sakarya türküsü - necip fazıl kısakürek - youreads

  • youreads puanı (7.00)


  1. necip fazıl kısakürek'in yazdığı sakarya türküsü şiirini kendisinin yorumlaması. fon müziği sonradan eklenmiş sanırım.
    daha önceden ulotrix isimli youser #91280 yorumunda belirtmiş sağolsun. ancak öyle güzel bir eser ki bu yorumlamanın youreads'te olması gerektiğini düşünüyorum.


    insan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    bir yanda akan benim, öbür yanda sakarya.
    su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
    her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
    şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
    fakat sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
    çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    hey sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
    rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    sırtına sakaryanın, türk tarihi vurulur.
    eyvah, eyvah, sakaryam, sana mı düştü bu yük?
    bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

    ne ağır imtihandır, başındaki, sakarya!
    binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
    yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
    ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
    şimdi dövün sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
    hani yunus emre ki, kıyında geziyordu;
    hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
    nerede kardeşlerin, cömert nil, yeşil tuna;
    giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
    mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    bulur mu deli rüzgâr o sedayı: allah bir!
    bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    vicdan azabına eş, kayna kayna sakarya,
    öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    insan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
    bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
    geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
    siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
    kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
    sakarya, sâf çocuğu, mâsum anadolunun,
    divanesi ikimiz kaldık allah yolunun!
    sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
    rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
    akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
    bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
    sen kıvrıl, ben gideyim, son peygamber kılavuz!

    yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
    yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, sakarya! .


    ---

    sanki bağrıma saplanmış her gün biraz daha derine işleyen bıçak gibi, her geçen gün daha çok acıtıyor.
  2. 10 yaşındayken ezberlediğim, bütün mısraları anlamam belki de yıllarımı almış olan ve hala yeni yeni anlamlar yüklemekte olduğum belagat harikası şiir.
    necip fazıl kısakürek'in ideolojik hedeflerinin ötesine geçeli çok oldu. yine de şiirlerini yalnızca birer sanat eseri olarak değil aynı zamanda birer manifesto olarak hala beğeniyor ve takdir ediyorum.

    misalen:

    -insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal/hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal : insan olmaya dair taşıdığımız her erdem, dini ve ahlaki değerler ya da saf dürüstlük ve yardımseverlik, insan olmanın bedeli olarak bizden bir şey götürecek. dünya nimeti olarak adlandırılacak hiçbir şey yoktur ki bizi insanlığımızın bir parçasından etmesin. o yüzden bir mukaddes yüke hamallık etmek rütbe ve malla bir arada olmaz.

    anlatsak her dizesini anlatırız da böyle, sabır yok sabır.