• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.42)
ekmek arası - charles bukowski
"ilgi duymuyordum. hiçbir şeye ilgi duymuyordum. nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. bende bir eksiklik vardı belki de. mümkündü. sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. onlar adna uzak olmak istiyordum.gidecek yerim yoktu ama. intihar? tanrım, çaba gerektiriyordu. beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi."
  1. mnb
  2. '' sonra tahammül edilmez oldu benim için. nefret ettim onlardan.
    güzelliklerinden, sorunsuz gençliklerinden nefret ettim. sihirli ışıkların altında birbirlerine sarılmış dans ederken kendilerini çok iyi hisseden bu, geçici olarak şanslı, zedelenmemiş küçük çocukları izlerken onlardan nefret ettim çünkü henüz bende olmayan bir şeye sahiptiler ve kendi kendime sürekli, bir gün ben de sizin kadar mutlu olacağım, göreceksiniz, diyordum. ''
  3. kitabın ana karakteri henry chinaski sert görünmeye çalışan ve büyüdükçe bunda daha başarılı olabilen fakat gayet de vicdanlı bir çocuk. ilk okuduğum bukowski kitabı oldu. bukowski'den yapılan alıntılar şimdiye kadar çok memnun etmemişti beni fakat en azından bir kitabını olsun okumak istedim. ve kötü çocuk tavırlarından zaman zaman rahatsız olsam da başka kitaplarını da okumaya karar verdim.
  4. özellikle çavdar tarlasında çocuklar'ı seven dostlara tavsiye ederek başlayayım. aynı olmasa da benzer bir tat var hissiyat açısından, tabi kendi düşüncem.
    özünde iyi bir insan cümlesi kahramanımız henry için yazılmış sanki. bukowski'nin kendi hayatından esintiler de barındıran bu romanda bir çocuğun büyüyüşüne tanık oluyoruz, tüm yanlışları, tüm yalnızlıklarıyla.
    bu arada çevirmene de değinmek lazım, bu tarz kitaplar genellikle dublajlı filmlerin rahatsız edici havasında olur ama bu çevirinin dili kesinlikle otantik.
  5. bukowski ile ilk tanıştığım roman. lisede okumuştum, o zamanlar okuduklarıma göre alışılanın dışında oluşuyla alıcılarımla oynayabildiğini çok iyi anımsıyorum.

    bukowski'nin kendine ait olanı çoğunlukla da kötü tarafını öylesine samimi ve açıklıkta döküşüne şaşırmıştım. insan ta derinlerine sirayet eden, görmezden geldiği ya da bastırdığı fenalıkları bulup bu kadar yalın bir gerçekçilikle ortaya koyabilir mi? "hayatı o kadar da ciddiye almamalısın ahbap, yaşamana bak işte" tavırlarıyla kendisi ile barışık bir o kadar da kendisine düşman bir adamın hikayesi.

    sonrasında çok daha güzel benzer nitelikte romanlar yazılmış olabilir ama bukowski'nin bu romanının yeri hep ayrı kalacak benim için. bukowski okumak isteyenler için iyi bir başlangıç kitabı olacağını düşünüyorum.

    !---- spoiler ----!

    "park et, ben belayım."

    !---- spoiler ----!
  6. "sarhoş olmayı hep sevmeye karar verdim. sıradanlığı alıp götürüyordu, sıradanlıktan yeterince sık uzaklaşabilirsen sıradan olmazdın belki." gibi bir söze sahip olan bir kitap. benimde hayat anlayışımı yansıtır. "okusam mı acaba?" diye düşünüyorsanız eğer okuyun. düşünmeyin, seveceksiniz.
  7. bokowski'nin otobiyografik romanı sayılır. küçük buko'nun inatçılığı ve karamsarlığını, tam ortasında kaldığı yalnızlığını okumak üzücü bir o kadar keyifli. avi pardo'nun çevirisi de her zamanki gibi okuma zevkini ikiye katlıyor.

    !---- spoiler ----!

    babasının kayışla dövmesi, o sahne fena iç geçirtmişti.

    !---- spoiler ----!