• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
american crime story
amerika'da adindan soz ettiren cinayet davalarının konu olarak isleyecek olan american crime story’nin ilk sezonu amerikan futboluna damgasını vuran ünlü sporcu o.j. simpson’un eski karısı nicole brown simpson ve sevgilisi oldugu iddia edilen ronal goldman'i öldürmekle suçlandığı davayı konu alıyor. the people v o. j. simpson isimli ilk sezonunda, davanın kaotik atmosferi, gerçek görüntülerle her iki tarafın da bakış açısıyla izleyicilere sunuluyor. tarihte halk tarafından canlı olarak izlenen ilk dava olarak kabul edilen bu duruşmalar serisi aynı zamanda reality show’ların da başlangıcı sayılıyor. los angeles’ın en gözde ve sakin semtlerinden biri olan brentwood’da bir gün sabaha karşı ölü bir kadının bedenini gören mahalle sakininin polisi aramasıyla başlayan ve zaman geçtikçe tüm dünyanın en çok takip ettiği olay haline gelen davayı en ince detayına kadar konu alan dizide izleyiciler bütün karakterlerin kendi gözlerinden yaşananlara tanık oluyor. günümüze kadar uzanan medyatik değeri, yüzyılın en çok takip edilen davası olması ve karar anının şaşırtıcı sonucu baştan sona dizide izleyicilerin karşısına çıkıyor.
  1. Bu senenin en buyuk bombasi bu dizidir. kesinlikle izleyin izletin. hatta size bir taktik vereyim. her bolumden sonra internette ufak bir arastirma ile o bolumde olan olaylarin gercek kayitlarina bakin. dizinin ne kadar kaliteli oldugu o zaman daha iyi anlasiliyor. karakterler o kadar guzel secilmis ki anlatamam. gercek bir hikaye olusu insani daha derinden etkiliyor. suan 7. bolumu yayinlandi. kac bolum surecegi hakkinda bir kesin bilgim yok. imdb'de 10 bolum gozukuyor ama ikinci sezon farkli konu mu islenecek yoksa bu konuya devam mi edecekler emin olamadim.

    dizi ile ilgili bir kac detaydan bahsedecegim.

    ilk olarak ismindeki The people v. ifadesi kafami karistirdi. hukukcu olmamakla beraber okudugum tanimlardan soyle bir sonuc cikardim bizin hukuk literaturundeki kamu davasi anlamina geliyor sanirim. cok anlamiyorum bu savci suc duyurusunda bulununca farkli mi oluyor kamu davasi tam olarak ne bilmiyorum ama dizi icinde de insanlar olarak durmadan bahsedilen bir zumre var basta juriden bahsediyolar sandim ama degil. hukukcu bir arkadas aydinlatirsa sevinirim. amerikan hukuk dunyasi daha karisik bizimkinden.

    O. J. Simpson a gelelim dizi icinde arkadaslari ona juice diyor bazen. nedeni isminin basindaki kisaltma O. J. amerika'da orange juice kisaltmasi oldugu icinmis.

    O.J.'in yakin arkadasi Robert kardashian bizim kim kardashian'in gercekte babasi. evet hatta dizide birkac yerde kim'in cocuklugunu goruyoruz.

    davanin irkcilik olaylarina baglanmasi cok guzel islenmis. davanin gercek kayitlarina ve delillere kesinlikle bakin cunku birebir aynisi islenmis.

    son olarak john Travolta yillara meydan okuyor.
  2. ilk sezonu henüz bitirdim. muazzam bir dizi, yakalanan gerçeklik üst düzey. ilk bir iki bölüm akmıyormuş gibi gelebilir ama onları atlattığınızda kaptırıp gidiyorsunuz. hikayenin gerçek kahramanlarının fotoğraflarını sezon finalinde gösteriyorlar ve cast "çıksa kendisi oynasa bu kadar olurmuş." diyecek kadar başarılı.

    olay öyle bir noktada vuku buluyor ki, toplumun o anki hassasiyeti, gerçekte ne olduğundan neredeyse bağımsız, bir kişinin katil olup olmadığının kararını veriyor. toplumun akıl almaz dinamikleri, işin sonunun nereye varacağının bazen hiç kestirilemediği kitle hareketi çarpıcı ve ırkçılık gibi zor kavramların zemini aslında çok kaygan, suistimal edilmeye pek açık.

    erkek egemen bir iş kolunda başarılı bir kadının daima karşılaştığı sorunlar, mobbing, cinsiyetçilik üstün bir gözlemin neticesinde muazzam yansıtılıyor. şahsiyet dizisinde de benzer bir konu yer alıyor, karşılaştırma yapacağım da bir gülme geliyor, vazgeçiyorum.

    merakla 2. sezona geçeceğim, gerçek bir polisiye suç dizisi arayanlara şiddetle tavsiye ederim. 1. sezon trailer

    not: sanırsam dizide john travolta değil de balmumu heykeli oynuyor.
  3. ilk sezondaki o.j. simpson davasi ile amerika'daki irkcilik uzerinden mukemmel bir sezona imza attiktan sonra ikinci sezonda gianni versace'nin olumu uzerinden homoseksuellik temasinda bir cinayeti islediler. 3. sezonda hangi cinayeti isleyecekler diye merakla beklerken gecenlerde gelecek sezonun katrina kasirgasi sonrasi new orleans'daki bir hastanede yasanilan insanlik sucunu anlatacagini ogrendim. suc hikayelerini sadece cinayet ile iliskilendirmemeleri ve boylesine ilginc bir konuyu etik cevrevesinde isleyecek olmalari hosuma gitti. 3. sezonun adi katrina olacakmis ve pulitzerli eser five days at memorial - sheri fink dan uyarlama olacakmis. dizide donemin baskani george w. bush'u da gorecegiz.

    yapimcilarin amerikan korku ogelerini her sezon temalastirip olusturduklari american horror story yapimindan daha cok sevdim bu seriyi. korku ogeleri her kulturde farkli algilandigindan bazi sezonlari sevmemistim. suc hikayeleri ise daha cezbedici gibi ve daha evrensel bir kitleye hitap ediyor.

    edit: son olarak 4. sezon konusu olarakta monica levinsky skandalini isleyeceklermis. yayin tarihi belli olmasa bile ilgili bir kitabin senaryolastirma hakkini almislar.
  4. ilk sezonu harikulade. mahkeme sahnelerinde gerim gerim gerilip acayip bir merakla karşı tarafların nasıl hamle yapacağını bekliyordum.
    ikinci sezonun ise adı yanlış konmuş bence.
    the assasination of gianni versace değil, the assassin of gianni versace olsa da olurmuş.
  5. 2. sezonun atmosferi 1. sezondan çok farklı fakat hiç de fena değil. işlenen cinayet ve sonrasındaki toplum dinamiklerini değil katilin kişiliğinin adım adım şekillenişini izliyoruz bu defa. aslında bir katilde bir anda ortaya çıkmıyor, adım adım yaratılıyor ve tahmin edeceğiniz gibi en büyük rol ailede.

    başroldeki darren criss güzel bir iş çıkarıyor. hikaye de zaten versace'nin değil tastaman onun hayat verdiği cunanan'ın hikayesi.

    bir gecede oturup takır takır izlenenlerden değil, arada 1 2 bölüm izlemeliklerden güzel dizi. 3. sezonu bekliyoruz bakalım. trailer
  6. ay biz hiç dizi izlemiyoruz, hep belgesel desem inanmazsınız, zaten doğru da değil, ama nerede böyle uzun davalı, efenim adam kesmeli, hatta yemeli belgesel var keyifle izleyen biriyimdir (bkz: the staircase) , (bkz: capturing the friedmans) , (bkz: the cannibal that walked free) . neyse bu benim sorunum.

    gelelim bu diziye, sanırım biraz da yukarıdaki sebepten sevdiğim bir dizi oldu. ancak böyle çetrefilli davaların işlendiği belgesel yapımlara aşina olduğumdan izleyicinin gerçeklik algısını bozup bozmadıklarını ve gerçeklere ne derece bağlı / objektif kaldıklarını kestiremedim.

    onun dışında ilk sezon itibariyle her şey yerinde, güzel dizi.
    mesut