kuzeye gidenlere şarkı - hüseyin kıran - youreads

  1. 1
    insanım, budur basit mucizem
    bunu ten çeken dişlerimden bilirim ben
    kuşların turunç yuvasını bozdum
    bakır yırttım, kendir büktüm bu yüzden

    kırçıl kıpırtılarla dolu ağzım
    adım azgın, kamçılı nehirlere verilsin
    hayatta çünkü hep, akmak halinde vardım
    hayatı hıncın mükemmel terazisiyle tarttım
    sarı sanrılarla yıkadım yüzümü
    kendime kelimelerden binalar yaptım

    o binalar beni kendine lehimlemesin
    yengeç kıskaçlarını yoksa, nasıl geriletirim
    işe yarar mı acı ceviz kabuğum
    ve bitlendim, okunmuş sular içtim korkumdan
    havada bundan, kara bir halka çizeceğim
    içime dolsun bet beniz, beter soluk
    içime dolsun ağaç kökleri, üşüyüş
    tarlama çamur ekeceğim
    artık baş kaldıramayacak bana ıhlamur
    gıcırdayan bacak, böcek
    çayıma çocuk kanı damlattım
    hepsini titreyerek harmanlarım
    hepimizi gönendirecek bu tuhaf tarım


    2
    üstümden taşları birer birer kaldırdım
    asfaltlar çünkü bana uğramasın
    bana uğramasın sıska sırtlar, ürperirim
    katran bidonları, asit keneleri ve tuz
    tüm bunlardan uzakta bir, bir ısrarlı ırmak
    bir ırmak gibi yerinde diretmek gerek
    bir inatla çünkü olur denizlere ulaşmak

    ben bu inatla biledim nacak ağızlarını
    gürgenlerin büyüme bilgisine sahip değilim
    şivem bozuk
    dudaklarım mavi
    çenem kenetli
    nasır içinde ellerim
    her biri birbirinden diri
    körpe şekillere ısırır gibi baktım
    bir bitkinin ritmini ancak böyle boşlardım
    hayatın gürültülü bedenine
    sap-lan-dım


    3
    derin gemileri ilerledi güneşin
    o geminin omurgasını omuzlarımla oyarım
    saçlarımda bu şuh talaşlar bundan olsa gerek
    köprücük kemiklerimde korku konçları, bundan
    ve bundan uzaklık, bundan yetenekli çalım
    bundan işte felçli kentin ince eğesi
    kışkırtıma mumlu bir aydınlık getirdi

    güneşin öfkeli elleri yüzümde gezindi
    ben yoksa neden bu denli esmerlik doluyum
    çıraların çır'ı
    gelgitlerin hışırtılı kumu
    gürbüzlere yaraşan gürlek tutum
    beni soğursun
    kendimi kelimelere hınçla borçluyum


    4
    o kelimeler beni kendimde ilerletti
    o kelimelerle bildim kuşkusuz
    küfür hayata en kısa yoldur
    ağzımda köpüklü sözcükler
    hava baygın ve soğuk
    üşümek leziz ve faydasız
    durmak gövdemin kıvamını koyultur
    soluyarak buna yanıt arıyorum

    elimde kılçık ve boyunduruk
    alnım paslı ve çürük
    tüm bildiklerimden kurtuldum
    hiç gidilmemiş bir yere gidiyorum

    orada beni eğrelti otları karşılayacak
    ve oltalarda ağzı yırtılmış balıklar
    ağıtlara batmış bir kayık
    yere atılı bir mızrak
    reçine rakısı, hisar sarısı, konken partisi
    dişlerimi işte bunlara geçireceğim
    güneşten nasıl da kuşkuluyum

    güzelim güney sus içinde uyusun
    kanımda gümüş
    yakalarım eprimiş
    gövdem terli ve bulanık
    ayaklarım kırık, pullarım kalkık
    kuzeye gidiyorum