1. yılın en değerlisi bir o kadar da hızlı geçeni.
  2. sıcak ve nemi böyle kuvvetli hissettikçe bir an önce gelmesini istediğim; yılın en sevdiğim ayı. gerek havası gerek rengarenk yanıyla eylül'ün yeri bende ayrı.
  3. antipatik bir ay.
  4. zaman ne çabuk geçiyor.. daha dün gibi o sıcakları hissettiğim günler; derken gelmiş de çatmış son'baharım... balık mevsimi geldi bir yandan; bir yandan bende özdeşleştirdiğim hali.

    üstelik sadece bu da değil. eskiden okulların açılmasının göstergesi olan bir aydı. alış veriş zamanı, arkadaşlarla buluşma, okula dönüş...
  5. o kadar şiir yazmaya çalışmış olmama rağmen, aklımda kalan tek yazmaya çalıştığım şiirime sebep olan aydır. doğduğum ve umarım bitişimin de içinde olacağı aydır.

    neden sevdiğini söyleyebilen
    nedeni seviyordur seni değil
    mesela eylül'ü severim ben
    nedenini değil
  6. sevemediğim ay; "son"u değil, "bahar"ı sevdiğimdendir belki, yerlere dolan kahverengi yapraklar yerine, dalındaki rengarenk çiçeklerle kendimi iyi hissettiğimdendir. hazan, güz, sonbahar hep hüznü çağrıştırıyor bana, üzmeden geçer inşallah.
  7. bir eylüldü başlayan içimde
    ağaçlar dökmüştü yapraklarını
    çimenler sararmıştı
    rengi solmuştu tüm çiçeklerin
    gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
    katar gidiyordu kuşlar uzaklara
    deli deli esiyordu rüzgar
    dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
    yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

    neydi o bir zamanlar
    sevmişliğim, sevilmişliğim
    o heyheyler, o delişmenlikler neydi
    ne bu kadere boyun eğmişliğim
    ne bu acıdan korlaşan yürek
    ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
    önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
    ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

    beni kötü yakaladın haziran
    gamlı, yıkık eylül sonuma
    bir ilk yaz tazeliği getirdin
    masmavi göğünle
    cana can katan güneşinle
    pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
    çiçekler açtı dokunduğun
    çimler büyüdü yürüdüğün
    ve güller katmer oldu güldüğün yerde

    başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
    oldurduğun yemişlerin ağırlığından
    dallarım yere değiyor
    güneşi batmadan saçlarının
    bir dolunay doğuyor bakışlarından
    gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
    uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
    başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
    ölebilirim artık

    ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
    sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
    baksana; parmak uçlarım ateş
    lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
    hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
    benimle meydan oku her çaresizliğe
    benimle uyu, benimle uyan
    birlikte varalım on üçüncü aylara

    ben eylül sen haziran -*
  8. şarkıcı alpay'ın hakkında 18 yıl arayla 2 şarkı yazdığı ay, miladi takvimde sıra numarası 9.

    şarkılar:

    eylülde gel
    eylülde gel demiştim

    rivayet odur ki; alpay, ankara üniversitesi hukuk fakültesinde hocalık yaparken bir öğrencisine abayı yakar. ancak kız hocasına yüz vermez ya da başka bi'şeyler olur, ancak kavuşamazlar... dönem biter, kız memleketine gider. alpay, sevdiğinin eylül ayında, yeni eğitim öğretim döneminde dönmesini beklemektedir... ancak kız dönmez... akibeti nedir bilmiyorum ancak alpay o kızı bir daha göremez... ve uğruna ilk şarkıyı yapar...

    18 yıl sonra bir şekilde o hanım kızımız alpay efendinin karşısına çıkar ve "geldim" der... aradan geçen yıllar birçok şeyi eskittiği gibi alpay'ı ve o genç aşkını da eskitmiştir... aralarında neler geçer tam bilmiyorum ancak, alpay bir şarkı daha yapar.

    ikinci şarkının sonunda çalan piyano (galiba) eylülde gel şarkısından bir kupledir, göz yaşlarını depreştirir...
  9. eylül' e serzeniş

    tatil biter, yaz aşkı gider,
    ağaçlar yaprak döker,
    deniz, kum, güneşe bir hüzün çöker.
    şimdi sorarım size eylül' ü kim sever?

    karpuzun tadı kaçar,
    dondurma, limonata akıldan çıkar,
    terlik, atlet, şort rafa kalkar
    şimdi sorarım size eylül' ü kim sever?
  10. sol görüşe sahip kadın ismi gibi gelendir bana her zaman