1. pearl jam'in solisti olan ve sahne performansları ile adından söz ettiren sıradışı müzik insanı. bir çok insan onu into the wild için yaptığı film müzikleri ile tanımıştır.

    örnek olarak society ve long nights verilebilir.
    ufo
  2. sıra dışı bir yaşam öyküsü vardır. okula gidememiş ama dışarıdan istediği alanlarda ders almıştır. pek çok zorluk yaşamıştır bu başarılara imza atana kadar. yanılmıyorsam benzin istasyonunda da çalışmış bir dönem.

    değişik sahne performansıyla ünlü. kendini parçalarcasına adeta kırıp döktüğü zamanlar. black, sirens .. en güzel yorumlarından. annesinin kızıldereli olması ayrıca merak uyandırmıştı bende. bu arada yazdığı her parçanın bir hikayesi vardır.
  3. 1964 doğumlu, abd'li müzisyen. grunge rock'ın önemli temsilcilerinden pearl jam'in üyesi, beyni, kadife ceketli bariton vokal.

    rockstar tribini bambaşka düzeye taşıyan mütevazı, samimi, duyarlı, örnek sanatçı. birçok farklı ülkede yardım konseri icra eden, doğal yaşamın korunması, iç/dış abd politikaları vb. birçok toplumsal meselede söz söyleyen aktivist, biraz kızılderili. kendi küçük, yüreği büyük; kızlarına aşık bir baba.

    aile ilişkileri yüzünden travmatik bir çocukluk geçirmiş. gerçek adı edward louis seversen.

    uzun süre üvey babasını, biyolojik babası sanmış.

    15-16 yaşlarında düştüğü yalnızlığa, the who ile gerçek anlamda tanıştığı ve 12. yaş gününde annesinin hediyesi olan gitarla başladığı müzik ile çözüm bulmuş.

    "when i was around 15 or 16... i felt all alone... i was all alone except for music." e. vedder

    lisede, ailesinden ayrı kendi tuttuğu evde, geceleri eczanede çalışarak yaşamış, okul ve iş dengesini tutturamadığından okulu bırakmak zorunda kalmış. garsonluk, otelde koruma görevlisi gibi işlerde çalışmış. (hala benzincide çalışırken aldığı kamyoneti kullanır.)

    şarkı sözlerinde; özellikle çocukluk ve gençlik döneminden kalma fena halleri, yaşadıklarımdan öğrendiklerim var diyerek sunar.

    ilk grubu; san diego çıkışlı bad radio. bad radio, duran duran hayranı bir grup iken vedder'ın gruba katılmasından sonra rhcp etkisi artmış ve alternatif rock tarzına yaklaşmışlar.

    eddie gruptan ayrıldıktan sonra benzin istasyonunda belli bir süre çalışmış. buradayken rhcp'nin eski davulcusu jack irons ile tanışmış. jack irons, seattle da bir grubun (mother love born) solist aradığını söylemiş, eddie grubun demolarını dinlemiş ve kendi yazdığı 3 şarkıyı göndermiş (alive, once, footsteps). buradan sonra pearl jam ile yürümüş zaten.

    verdiği bir röportajda en çok; the doors, jethro tull, ramones, bruce springsteen, john mellencamp, led zeppelin, aerosmith, u2, the who, pink floyd, the jackson 5, rhcp, the beatles, frank zappa, tom petty and the heartbreakers, elvis costello, talking heads, sonic youth, fugazi, tom waits, huey lewis, bob dylan ve the pixies'ten etkilendiğini ifade etmiş.*

    şunu da bırakayım bu kim şimdi denmesin .
  4. zaten hali hazırda çok sevdiğim pearl jam'in solisti, güzel adam. ukalele songs ve into the wild albümleriyle dinlemeye doymamaya başladık tabi. sonumuz hayır olsun...
  5. benim de muzdarip olduğum (bkz: epidermolizis bülloza) hastalığına dikkat çekmek amacıyla kampanyaya katılmış olması sebebiyle bende ki yeri apayrıdır.
  6. filmleri hep altyazılı izlerim. müziklerin çevirisinin yapıldığı bir filme ilk defa denk geldim. adam öyle sözler yazmış ki sanki senaryonun eksik kısımlarını tamamlar gibi.

    (bkz: into the wild - sean penn)