• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.17)
harold and maude - hal ashby
harold, 20 yaşında annesiyle devasa bir malikanede yaşayan zengin ve intihara meyilli bir gençtir. harold'un hiç arkadaşı yoktur. en büyük eğlencesi annesine düzenlediği ufak intihar gösterileridir. harold'un arada sırada dışarı çıkmasını sağlayan bir merakı daha var, tanımadığı insanların cenazelerine gitmek. maude ile de bu vesileyle tanışıyor. maude 79 yaşında, hayattan hala zevk alabilen enerjik bir kadındır. maude da tanımadığı insanların cenazelerine katılmayı takıntı haline getirmiştir. fakat onun amacı farklıdır. maude, cenaze bitiminde insanların arabalarını çalarak onlara ölümün yakında olduğunu ve maddi şeylerin önemsizliğini hatırlatmaktadır. harold ve maude işte böyle bir cenaze merasiminde tanışırlar ve böylece unutulmayacak bir aşk başlar.
  1. harold and maude, yönetmenliğini hal ashby'nin yaptığı 1971 yapımı kara komedi filmidir. başrollerinde mükemmel bir iş çıkaran ruth gordon ve but cort bulunuyor. belki de filmin bu kadar güzel olmasını sağlayan senaryosu da colin higgins'e ait. filmin senaryosundan kitaplaştırılan romanı da türkiye'de "doğum günün kutlu olsun" adıyla yayımlanmıştır. filmde asla atlanmaması gereken bir unsur daha var, cat stevens'ın müziği. (bkz: if you want to sing out)
    (bkz: don't be shy) (bkz: i wish, i wish)

    harold and maude, romantik bir film olmasının yanında ağır bir eleştiri filmidir. filmde harold'un annesi üzerinden burjuva yaşamın konformizmi eleştirilmektedir. filmin yapım yılını da göz önüne alırsak 68 döneminden etkilendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. aynı zamanda maude'un üzerinde barış yazan pankartla harold'u askeri okuldan kaçırış sahnesi ve harold'un, general mcarthur'un sağ kolu olmuş amcası üzerinden de militarizm eleştirisi yapar film.
  2. izlediğim en özgün ve huzur dolu filmlerden biri. sıra dışı bir aşkı ve aşkın sınırsızlığını o kadar doğal vermiş ki.

    hikayede hayattan bıkmış harold ile hayat dolu 79 yaşında maud’un ilişkileri hoş bir ironi oluşturmuş. yetmemiş, oyuncuların kıyafetleri, müthiş detaylar içeren iç mekan dekorları ve çekimi, fotoğraf kareleri tadında doğa çekimleri, çarpıcı intihar sahneleri ile büyüleyen bir atmosfere sahip.

    filmde yönetmen hal ashby de harold ile maude'in lunaparkta model trenleri izledikleri sahnede uzun saç, sakal ve kemik gözlükleriyle arzı endam ediyor.

    !---- spoiler ----!

    -dua eder misin?
    -hayır, iletişim kurarım.
    -tanrıyla mı?
    -hayatla.

    !---- spoiler ----!
  3. şımarık gencin biriyle, hippi yaşlının aşkını anlatan, iki birbirinden gıcık, birbirinden sevimsiz karakter birleşirse nolur sorusunu malesef cevaplayan film: 80 yaşına gelip hala liseli ergenler gibi davranan maude ve kurbağa tipli harold...

    !---- spoiler ----!

    en azından biri gerçekten ölüyor da rahat bir nefes alıyoruz.

    !---- spoiler ----!
    zei
  4. içinde bir çok gönderme içeren keyifli ve hayat dolu bir film olduğunu söylemeliyim öncelikle. her ne kadar bir çok sahne mezarlık ve cenazelerle geçmiş olsa da...
    ve yapım yılını göz önüne aldığımız zaman bir çok filmin önüne geçecek oyunculuk, senaryo ve yönetmenlik becerisi ile karşı karşıya kalıyorsunuz izlerken.

    her şeyin tükendiği ve yeniden başladığı anları izlemekten keyif alan, onlara bakarken, yaşantısına mutlu olan bir kadın...
    ölenlerin ardından yas tutanların, samimi sevgilerine şahit olmak için cenazeleri gezen bir çocuğun hikayesi izleyeceğiniz.
    oyuncu seçimlerinin çok başarılı olduğunu da itiraf etmeliyim öncelikle. zira bu iki karakteri izlerken sanki başka hiç kimse daha iyi hayat veremezdi harold ve maude'ye diyorsunuz. ve harika cat stewens şarkıları eşliğinde tadına doyum olmaz bir film çıkıyor ortaya.

    ve önemli bir not:
    !!!!genel ahlak kurallarınızı lütfen o 90 dk'lık sürenin dışında bırakınız. filmden keyif alarak izlemek istiyorsanız!!!!!

    öncelikle maude'yi çok sevdiğimi itiraf etmeliyim. hayattan alabileceği ne varsa hepsini elleri ve tırnaklarıyla alan bir kadın. yaşam enerjisi hayranlık uyandıran cinsten.
    filmin yapım yılı hesap edildiğinde 1892'li olduğunu düşündüğüm bir kadın maude ve iki dünya savaşı geçirmiş. biri daha ağır olmuş anladığım kadarıyla.
    filmin sonuna doğru kolundaki nazi toplama kamplarından kalma dövmesini görünce anlıyoruz.
    hayata, doğaya, insana müthiş bir sevgisi var.
    tam bir çiçek çocuk maude.*
    üreten, yaşayan her şeyi seven, mutlu olan, mutluluğu etrafındakilere yayan, hayatın özünü emip, iliği boğazına kaçırmayanlardan yani.*


    !!!!!-----------film hakkında ipuçları içermektedir----------!!!!!!!

    ve maude ile şu replik hayata karşı duruşunu net bir biçimde anlatıyor aslında.
    "her gün yeni bir şey dene! bize öğrenelim diye hayat verildi!

    !!!!!-----------film hakkında ipuçları içermektedir----------!!!!!!!



    ve harold; ahh insan alıp sarmalamak istiyor bu çocuğu. mutsuzluğunun yegane sebebi annesinin sevgisiz ve ilgisiz bir kadın olması. * zeki ve yetenekli bir çocuk ve göründüğünün aksine inanılmaz duygusal aynı zamanda.

    !!!!!-----------film hakkında ipuçları içermektedir----------!!!!!!!


    şu sahne filmle ilgili en sevdiğim anlardan birisi oldu sanırım.
    "insan bu güzelim yaşantının içinde neden mutsuz olur?" sorusuna çarpıcı bir yanıt vermiş maude'nin ağzından.

    papatyalarla dolu bir bahçede oturuyorlar önce. maude bir gün bir şeye dönüşecekse "ayçiçeğine" dönüşmek istediğini söylüyor. ve harold'a soruyor "sen ne olmak istersin?" diye.

    h: "bunlardan olmak isterdim."
    m: neden peki?
    h: birbirinin aynılar çünkü. (farklılıklar yok!! belki farklılıklar olmasaydı annesi de ona çok ilgili ve sevgi dolu bir kadın olacaktı diğer anneler gibi. o sebepten tek tip olanı seçmiş olabilir diye düşündüm naçizane)
    ve maude o şahane konuşmayı yapıyor.

    -onlar aynı değil ki;
    gel, bak. kimi kısa, kimi dolgun, kimi sağa doğru büyümüş, kimi sola. bazılarının taç yaprakları dökülmüş.
    dünyadaki acıların çoğu; böyle olan ama kendilerine öğle değilmiş gibi davranılmasına izin veren insanlardan kaynaklanıyor.
    ve bu sahne tam olarak büyüye büyüye koca bir mezarlığın ortasında bitiyor. bana kalırsa filmin en müthiş sahnesi idi.

    filme genel olarak baktığımız zaman, savaş karşıtı görüşleri de görebiliyoruz, aile ilişkilerinin çocuğun kişiliğinde ne derece etkili olduğunu da.
    çok dozunda ve de yerinde eleştiriler içeriyor olması da filme ayrıca bir güzellik katıyor.

    amcanın harold'ı askerliğe ikna etmek için, elle tutulur tek bir güzellik içermeyen onca lakırtısı... askerliğe onca övgüsü...
    ve üzerine maude'nin harold'ı bu işten sıyrılmak için hazırladığı küçük oyun. çok çarpıcı bir şekilde durumu anlatmış. asker olan amca kendi eliyle nasıl bir canavar yaratmış olduğuna korku ile bakarken maude o küçük delikten denize düşer. sonraki sahne çok anlamlıydı bana kalırsa. suda kendi yansıması ile karşılaşır amca maude'nin ardından dehşet içinde bakarken.

    çiçek çocuklara da el atmış maude'nin üzerinden. hayatın sonsuz olmadığı ve aşkın maddeselleştirilemeyeceği mesajını izleyenlerin gözüne gözüne sokmuş.

    aradaki deli gibi yaş farkı ile de bu konuyu irdelemiş. maddesel veya genel ahlak kurallarının dışına çıkartarak aşkı, tamamen soyutlamış ve özüne dikkat çekmeye çalışmış! ve onca izlediğim filmin içinde bu durumu daha iyi anlatan bir filmle karşılaşmamıştım.

    !!!!!-----------film hakkında ipuçları bitmiştir----------!!!!!!!

    ve son olarak şuracığa filmin en sevdiğim şarkısını da eklemeden geçemeyeceğim. o güzelim görüntülerle birlikte seyreylemek için buyrunuz

    detaylara girildiğinde filmin her sahnesinden başka bir çıkarım yapıyorsunuz. çok beğendiğim bir film oldu kesinlikle. youreads sinema grubuna şükranlar buradan.