1. avrupa birliği türkiye delegasyonunun, ab üye ülkeleri ve kültür merkezlerinin katkıları ile düzenlediği 5. ab insan hakları film günleri 10 aralık insan hakları günü çerçevesinde istanbul ve ankara’da gerçekleşecek.

    film günleri kapsamında, öğrenciler, insan hakları savunucuları, sinemaseverler ve konuya duyarlı herkes insan hakları konulu belgesel filmleri ankara’da 7-20 aralık ve istanbul’da 09-18 aralık tarihleri arasında izleyebilecek.

    istanbul’da alman goethe enstitüsü, ispanyol cervantes kültür merkezi, fransız kültür merkezi, avusturya kültür merkezi ve italyan kültür merkezi’nde, ankara’da ise büyülü fener sineması’nda yapılacak gösterimler halka açık ve ücretsiz olacak.

    festival kapsamında, aralarında türkiye'nin de bulunduğu 28 avrupa ülkesinden 30'u aşkın film gösterilecek.

    savaş ve adalet, eşit bile değil ve yaşanmaya değer bir dünya adlı üç ayrı kategoride gösterilecek filmler mültecilerin durumu, kadın ve çocuk hakları, ayrımcılık, uluslararası adalet ve iklim değişikliği gibi konuları ele alıyor. gösterimlerden sonra film yönetmenleri, sivil toplum örgütü temsilcileri ve insan hakları savunucuları izleyicilerle biraraya gelerek, insan hakları sorunlarını tartışacak, sorular cevaplayacaklar.

    program
  2. insan hakları film günleri kapsamında ve sanırım 18 aralık dünya göçmenler gününe denk getirilerek bugün ankara büyülü fener sinemasında saat: 19.00 da bir film gösterimi var. ardından filmin ortak yönetmenlerinden biri ve mülteci-der'in katılacağı bir söyleşi de olacak. gösterimler ücretsiz ancak film gösterimlerinden yarım saat önce kapıdan koltuk numarası alınıyor.

    suriyeli akını (the syrian spill-over), 2015, 36 dakika
    yönetmen: samuel doveri vesterbye (serbest gazeteci, yapımcı ve yönetmen. türkiye’nin genç dostları grubu üyesi)
    üç bölümden oluşan belgesel, milyonları evlerinden ederek yeni ve çoğu zaman zorlu yaşam şartlarının içine savuran suriyeli mülteci krizini araştırma amacıyla yola çıkıyor. türkiye’nin güney doğu bölgesinde yaşayan suriyeli mültecilerin yaşamlarına yakın plandan bakarak, resmi kamplarda ve gaziantep’te kentsel alanlarda yaşayan mültecilerin yaşamlarına tanıklık ediyor. kadınlar, çocuklar, yaşlı, genç pek çok mültecinin bakış açılarına dair fikir vermeye çalışıyor.
  3. suriyeli akını filmi ve ardından yapılan söyleşi tam bir hayal kırıklığı idi benim için. göçmenler üzerine herhangi bir şey bilmiyor olsaydım, saf saf kampların ne kadar muhteşem yerler olduğunu, türkiye halklarının ne kadar da misafirperver, göçmenlerle dayanışma duygularıyla dolu olduğunu ve hiç ama hiç yabancı düşmanı olmadıklarını düşünüp pembe hayallere dalabilirdim. elbette türkiye'de yaşayan herkes yabancı düşmanı değil ve göçmenlere karşı olumsuz duygular beslemiyor ve elbette türkiye devletinin göçmen politikası, her türlü olumsuzluğa ve eksikliğe rağmen avrupa'nın ikiyüzlü politikalarına kıyasla ehven-i şer ama ortada gerçekliği yansıtmayan bir şeyler döndüğü de su götürmez.

    filmin avrupa birliği fonlarıyla çekildiği ve göçmenler üzerine türkiye - ab arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan 3 milyar avroluk anlaşmanın içeriği ile birlikte düşünüldüğünde neden bu kadar gerçekçi olmayan bir tablo çizildiği daha rahat anlaşılıyor. af örgütü'nün geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir rapor ab - türkiye arasındaki anlaşmanın tam olarak ne anlama geldiğini biraz daha berrak bir şekilde görmemizi sağlıyor. türkiye'nin rolü de epey bir netleşiyor: ‘avrupa’nın bekçisi’ (europe's gatekeeper). yani mülteci akınını bizden uzak tutun, biz size finansal destek sunalım ve insan hakları bağlamında ne gibi ihlaller yaptığınızı hiç sorgulayamayalım. af örgütü bu anlaşmayı üç kelime ile ifade ediyor: eziyet, işkence, iade.

    af örgütü raporu

    filmin ardından yapılan söyleşide ise yönetmen dışında ab'den ve mülteci-der'den birer katılımcı vardı. yönetmen iyi niyetli çabasını anlatmaya çalıştı ama biz "cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir" sözünü hatırladık. ab'den gelen yetkili bütün kritik sorularımızı nezaketli bir soğukkanlılık ile bertaraf etti. gayet iyi bir politikacı olduğu açıktı. neyseki mülteci-der adına konuşan katılımcı türkiye'de göçmenlerin sorunlarına ilişkin gerçekçi gözlem ve tespitlerini anlattı da bütün gece heba olmamış oldu.