gibi ağzına atarken sonra kavurmayı ve kaynatmayı öğreniyor, kaderin cilvesine bakın ki biz kahveyi hala bu şekilde tüketiyoruz. (bkz: türk kahvesi)

    kahve çekirdeği amfetamin grubunda yani uyarıcı ve bağımlılık yapıcı özelliği var. esrar, eroinde amfetamin grubunda. eskiden kahve çok değerli krallar, sultanlar birbirine hediye gönderiyor. hatta dünyanın ilk kahvehanesi istanbul da açılıyor.avrupaya da bizden gittiği söylenir. avrupa çok sonra tanıştığı kahveye çabuk ısınıyor. fakat bu kahveyi kavurup kaynatıp içmek pek akıllarına yatmıyor zira telve dediğimiz olay direk mideye gidiyor.

    gavur herzamanki gibi aklını kullanıp daha mantıklı bir pişirme yöntemi geliştiriyor. bellli bir sıcaklıktaki suyu belli bir basınç ile çekilmiş kahveye uyguladığında kahveyi tam olarak pişirip telvesini ayıra biliyor. (bkz: espresso makinesi)

    biz de türk kahvesi rakı gibidir,basit.rakıyı evin garajında yapabilirsin teknoloji istemez, kahveyi kaynatmakta. her işte olduğu gibi kafa yormayı çok sevmiyoruz.çoban nasıl yaptı ise öyle pişirmeye devam etmişiz yüzyıllardır, birde isim vermişiz türk kahvesi diye,aktardan yada marketten aldığınız o 200 gr çekilmiş kahve var ya,işte o kahve en boktan kahve çekirdekleri ile yapılıyor.

    -2 ana grubu vardır, arabica ve rubisto
    -7 gr çekilmiş kahveden 1 shot espresso çıkar
    -latte, mocha vb. kahve türlerinde 1 shot espresso vardır ve espressoyu yumuşatmak için süt, sos vb. doneler kullanılarak berkecanlara, berilsulara yitilir.
    -en fazla ithalatı yapılan hammadde lerdendir.
    -bitki ekvator çizgisini sever.
    -espresso bilinenin aksine amerikada değil italya da at koşturur.
    -illy, lavazza bu işi iyi yapar.
    -biraz pahalıdır ama espresso makinası cimbalidir.
    -bir adet kahve çekirdeğinde 5000 farklı kimyasal bulunabilir.

    edit : kahveye ve kahve çeşitlerine ulaşmakta zorluk çeken bir fincan kahveye starfuckta 10 tl vermek istemeyen arkadaşlarımıza ;

    -lavazza crema aroma çekirdek kahvenin kilosu 60 tl civarında.1 kilo kahveden 144 fincan espresso çıkıyor (7gr = 1 fincan)
    -piyasada çekirdekleri öğütebileceğiniz manuel kahve öğütücüler var fiyatları çok makul.
    -buhar çubuğuna sahip ev/ofis tipi espresso makinalarının fiyatları 200/300 tl'den başlıyor.görece uygun sayılır.
    -espressoyu tek başına sevmiyorsanız pınar marka tam yağlı süt (2-3 tl/lt) buhar çubuğunda güzel süt kreması haline gelir.üstüne yine market işi çikolata / karamel sosu dökerek espressoyu iyice bebek kıvamına getirebilirsiniz.
    -ben bu kadar uğraşmam derseniz kapsüllü espresso makinaları çıktı.kapsülün içinde hazır çekilmiş kahve var. makinaya takıyorsun hop espresso hazır.

    birde çok rica ediyorum marketten 25 kuruşa aldığınız 3ü birada ile taze çekilmiş çekirdekten yapılan espresso'yu aynı kefeye koymayın.hayattan zevk alın,bir fincan kahve için 15 dakikanızı ayırın be kardeşim,hayattan zevk alın.
  2. bilgisi tamamen farkli bir kultur gerektirmekte olup, karsinizdaki kisi hakkinda ilk izlenimlerinizi sekillendireceginiz bir icecektir. yaygin inanislar fazla tuketilmesinin zararlarinda bahsediyor olsa da, modern toplumda yasayip kahve tuketmeden hayatta kalabilemeniz cok zor. son yillarda ust uste yayinlanan bilimsel makaleler gecmis inanislari bir bir yalanlamis ve kahve icmenin pek cok faydasini ortaya koymuslardir. turleri ise genellikle (bkz: espresso) bazli cesitler ve (bkz: filtre kahve) bazli cesitler olarak genis sistemde ikiye ayrilabilir. filtre kahve sisteminde (bkz: french press) ya da bir (bkz: filtre kahve makinesi) kullanilarak kahveden su gecirilir ve bu su suzulur. bu asama sonrasinda bazi aromalarin filtrede kaldigi bilinmektedir. icimi daha kolay, suzulmus kahve elde edersiniz. espresso bazli kahve cesitlerinde ise basincli sicak su, daha ince cekilmis kahve taneciklerinden gecirilir, kisa bir sure de olsa bu islem suzmeden ziyade (bkz: demleme) islemidir. espresso elde ettikten sonra eklenen sut, sut kopugu, cikolata gibi aromalar ile (bkz: cappuccino) (bkz: cafe latte) (bkz: mocha) gibi turler elde edilir. filtre kahveye ise sut eklenerek (bkz: cafe au lait) elde edilir. bazi yerlerde sut+sut kopugu seklinde de yapilmaktadir.

    bu merete bir kez alisinca sabah bir espresso, is yerinde filtre kahve, aksam eve gelince bir cappuccino turevi, aksam yemegi sonrasi filtre kahve, disarida bir kac kadeh icki icmeye cikip gelince uyumadan bir espresso... seklinde kahveye bagimli bir hayatiniz olur.

    kisisel fikir.. nikotin+kafein.. doganin bize sundugu (bkz: survival) mekanizmasidir. onlar olmasa yataktan kalkamayacak, eli is gormeyecek, dusunemeyecek, yazamayacak, konusamayacak bir orduyuz. hepimiz birimiz, birimiz... neyse. kahve. herkese lazim.
  3. caaaaanım kafein.
    hakiki kahveden bahsediyorum; kahve kokusu verilmiş krema karışımlarından değil;
    100ml 'sinde 45-50mg kafein var. bu da sabah uyanmanız için yeterli.

    efendim asıl söylemek istediğim; kahve yağ yakımını evet arttırır. ama sade olanı, yani şekeri süt tozunu (ki süt tozu aslen sütün yağıdır) veya kremayı boca ettiğinizde aksine bel çevresinde yağlanmaya sebep olacaksınız.
    kahve selülit yapar mı? bu şekilde tüketirseniz kaçınılmaz sondur.
    ancak sade kahve aksine selülit giderilmesine yardımcı olur.

    spor için şöyle bir şey var; önce içilmesi yağ yakımını evet arttırabilir ancak kafeinin kaslarda kramplara neden olabileceği unutulmamalıdır. (sporcuların çok yaptığı hatalardan biridir. ancak ısrarla diyetisyen ve fizyoterapisti dinlemek yerine "personel trainer"larını dinlerler)

    ya bir de çok öznel bir şey söylemeden geçemeyeceğim; starbucksta falan hani kahve isimlerini çok havalı söylerken, üzerine bir de şusu şöyle ama busu böyle derken, light süt istedikten hemen sonra "kreması bol olsun" diyenler çok tatlı oluyor. yanağına öpücük konduruveresim geliyor.
  4. kökeni arapça gahwah kelimesinden gelen, "keyif veren içki" anlamındadır. avrupa'da "café, caffe, koffie, coffee" şeklinde kullanılıyor.

    aslında hiçkimse kahvenin gerçek hikayesini bilmez. size en yaygın inanışı, daha önce bulduğunuz halinden çok başka bir şekilde anlatacağım. bunun için kahvelerinizi yanınıza alın. hazır olduğunuzda başlayalım.

    8. yy ortaları, habeşistan (etiyopya)

    kaffa'da yaşamakta olan khaldi adında bir çoban vardır. khaldi, günün belirli saatlerinde keçilerini otlatmaları için yaylaya götürür. gittiği yaylada yüksek ağaç bulursa altında serinlemek için bir kaç saat bekler. tabi bu süreyi daha dolu geçirmek için sürekli birşeyler ile uğraşır. yaprakların sesini dinler, kepenek üzerinde işlemeler yapar, keçilerine göz kulak olur ve yorulduğunda da gölgede uyuklardı.

    gel zaman git zaman, khaldi'nin sürüsü büyüdü. artık götürdüğü yayla, bölgedeki çobanlara yetmemeye başladı. herkes sürüsündeki sayıyı azaltırsa sorun çözülecekti fakat khaldi'nin sürüsünü satmak gibi bir niyeti yoktu. bu yüzden çözümü başka yaylalar aramakta buldu.

    çobanlar sürülerini güneydeki verimli toprakların olduğu bölgeye götürüyorlardı. böylece daha büyük yaylalarda hem yalnız başlarına olmuyor hemde bütün araziyi görebiliyorlardı. kuzey bölgesinde ise yoldan gelip gidenler dışında kimsenin uğramadığı yaylalar vardı. yerleşim yerlerinin daha kuzeyindelerdi. her ne kadar küçük olsalarda, tek bir sürü için oldukça idealdi.

    khaldi, gün bitimiyle beraber 8 km kuzeyde bulunan küçük bir yaylaya keşfe çıktı. daha önce görmediği büyük bir ağaç, etrafta tuhaf çalılar ve hayvanları için yeteri miktarda yeşillik vardı. ertesi gün sürüsünü getirmişti. başlarda her şey daha öncesi gibiydi. ağacın gölgesinde bir şeylerle uğraşıp tekrar dinleniyordu.

    aradan birkaç hafta geçtikten sonra hayvanlarının bariz bir şekilde neşeli ve zıpır oldukları gözüne çarpmıştı. öyle ki, geceleri şehre gelince khaldi'nin sürüsü yerinde duramıyordu. tüm geceyi düşünerek geçirip, yarın keçilere ne olup bittiğini anlayacaktı.

    yarın tekrar yaylaya ulaştığında bu kez ağacın altına gitmek yerine keçilerinin yanına gidip ne yaptıklarına bakacak ve böylece bu neşe ve enerjinin kaynağını bulacaktı. khaldi, keçisinin yediği kırmızı meyveyi yer ve daha enerjik, hareketli hisseder. bir kaç kez tekrar eden bu değişikliğin nedenini merak eden khaldi, cevabın kahve ağacı ve kahve çekirdeklerinde olduğunu bulur. sonra bu keşfini anlatmak üzere sufi dervişlere gider. çekirdeklerin marifetini dinleyen sufi derviş, ilk başta fikri onaylamaz ve çekirdekleri ateşe atar. ateşte tutuşan çekirdekler kavrulmaya başlar ve ortalığa kahve aroması yayılır.

    yayılan bu aroma khaldi ve dervişe ilham verir ve çekirdeklerden güzel bir içecek oluşturmak için işe koyulurlar. önce kavrulmuş çekirdekler öğütülür sonra özlerini bırakmaları için suda kaynatılır. işte bizim bildiğimiz kahve böyle doğar.

    sufi, kahvenin uzun gece ayinlerde onu uyanık ve zinde tuttuğunu fark eder. daha sonra diğer dervişlerde bu içeceği sever. ardından kahvenin uluslararası yolculuğu başlar. önce yemen ve arabistana yayılır. türkler ise 1517'de yemen valisi sayesinde kahve ile tanışır ve öyle sever ki önce istanbul'a oradan da tüm dünyaya yayılmasına vesile olur.
    ilgaz
  5. Bugün bir tarif bulmuşum iced mocha için, içtiğimde (affedersiniz) holy shit dedim. iced mocha at home
    İnanır mısınız, starfuck'takiyle aynısı oldu. İsteyenlere çevirisini yaparım bu arada. Ayrıca, şu mocha sugar şeyini anlamadım tarifteki, onu eklemeyince daha güzel oluyor sanki.

    Edit: o kanserojen çikolata sosunu kullanmak zorunda değilsiniz, benmari usulüyle sütlü çikolatayı eritin yeter. Heavy cream bu arada, süt kreması. Her yerde satılıyor 4 lira.Bir de eğer şansınız varsa bir gün önceden normal buz değil de kahve buzları yapın. Ben evde kullanılmayan küçük kalpli kek kalıbını kullanıyorum. Bir sürü küçük kalp var. French press'te yapıyorum kahveyi döküyorum o kalplerin üstüne, çok tatlı küçük kalpli kahve buzlarım oluyor. Bi de Allah aşkına -sizin için kutsal olan şey neyse, ailenizle cuma akşamı yediğiniz yemek aşkına da olabilir- şu nescafeyi içmeyin, hayatta kanser olmak için bir sürü sebep var zaten. (bkz: insanlar)
  6. en sevdiğim içecek. tercihim her zaman espresso ama onu evde yapacak imkanım yok ayrıca bazen daha uzun soluklu bir kahve içmek istiyorum. o durumlarda da french press tercih ediyorum.

    dünyada revaçta olan 2 kahve çekirdeği vardır. arabica ve robusta. arabica daha pahalıdır. robusta daha sert bir tada sahipken arabica daha aromatiktir. pek çok büyük kahve zinciri(starbucks, gloria jeans...) -bildiğim kadarıyla- yalnızca arabica çekirdeğini kullanırlar. arabicanın yetişmesi daha zordur. çünkü hem belirli bir yükseklik ister hem de verimliliği robustaya oranla daha düşüktür, dolayısıyla da daha pahalıdır.

    kahve çekirdekleri toplanıp kavrulur ve öğütülür. işte yanlış bilinen bir şeyi tam bu noktada düzeltmek gerekir. türk kahvesi denen pudra kıvamındaki kahve, öğütülmüş kahve çekirdeğidir; ancak suda çözünebilen kahvelerdeki o tanecikler kahve çekirdeği değildir. ona granül kahve denir.

    pişirmek istediğiniz kahvenin türüne göre farklı boyutlarda çekilir(öğütülür) kavrulmuş kahve çekirdeği. türk kahvesi diye bildiğimiz ve kahve çekirdeğini hiçbir süzme işleminden geçirmeksizin suyla karıştırıp pişirdiğimiz yöntem için kavrulmuş çekirdek en ince şekilde çekilir.
    espresso makineleri için ince çekilmiş, filtre kahve mekinaları için orta çekilmiş, french press(şu cafelerde önünüze gelen, bazılarının filtre kahve dediği, üstten bastırdığınız aparatla kahveyi süzdüğünüz zımbırtı) için kalın çekimiş kahve çekirdeği kullanılır.

    americano, lungo, macchiato, latte gibi türlerin hepsi aslında birer espresso türevidir. espresso kahvenin en güzel halidir. bir de ristretto vardır ki o da bir espresso türevidir bir bakıma. yani aslında espresso yapılır, sonrasındaki işlemlerle ismi değişir kahvenin. örneğin espressoya sıcak suyla yumuşatırsanız adı amerikano olur, süt köpüğüyle yumuşatırsanız adı macchiato olur, sütle yumuşatırsanız adı latte olur. bence hiç yumuşatmayın, şeker de atmayın. gerçek kahvenin tadını, keyfini öyle alırsınız ve ancak bu sayede kahve kültürünüzü, damak tadınızı geliştirip daha iyi bir espressonun peşinde koşarsınız.

    kahvenin tadını etkileyen oldukça fazla faktör vardır. en başta kaliteli bir kahve çekirdeği, doğru kavurma, doğru çekim, tazelik, doğru pişirme, iyi su kullanımı, sunum vs. gibi.
    ben kahveyle çok ilgilenmeme, kahveyi çok sevmeme rağmen elbette bir kahve gurmesi değilim ancak iyi bir espressoyla kötüsünü ayırabilir dahası ikisi arasındaki farkın nedenleriyle ilgili bir iki olası sebep sunabilirim. bizim ülkemizde kahve kültürü çok gelişmediğinden, her cafe hazır kahve çekirdeği kullandığından ve bunları da satan firmalar beli olduğundan espressolar arasındaki fark genelde kahvenin cafe içerisindeki saklanma koşullarından ya da makineyi kullanan adamın gösterdiği/göstermediği özenden kaynaklanır mesela.

    kahve üzerine daha uzun şeyler yazabilirim. daha burdayız, bol bol yazarız. kahveyi şekersiz için bana sorarsanız. en azından şekeri azaltın, sonra yavaş yavaş bırakırsınız.

    3. dalga kahve denen kahve dükkanları ile artık yepyeni demleme yöntemleri söz konusu. fırsat bulduğumda bu entryi daha da genişleteceğim.

    çay samimiyettir, dostluktur, sosyalliktir; kahve tutkudur, aşktır, yalnızlıktır.
  7. kutsal içeceğim budur benim. ortaokuldan beri her allahın günü kahve içen biri olarak geçen yıla kadar bu kadar hayatıma girmemişti. tamamen parasızlıktan rastgele bir işe girdim ve barista oldum. sonra işime aşık oldum. hayatımda son bir yıldır belki en güzel giden şey işim oldu. tabi bedava kahve de cabası.

    severiz, içeriz, güzel de yaparız. iyidir iyi..
  8. tadılabilir sıvı.
    paylaşılabilir sıvı.
    koklanabilir sıvı.
    üzerine bi dolu film çekilebilir sıvı.
    parfüm özü olarak kullanılabilir sıvı.
    tüm evraklarınıza izini bırakabilir sıvı.
    bokunuzun rengine isim vermiş sıvı.
    sabahları sağlam bir uyanma yaşatabilir sıvı.
    balzac' ın kaleminden muhteşem güzellikte cümleler akıtabilmiş sıvı.
    mevlana' nın mesnevi' sinde kendine şarap adıyla yer bulmuş sıvı.


    aman sıvı işte, için. yalnız granül olanları içip damak zevkinize haksızlık etmeyin. ya da edin bana ne ki
  9. dünyada her gün 1.6 milyar fincan kahve tüketiliyor. neden? çünkü:

    ba'de mesti ehl-i keyfin keyfini kim tazeler, taze elden taze pişmiş taze kahve tazeler.
  10. gerçekten de şu dünyada sen sevdiğim şeylerden biri bu içecek. kitaba falan da harika eşlik ediyor. çok fazla kahve romantizmi yapmak istemiyorum şimdi ama bana göre yalnızlara daha çok yakışan bir içecek, gündüzün şarabıdır kahve. ya da en fazla iki kişi ile güzeldir, tutkuludur, şehvetlidir. her neyse...

    uzun süredir içince kahve kelimesi geçen ya da kahve üzerine yapılan şarkılara takmıştım. 50' den fazla şarkı buldum çeşitli sitelerde. dinledim, düşündüm kendi müzik zevkime göre 16 tanesini seçtim. neden seçtiğimi kendimce anlattım. 2 bölüm halinde yayınlayacaklar neokur isimli fikri, arayüzü, kullanımı güzel kullanıcıları kötü kitap sitesinde. ilk 8 şarkı bu;

    http://www.neokur.com/h/kafein-tutkunlarina-ozel-icinde-kahve-gecen-sarkilar-bolum-1/18