• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
boğulmamak için - george orwell
göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan george bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır.1939'da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır.böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir.fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.
  1. can yayınlarının yeni çıkardığı - yeni kapak tasarımlı - george orwell romanı.
    konusu dikkat çekici. iyi bir tat bırakacağını düşünüyorum.

    kitaba göz atmak için; boğulmamak için
  2. sayfaları çevirirken gelen bombalanma endişesi.
  3. ithaki'nin eski bir çevirisi var. kapak tasarimi çok daha iyi. bu arada, evet boğulmamak için bir şeyleri karşılılıyorda, daralma kesinlikle daha iyiydi.
    abrek
  4. george orwell nickli eric arthurun yazdığı enfes bir roman.
    bir insanın balık tutmaya olan hayranlığını dönemin savaş şartlarında , hayatın getirmiş olduğu zorluklarla nasıl yalın yaşanabileceğini tatlı tatlı anlatan bir roman.
    ve tabiki arkasında ağır bir iğneleme ve eleştiri.
  5. okumadım ama listenin en başına koydum en kısa zamanda irdelemiş bir şekilde geleceğim.
  6. favori yazarımın yeni çıkmış kitabı.
    ne anlatırsa anlatsın okutur orwell. gene çok şeker bir karakter ile savaşı, çocukluğu, çocukluk döneminin ingiltere'sini, yaşlıları, gençleri, sefaleti, rezaleti, aşağılanmayı mizahla harmanlayıp bize sunmuş.
    çok akıcı, sevecenliği iyi bir çeviri ile okuyucuya akan bu kitap bir solukta bitiyor.
    ne zaman bu yazarın bütün kitaplarını okudum desem, yeni bir kitabı raflardan gülümsüyor.

    kitabın ithaf cümlesi bence orwell'in karakter özeti:
    " ölmüş ama yatmak nedir; bilmiyor. "
    arada savaş sahneleri olmasa, inşaat sektörü, reklamcılar, takip edilemeyen gıda sektörü, bağnazlar, fakirler ve hele de basına yaptığı göndermelerle yazar eski ingiltere'yi değil de, bildiğiniz bir yeri anlatıyor sanırsınız.
    kitaptan :
    " kendi sektörüm olan sigortacılıkta da üçkağıt olduğunu kabul ediyorum. ama masada kartlar açıktır."
    " inşaat kuruluşlarının üçkağıtlarındaysa kurbanlar sizin onlara iyilik yaptığınızı sanır; işin güzelliği budur. siz insanları bir güzel tokatlarsınız ama onlar ellerinizi öper."

    bazı yerlerde sesli güleceksiniz. orwell ile yolunuz bir kere kesişmişse ondan kaçamazsınız. bunu da okuyun, asla pişman olmazsınız.
  7. savaş sonrası halkın * iç dünyasına tutulan belkide en aydınlık fenerdir.

    sıradan bir pazarlamacı; insanların daha yeni yeni hizmet sektörüyle tanıştıkları zaman. arabalara yeni alışmışlar. uçakların gerçek olabileceğini de üzerlerine yağan - yağacak olan - bombalar ile öğrenecekler. birinci dünya savaşından çıkmış. savaş sonrası boşluğa ve buhrana kurban gitmiş bir halk. insanların banliyolarda kendilerine ve çevrelerine olan yabancılaşması...* kitlesel bir şekilde bu yabancılaşmanın farkına bile varılamaması... hayatın ''rutini'' kavramında yitip giden ömürler... ve doğuda beliren ''renkli gömlekliler''

    devletin propagandaları, savaş kışkırtmaları, insanların faşizme faşistçe körüklenen öfkeleri, ve tüm bu kaosun ortasına cocukluğuna dönmek isteyen garibim. ancak, nelerin değişip nelerin değişmeyeceğini öğrenecektir.

    balık tutmak! kocaman şişman* adamlara göre değildir.
    balık tutmak! banliyoda yaşayan ve ölene kadar yaşadığı evi satın almaya(!) çabalayan insanlara göre değildir.
    balık tutmak! sözde ihtiyaçlar üretip o ihtiyaçların(!) peşinde koşanlara göre değildir.
    velhasıl balık tutmak: kapitalizme göre değildir.

    spoilera pek girmek istemiyorum ama bence üzerinde ağır anlamlar olan bir aktiviteydi balık tutmak. geçmişe ait özlemleri, insanların gerçekten ve mutlu olabileceklerini; insanların dayatılmadan ve gerçekten zevk aldığı her şeyi ama her şeyi anlatıyordu. halbuki bir misina bir iğne yeterliydi. göllerimiz çöplük olmadan önce.

    bir dönemi incelemek istiyorsanız, dönemin edebiyat eserlerini inceleyiniz. geçmiş yüzyılı incelemek istiyorsanız bu adamı okuyun.

    hoş günümüz yüzyılı için dahi son derece geçerliliğini koruyan - hatta daha da artan - eserleri okuyun. etrafınızda bu gerçeği göremeyenlere okutun. kendi içinde yaşadığı buhranı - durumu- bu adamın geçen yüzyılından anlasın.
  8. yazarın bu zamana kadar kitaplarının hep sosyal ve toplumsal değerlendirme kısımları özellikle dikkatimi çekmişti. ancak burma günleri'nden sonra bu kitap bana yazarın kaleminin ne kadar kuvvetli ve benzetmelerinin ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha hatırlattı yazarın aşağı binfield tasvirleri beni adeta orada yaşamış kadar etti. hatta öyle ki oradaki istilacılardan en az george bowling kadar ben de tiksindim. onun dışında bu kitap orwell'dan okuduğum 4. kitap ve durmaya pekte meraklı değilim. kendisi benim favori yazarlarımdandır çünkü.

    !---- spoiler ----!

    ayrıca yazarın bir yerde bowling soyadının nadirliğinden bahsetmesine rağmen ilginç bir şekilde binfield'da geçen anons beni çok şaşırttı zira okunan isim hilda bowling idi. ulan hem soyad nadir diyorsun hem de karının isminde biri aynı soyad ile senin doğduğun yerde hastalanıyor, üstelik sen tam da oradayken. bu ne iştir be orwell.

    !---- spoiler ----!
    hiciv