stalker - andrei tarkovsky - youreads

    • izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.90)
stalker - andrei tarkovsky
uzak bir gelecekte, bambaşka bir yaşam düzeni içerisinde, ismi olmayan bir ülkedeyiz. dünyaya düşen dev göktaşı yaşamı yerle bir ederken zone adında esrarengiz, yeni bir bölge oluşmuştur. bu bölgeden içeriye girebilen insanların tutkularının gerçekleşeceğine dair söylentiler vardır. içeride yaşayan 'güç' insan zihni tarafından hayal edilmesi mümkün olmayacak güçteki bir varlıktır. askerler tarafından korunan zone bölgesine sadece gerekli olgunluğa erişmiş cesur stalker'lar girebilmekte, bölgeye giren insanlara eşlik etmektedirler. kahramanımız stalker, ailesinin tüm itirazlarına rağmen bölgeye girmek isteyen bir bilimadamına ve bir yazara eşlik etmeye karar verir...


  1. bu filmle ilgili bi anekdot var;film çekilirken stalker öncülüğündeki grup demiryolunda bi tür drezinle bölgeye doğru giderlerken bir sahne çekilecek...sahne çekiliyor fakat tarkovsky çekilen bölüme bakıp,olmadı diyor..gerekçesi ise,arka planda yeralan kırlık alanda bulunan rengarenk çiçekler..bu aşmış yönetmene göre o çiçekler yönetmenin vermek istediği mesaja ters düşüyor...bunun üzerine prodüksiyon ekibi sözkonusu arkaplanda yer alan çiçekleri yolmak için hatırı sayılır bi çaba gösteriyor..böylece çiçeklerden arındırılmış arka fonla sahne yeniden çekiliyor...tarkovsky,çekilen bu yeni bölüme bakıyor ama yüzünde pek tatmin olmuş bir ifade yok...noldu diye soruyorlar...''çiçekler'' diyor tarkovsky,''çiçekelerin boşluğu duruyor orda''
  2. dinsiz ve tanrı inancı olmayan biri olarak, inançlı insanlara gönül rahatlığıyla inandıkları şeylerin ne kadar saçma ve anlamsız olduğunu söylemenin ne denli yaralayıcı olabileceğini stalker ve andrei tarkovsky üzerine yapılan yorumları okuduğumda anladım.

    benim için bir sanat eserinden daha fazlası, bu anlamsız yaşamla ilgili söylenebilmiş anlamlı sözler içinde en anlamlılarından olan stalker; kimilerine saçma, abartılmış veya sıradan gelebiliyormuş. okudukça şoka girdim, tansiyonum yükseldi.

    benim için bir yönetmenden veya yazardan çok daha fazlası, bu anlamsız yaşamla ilgili söylenebilmiş anlamlı sözlerin en anlamlılarını söyleyen tanrısal tarkovsky; kimilerince "bu muymuş tarkovsky?" diye yorumlanabiliyormuş. gözlerime mil çekilseydi de görmeseydim o yorumları.

    söylemem gerekir ki verdiğim bu ölçüsüz tepkiler, bu anlamsız yaşamda hiçbir dokunulmazım, hiçbir tabum; totemleştirdiğim hiçbir nesne, ideal veya kavram kalmadığını düşünürken kendi küçük yaşantı alanımda başkalarının habersizce çiğnediği tabular yarattığımı ve toplumun diğer üyelerinden hiçbir farkım olmadığını fark etmemi sağladı. benim için zerkalo, bugün, bir kez daha kırıldı.

    şunu bir dinleyin

    işte yaz geçip gitti.
    hiçbir iz bırakmadan.
    güneş hala ısıtıyor.
    ama artık yetmiyor.

    avucumun içine yerleşen
    yumuşacık beş parmak gibi
    her şey gerçek olabilir.
    ama artık yetmiyor.

    geriye güzellikler kaldı.
    kötülük zayıfladı.
    dünya şenlikle aydınlandı.
    ama artık yetmiyor.

    hayat her zaman katmanlı.
    endişeli, ve eğlenceli.
    ve ben gerçekten şanslıydım.
    ama artık yetmiyor.

    yapraklar daha sararmadı.
    dallar fırtınayla kırılmadı.
    gün, cam gibi, her şeyi yıkadı.
    ama artık yetmiyor

    arseni tarkovsky (andrei'nin babası)
  3. şimdinin bol vurdu-kırdılı, teknik imkanlı, bütçeli, yıldız oyunculu, dev kadrolu nice yapımını tek eliyle alır ve defterini dürer. işte öyle bir filmdir. tek kelimeyle enfestir. konu anlatımı ve sizi konuya dahil etme konusunda çok ileride bir filmdir. iz sürücü sizsinizdir ve bir süre sonra aslında kendi hikayenizin peşinde olduğunuzu anlarsınız.

    ton kullanımı, gerilimi işleme ve oluşturma şekli, diyalogları ayrı bir tat verir. birçok sahnesi, birçok tek karelik görüntüsü bile şu zamanın teknolojisiyle çekilebilen filmlerin neredeyse tamamında yoktur. eşsiz ve benzersiz bir anlatımla, düşsel bir yolculuk. uzun gelebilecek süresi ve çevreden duyabileceğiniz olumsuz eleştiriler sizi aldatmasın. izleyin ve tadını çıkarın..
  4. insanoğlunun binlerce yıllık serüvenini sembolize eden ve iç çatışmalarımızın en çarpıcı şekilde beyaz perdeye yansıtıldığı sanat eseri.

    spoiler olabilir;

    stalker (din/inanç), yazar (felsefe/sanat) ve bilim adamı (bilim/materyalizm) üçgeninde geçiyor hikayemiz. stalker'ın endişeli hali, yazarın rahatlığı ve kafa karışıklığı, bilim adamının kuralcılığı benimsedikleri sistem hakkında gayet net fikirler edinmemizi sağlıyor. mesafeler kat edildikçe yazarın cüretkarlığı artarken, stalker'ın endişesi artmaya başlıyor ve sorulan sorulardan rahatsız olmaya başlıyor. yani din otoritesini sürdürebilmek adına felsefe ve bilime reaksiyon gösteriyor, yolcuğun başındaki güven yerini yavaş yavaş öfkeye bırakıyor.

    yolculuğun sonunda ulaştıkları sonucun sahte bir cennet olduğunu anlayan felsefe varoluş sancılarına geri dönerken, bilim mantığa sığmayan bu olayı yıkmak için radikal yol çiziyor ancak vazgeçiriliyor.

    inanan ise kendi içinde ağır bir hesaplaşmayla baş başa kalıyor.

    spoiler sonu.

    en etkileyici sahnesi, stalker'ın zone'a kavuştup yere umarsızca uzandığı andı. bir inananın kutsalına kavuştuğundaki o iç huzur yüzümüze tokat gibi çarpıldı.

    kurduğumuz medeniyetin yaşadığı iç çatışmalar ancak bu kadar iyi aktarılabilirdi. son parantez olarak oyunculara açmak lazım sanırım. o kadar kirliliğin, çamurun ve kimyasalın içinde muhteşem bir iş çıkartmışlar. tarkovsky dahil üçlünün bu yüzden öldüğünü öğrenmek üzse de, emeklerinin boşa gitmediğini ve başyapıt olarak hakkının teslim edildiğini bilmek güzel.

    son olarak schopenhauer'le kapatalım;

    felsefe yüksek bir dağ yoludur... ıssız bir yoldur ve yukarı çıktıkça daha da ıssızlaşır. bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir... kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz. ve yuvarlaklığını da görür. kendisi her zaman saf ve serin dağ havasındadır ve güneşi görür, oysa aşağıdaki herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır.

    https://www.youtube.com/watch?v=pp1qxkbhqr4
  5. !---- spoiler ----!

    spoiler

    !---- spoiler ----!
    filmde ki sesler ve mekan izleyeni gerilim altında bırakıyor. iz sürücü ye bir peygamber havası verilmiş mekanı kutsallaştırması kendini kutsallaştırması yolda ilerlerken yaptığı rituel hareketler yazar ve profesöre dikta etmeye çalıştığı tabular ve bölgeye geldiğinde kendinden geçmesi ve filmin sonunda okuduğu dizeler bir çeşit ilahi gibi.

    profesörün davranışları merakın peşinde olan bir adam profili çizilmiş somunun peşine gittiği bölüm mantık ve akılcilik vurgusu yapıyor aç ve yorgun inanç safsatası uğruna kendini heba etme derdi olmadığını buna karşılık iz sürücünün nefsine hakim ol ödülün büyük olacak uyarısı.

    yazar çaresiz ve hayatı umursamaz görüntüsü veren ama bir o kadar bir şeyler inanma ve bağlanma duygusu yüksek bir insan iz sürücü sayesinde günahlarından arınma ve sonsuz bir huzura kavuşma hevesinde içki sahnesi silah sahnesi ve son yakarış sahnesi bana bugün ki menzile gittim her şeyi bıraktım diyen adamları hatırlatıyor.

    diğer youser arkadaşların da belirttiği gibi filmde din, bilim, felsefe ve insanın acizliği üzerine konular irdelenmiş.

    (bkz: youreads 1. film haftası)
    (bkz: youreads film grubu)
  6. youreads film grubunun 1. haftasının filmi seçilmesi izlememe vesile oldu. öncelikle filmin konusu drama ve bilim kurgu olarak geçse de bilim kurguyla pek ilgisi yok, zaten daha önce de bahsedildiği üzere yönetmenin amacı bilim kurgu bağını koparmakmış.

    film ağır ağır başlıyor ve bir çok sahnesinde ağır ağır ilerliyor, bu nedenle bence psikolojik gerilim çok daha uygun düşüyor film sınıflandırması açısından. (1. spoiler)

    film çok karmaşık değil, 47 yıl önce yapılması nedeniyle bazı basitlikler de içeriyor olabilir ancak içerisinde geçen birçok diyalog güzel bir film izlediğiniz hissi uyandırıyor. (2. spoiler)

    filmde çözülemeyen, nedeni, kaynağı ve sonucu bilinmeyen birçok nokta filmi izledikten sonra sizi düşünmeye sevk edebilir. (3. spoiler)

    filmi izlediğimde belki siyah beyaz sahneler, belki çözemediğim hikayeler, belki bilim kurgu beklerken, bir nevi gerilim filmiyle karşılaşmam gibi nedenlerle bir şaheser izlediğimi düşünmesem de boşa geçirilmiş bir zaman olarak da değerlendirmiyorum. filmin imdb puanı 8.2 ve bence bu puanı hakediyor...

    1. !---- spoiler ----!

    filmin 3 karakterinden birisi iz sürücü, yazar ve profesör olan diğer ikisi ise içine battıkları dünyadan iz sürücü peşine düşerek kurtulmaya çalışıyor, iz sürücü ise kendi kötü hayatındaki düşüncelerinden kurtulmak için adeta kendisinden daha kötü durumda olan insanlara yardım etme peşinde.

    !---- spoiler ----!

    2. !---- spoiler ----!

    zayıflık harika bir şeydir. ve güç hiçbir şey değildir. bir insan yeni doğduğunda, zayıf ve esnektir. öldüğü zamansa, kaskatı ve duygusuzdur. bir ağaç büyürken, körpe ve yumuşaktır. ama kuru ve sert hale geldiğinde, ölüp gider. sertlik ve güç, ölümün arkadaşlarıdır. esneklik ve zayıflık, varoluşun tazeliğinin ifadeleridir. kendini sertleştiren hiçbir şey kazanmayı başaramaz.

    !---- spoiler ----!


    3. !---- spoiler ----!

    iz sürücünün kızının sahip olduğu doğa üstü güçlerin kaynağı "bölge" midir, öyleyse iz sürücü de olağanüstü güçlere mi sahip?
    köpek nereden çıktı, gizemi ve anlamı nedir?

    !---- spoiler ----!