• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
gertrud - hermann hesse
dünyada müzik denen şeyin varlığı, zaman zaman melodilerin insanın ruhuna işleyip tüm benliğinin armonilerin seline kapılması, benim için hep derin bir avuntu kaynağı, yaşamamı bağışlatan bir neden oluşturdu. müzik gibisi var mıdır! durup dururken bir melodi gelir aklına, söylemeye başlarsın, sessiz, içinden yalnızca, varlığını melodiyle içirip doyurursun, melodi tüm güçlerine ve devinimlerine el koyar – ve sende yaşadığı süre içindeki tesadüfi, kötü, kaba, kasvetli ne varsa silip atar, dünyayı da alır kapsamına, zoru kolaylaştırır, donup kalmış nesneleri kanatlandırır.” hermann hesse’nin usta kaleminden bir müzisyenin portresinin çizildiği, goethe’nin genç werther’in acıları’ndan yansımalar taşıyan, doktor faustus’u yazarken thomas mann’a esin kaynağı olan bu kitapta, insana ve yaşama ilişkin pek çok unsurun içinde müzik başköşede. okurken satırlardan tınılar yükseliyor, sayfalarda notalar uçuşuyor. hesse bir roman yazmamış, bir ezgi bestelemiş adeta. kulakların pasını silen eşsiz bir ezgi gertrud.
  1. müziğin anlatımının bu kadar güçlü olmasıyla insanın içinde güzel melodiler oluşturan bir kitaptı bence.

    genel olarak kurgusu ve/veya betimlemelerini öyle ahım şahım bulmasam da özellikle müzik ve müziğin karakter üzerindeki etkilerinin anlatıldığı bölümlere bayıldığımı söylemeliyim.

    daha önce çarklar arasında kitabını da okumuştum. anlatımını ona benzettim. karakterin ruh haline / ruh yapısına oldukça yer veriyor ancak olay örgüsü bunun çok gerisinde kalıyor. sonu geçiştirilmiş gibi. "ve sonsuza dek mutlu yaşadılar"* gibi kısacık bir cümleyle sona bağlanan filmlere benzettim.

    müzik ve beste süreci dışında; olay örgüsünde yer alan aşk hikayesi - 2 kadın 1 adam hikayesi zamanında çok ilgi çekmiş olsa da günümüzde film - dizi - kitap vb kurgularda bu konu oldukça tüketildiği için bize sıradan ve sığ gelebilir* ancak kitabın yazıldığı dönem de belli. bu yüzden bunu eleştirmeye hakkım olmadığını düşünüyorum.

    kitapta gençlik ve yaşlılık kavramları üzerinde duruluyor bu bölümleri de birer "öğreti" kabul ettim, siddhartha 'daki gibi...

    "gençler dünya durdukça yaşayacaklarına inanırlar, bu yüzden tüm düşünce ve istekleri kendilerine yöneliktir. yaşlılar bir yerde son diye bir şeyin bulunduğunu anlamış, bir kimsenin yalnızca kendisi için yaptığı şeyin sonunda bir delikten içeri düşüp hiçbir değer taşımayacağının bilincine varmışlardır."

    bir de; ben kitabı okurken sürekli yann tiersen 'in eusa albümünü dinledim. sahnelere uyduğu da oldu; benim için kitaba soundtrack oldu. tüm o müzik anlatılan bölümlerde kulağımdaki melodiler ve kitabın içimde yarattığı melodiler çok güzel harmanlandı sanki, öyle hissettim.