aleksandr soljenitsin

Kimdir?

aleksandr soljenitsın (1918-2008) 20. yüzyıl sovyet rus edebiyatının kilit isimlerinden biridir.
ekim devriminden sonra 11 aralık 1918 tarihinde kislovodsk’da dünyaya gelen yazar, sisteme karşı aykırı duruşuyla tanınır. 1945 yılında yüzbaşı rütbesinde batarya komutanı olduğu doğu-prusya cephesinde stalin aleyhinde propaganda yapmak suçundan tutuklanmasıyla yaşamının on yılını çeşitli kamplarda ve kokterek’te sürgünde geçirir. “gulag takımadaları” isimli sanatsal denemesinin yurt dışında yayınlanmasının ardından vatandaşlıktan çıkarılır ve yaşamının yirmi yılını yurt dışında geçirmesine neden olan sürgün başlar. gittikçe zorlaşan mahkumluk ve sürgün yılları onun edebi yolculuğunu başlatması anlamında bir kazanımdır. bunun neticesinde yazmış olduğu ilk roman "ivan denisoviç'in bir günü" 1970 nobel edebiyat ödülüne layık görülmüştür.

eserleri;
ivan denisoviç'in bir günü (1962)
nedenin iyiliği için (1962)
kanser koğuşu (1968)
ilk çember (1968)
aşk kızı ve masum (1969)
ağustos 1914 (1971)
gulag takımadaları, 3 cilt (1973-1978)
prusya geceleri (1974)
aleksandr isaevich soljenitsin, sovyet liderlerine bir mektup, collins: harvill press (1974)
meşe ve dana (1975)
lenin zürih'te (1975)
ölümcül tehlike: sovyet rusya ve amerika'ya tehditler konusundaki yanlış kavramlar (1980)
kasım 1916 (1983)
zafer kutlamaları (1983)
mahkumlar (1983)
rusya'nın yeniden inşa etmek (1990)
mart 1917 (1995)
nisan 1917 (1995)
rus sorunu (1995)
görünmez müttefikler (1997)
200 yıl hep beraber: 1772'den itibaren rus-yahudi ilişkileri üzerine (2003)
  1. "nefes" adlı küçürek öyküsü çok hoşuma giden yazardır.

    !---- spoiler ----!

    gece yağmur çiseliyor ve gökyüzünde bulutlar bir o yana bir bu yana hareket ediyor, ara sırada hafiften boşalıyor. ben çiçeklenmiş bir elma ağacının altında duruyorum ve nefes alıyorum. sadece çiçeklenen bir elma ağacı değil, çevresindeki çimenlerde yağmurdan sonra parıldıyor. ve havayı dolduran bu tatlı ruhu tarif etmek mümkün değil. ben onu tümüyle akciğerlerime çekiyorum, tüm göğsümle bu havayı hissediyorum, nefes alıyorum, nefes alıyorum gözlerimi bir açıyorum bir kapıyorum, hangisi daha iyi bilmiyorum. işte, belki de özgürlük eşsizdir, bizi cezaevinde yoksun bıraktıkları en önemli şey özgürlüktür: orada nefes almak, burada nefes almak… (orada nefes almakla burada nefes almak aynı şey değildir.)yeryüzündeki herhangi bir yiyecek, herhangi bir içki ve hatta bir kadının öpüşü bile bu havadan daha tat verici değildir, çiçek, nem ve tazelik dolu bu havadan. bırakın sadece 5 katlı bir evin çevresine sıkıştırılmış küçücük bir bahçe olsun. ben motor gürültüsünü duymuyorum, radyonun sesini, hoparlörün gürültüsünü dinlemekten kurtuluyorum. bir elma ağacının altında yağmur sonrası hala nefes alıyorsam, daha çok yaşarım.

    !---- spoiler ----!