• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
5 no'lu cezaevi - çayan demirel
darbeden sonra meşhur diyarbakır cezaevinde 1980 - 1984 yılları arasında yapılan ağır işkenceleri anlatan 2009 yapımı belgesel.
  1. şiddet nedir ve neyi doğurur sorusunun cevabı olan belgesel. belgeselde gördüğü onca işkenceye rağmen hala barış diyebilen tanıdık simaları da görmek mümkün. işkenceleri hepimiz biliyoruz ancak o işkenceleri gören insanların hislerini bu belgeselle anlıyoruz. ayrıca empati kuramayan çoğu insan için kırılım noktası olmuştur bu belgesel.
  2. “burası cezaevi değil... burası askeri bir okul... burada size türk olmayı öğreteceğiz...” 12 eylül darbesinin ardından alelacele kurulan diyarbakır 5 nolu cezaevi’nin kontrolünü elinde tutan yüzbaşı esat oktay yıldıran’a ait bu sözler. köpek joe, yıldıran ve emrindeki askerlerle 1980-84 arasında 34 tutukluya mezar olan cezaevini belgeselleştiren yönetmen çayan demirel, tanıklarıyla yansıtmış yaşananları.

    5 no.’lu cezaevi darbenin maskesini düşüren belgeler bütünü bir bakıma. cezaevine adımını atan mahkumlara “televizyonlu koğuş mu istersiniz, banyolu mu?” sorusunun bir karşılığının olmadığını kanıtlayan ve her koşulda “işkence göreceksiniz” gerçeğinin bir kanıtı... cezaevi içine kurulan hamama rağmen mahkumların bir buçuk yıl su yüzü görmediği, tiyatro ya da sinema salonunun ölümden başka bir şeye sahne olmadığı, kadın mahkumların regl olmasının suç, erkeklerin sekiz dokuz saat tutmasına rağmen tuvalet talebinin “haydar’la tanışma” (askerlerin dayak için kullandığı kalaslar) sebebi olduğu bir acı hikâyeler bütünü 5 no.’lu cezaevi.

    bildiği tek dil kürtçe olan mahkumlara bile üç gün içinde istiklal marşı’nın ezberletildiği “türkleştirme” merkezinin “ne mutlu türküm diyene” sözünü geldiği ilk beş dakikada söyleyebilen bir alman konuğu bile olmuş. bütün bu vahşetin mimarı esat oktay yıldıran’a da en güzel cevabı bir tutuklu anası vermiş görüş sırasında. “bu çocuklar size çok acı çektiriyor. keşke bunları doğuracağınıza taş doğursaydınız” diyen yıldıran’a “analar ne doğuracağını bilseydi, senin anan seni doğurmazdı” deyivermiş korkusuzca."
  3. esat oktay yıldıran 1988 senesin de kısıklıda belediye otobüsün de ailesi ile birlikte seyahat ederken kafasına sıkılan kurşunla hayatına son verilmiştir. gönül isterdi hukuk devletin de yaşayalım , yargılansın ve cezasını çeksin. gönül isterdi öldürmek yerine kendisini alı koyup bir ömür yaptığı işkenceler kendisine uygulansın. göze göz , dişe diş bir durum söz konusu olsun. hiç acı çekmeden tek bir kurşunla öldü. yazık . iyilik yapmışlar.

    kendisinin yerine gelen ali osman aydın hakkın da bir bilgi yok , varsa da ben bulamadım. yaşıyor mu , öldü mü ?