kanat güner

Kimdir?

yazar 1970 yılında bir sonbahar akşamı muşta doğmuş. babasının mesleği gereği çocukluğunu anadolulun belirli kentlerinde geçirmiş. sekiz yaşından itibaren ankara'ya yerleşmiş.1990 yılında cerrah paşa tıp fakültesini kazanmış.1997 yılında eroin nedeniyle okulu bırakmış.1999 yılında kitabını bitirmiş ve kitabını yayınlandıktan iki hafta sonra intihar etmiştir.eroin güncesi ilk ve son kitabıdır.

bu kitabı seçmemin nedeni yazarın ölüm haberini daha önce gazetede okumuştum.edebiyat ödevi için kitap ararken bir arkadaşta bu kitabı buldum ve okudum.kitapta gerçekler anlatıldığı ve ekonomik kaygıdan uzak yazıldığı için okudum.nerden anladın derseniz para düşünen insan kitabı çıktıktan iki hafta sonra intihar etmez.

yazar ankara'ya taşındıktan sonra annesi ve babası geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı alıyor.annesi kanata mahkemede babasının içki içip eve geç geldiğini söylemesini istiyor.kanat on yaşındayken annesi ve babası ayrılıyor.kanat hep en iyisi olarak yetiştirilmeye çalışılıyor.çocuklar oyun oynarken sen onlarla oynayamazsın sen onlardan üstün diyerek kanata çocukluğu yaşatılmış.kanat ise hep oyun oynamanın özlemini duyuyordu.annesi ve babası tekrar birleşiyor fakat babasının artık kanata eski sevgisi kalmıyor çünkü ayrılırken kanat yalan söylemişti.kanat cerrah paşa tıp fakültesini kazanıyor.babası kanata bak kızım burası okul burası ev burası taksim karşıdan karşıya geçerken dikkat et deyip kanat'ı istanbul'un ortasına bırakmıştı.kanat sanki esaretten kurtulmuş mahkumlar gibi özgürlüğün tadını çıkartıyordu.lunaparka gidip saatlerce salıncağa biniyordu.yalnızlığını gidermek için okulun tiyatro topluluğuna katılmıştı.burada sigaraya başlamıştı,ara sıra bir iki kadeh de içki içiyordu. kız arkadaşları konuşurken sekse karşı özenti duymaya başlamıştı.bir gece yine sarhoşken tiyatro topluluğundan bir genç ile ilişkiye girmişti.bu olaydan sonra kanat büyük bunalıma girmişti.arkadaşları onun bunalımdan eroin sayesinde çıkacağına inanıyorlardı.bir hafta iki hafta derken kanat eroinman olmuştu.bir eroin partisinde tanıştığı çetinle evlenmişti.ilk başta normal bir evlilik gibi devam ediyordu.daha sonra eroine para yetiremeyince aralarında tartışmalar çıkıyordu. kanat evliliğinden bir yıl sonra hamile kalmıştı çocuğu ikisi de istiyordu fakat paraları olmadığı için çocuğu aldırmıştı.artık arlarındaki bağ kopmuştu.kanat bu olaydan sonra eroini daha fazla kullanmaya başlamıştı.eroin sayesinde kadınsı duygularını yitirmişti.ikisi artık sadece eroin arkadaşı olmuşlardı.bir süre sonra çetin askere gitmişti.kanat hep yalnız kalmıştı ve artık eroin için para bulamıyordu. ailesi eroin kullandığını öğrendikten sonra onlarda para göndermiyorlardı.bir süre duraklarda yol parası diye dilenmişti.fakat tanınan bir yüz olmaya başlayınca kimse para vermiyordu.eski bir arkadaşı aracılığıyla porno filmde oynamaya başlıyor.bir gün eroini fazla kaçırdığı için işten atılıyor.

daha sonra ali kemalle tanışmıştı.ali kemal kanat'ı seviyordu fakat kanat eroin sayesinde kadınsı duygularını yitirdiği için ali kemalin aşkına karşılık vermiyordu.ali kemal kanata hep hayatını yazmasını istiyordu. kanat intihar etmek istediği söylediği zaman ali kemal sen ölmemelisin sen hayatını yazarak bir çok insanın hayatını kurtaracaksın diyordu. bir gün ikisi birlikte kafayı bulmuşlardı. ali kemal kanata kendisine iğne yapmasını söyler kanat eroinin yüksek dozda olduğunu anlamaz ve en yakın arkadaşını kendi eliyle bilmeden öldürür ve orayı terk eder.olayların rüya odlunu sanan kanat ertesi gün ali kemalin ölmüş olduğu haberini alır.ali kemal kanatın hayatını yazması karşılığında geri kalan tüm eşyalarının kanata verilmesini ister.kanat ali kemalin eşyalarını satarak en kısa zamanda hayatını yazmaya başlar.kitabı yayınlandıktan bir hafta sonra intihar etmiştir.

  1. ailelerin, çocukları üzerinde kurdukları iyi imajının altında yatan acıların, nelere dönüşebileceğinin canlı kanıtı, harika kadın. ilkokul ve lise yıllarında herkesin övgüyle söz ettiği kanat. ondan görmeyi umdukları şey olmadığını fark etti bir gün. ve işler sarpa sardı...

    onun eroinle tanıştığı yaşta ben de kanat'la tanıştım. kanat güneri eroin değil, sevgisizlik ve ilgisizlik öldürdü.

    "hep ama hep aynı şeyi yaptım, sevgi aradım, sevgi istedim. tatminsiz, doyumsuz, isterik bir şekilde, en çok sevgiye ihtiyaç duydum."

    "siz benden hiç özür dilediniz mi? onca kavgada hiç mi haklı olmadım, haklı çıkmadım? kimsenin benden özür dilediğini hatırlamıyorum. yapmayın n’olur, denge demiyorum, artı sapmalar varsa illaki eksi sapmalar da vardır diyorum. hiçbir sey yoktan var olmaz, vardan yok olmaz diyorum, su 100 derecede kaynar, ısınan hava yükselir diyorum, yani en azından müdahale edip hayatımı yanlış yönlendirdiğiniz için özür dilemeliydiniz diyorum. diyorum, diyorum... işin boktan yanı, demek istediklerimi gözlerinin içine bakarak anneme, babama, kardeşime, kocama, sevgilime diyemiyorum. sadece tek yumurta ikizimle mi ilişki kurabilirim, ne yani?"

    babası onu istanbula bıraktığında sadece "kızım burası istanbul, burada ışık yanmadan karşıya geçebilirsin arabalar durur" demeseydi keşke. ya da ne fark ederdi ki? kanat'ın sorunu tüm dünyayla, insanlarla ve bu düzenleydi.

    "direniyorum uykusuzluğa, sosyal cibilliyetsizliğe, cahilliğe, kemik ağrılarına, erken bunamaya...
    küçük adamlara meydan okuyorum."

    kanat bana yaşamadan öğrenemeyeceğim çok şeyi okutarak kattı. kitaplarının satırlarında hayatın gerçek yüzü saklıydı ve kanat hiç göremeyeceğiniz kadar gerçek biriydi. çok da haklıydı "hayal kurmak çamaşır suyu içmek kadar zor"

    keşke, diyorum. keşke istiklal caddesinde kitaplarını zabıtalardan kaçarak satmaya çalışırken yanında olup elini tutabilseydim. beraber koşsaydık, beyoğlu sinemasında o gece tuvalete gitmesine izin vermeseydim. keşke kanat'a bir gece olsun sarılıp uyuyabilseydim.
    kanat ve fındık'la (bkz: eroin güncesi - kanat güner) beraber beyin yakan şiirler yazmak istiyorum, gezmek, düşünmek, sarhoş olmak, ağlamak istiyorum. sahi kanat, birbirimizi ne iyi anlardık...
    sana bazı sözler verdim kanat. umarım tutarım. çünkü bazen şişe bira içerken etiketini yırtmayı unuttuğum oluyor, kusura bakma ne olur.

    "bir sabah kız hatıranın etrafında dolaşır
    ılık, yumuşak, tozlu bir şeyler etrafında dolaşır
    bir sabah, artık sabah olmayacakmış kadar keskin bir mum söner, aşkın küçük kayığı
    çarpar hayatın kayalıklarına nergis ölür
    el yakan o acı çay soğur, beden soğur, damar soğur hayatı çevreleyen esrar perdesi aralanır gibi
    kız ölür, başka bir şey olur
    kötü bir şey olur, çok kötü..."

    mor ve ötesi - canlı yayın şarkısı kendisi için yazılmıştır.
    jole
  2. özgürce yaşamış ölümsüz kadın....

    ---------------------------

    otoriteden, faşistlerden, polisten, zabıtadan korkmayız;
    sadece ve sadece kendi beyin hücrelerimizden korkarız.
    gri hücrelerimizi zaptetmek, sakinleştirmek için uğraşırız.
    havalandırmalı yerleri sevmeyiz.
    üç öğün yemek yemeyiz.
    40 cc su yeter bize, çok sık yıkanmayız, ama kokmayız da.
    kedi köpek besler, onlara da kafa yaptırırız.
    dans ederken birbirimizi ezeriz.
    güzel söveriz, terminolojimiz geniştir.
    sigara dumanını içimize kadar çekeriz.
    aklımız bel altına kaymayacak kadar yukarda takılır.
    acı eşiğimiz yüksektir.
    şişe bira içer, etiketini yırtarız.
    meslek odamız, sendikamız, grev hakkımız yoktur.
    tırnaklarımız ve saçlarımız uzun ve kirlidir.
    yazın bile uzun kollu giyeriz.
    nöbetçi eczaneleri muhakkak biliriz.
    çocukları, delileri, tinercileri, dilencileri, çingeneleri severiz.
    tekel'e çok şey borçluyuz, ama tekel bize daha çok şey borçlu.
    wc'ye giren arkadaşımızı bir daha göremeyebiliriz.
    sevgi denildiğinde kitleniriz.
    'size söylüyorum, biz ölmeyiz' diye şarkılar söyleriz.
    insana ait olan hiçbir şey bize yabancı değil, hele ölüm hiç değil.
    günaydın, tünaydın, hanfendi, beyfendi, rica etsem gibi kelimeleri yaşamayız.
    öbür taraf varsa, orda muhteşem konserler olmalı, morrison, hendrix, cobain bizi bekliyor.
    ayık ya da değil, yaratıcıyız ama cesedimizle bile baş edemeyeceksiniz.
    vergi ödemez, oy vermez, fiş almayız; çünkü hiçbir torbacı yazar kasa kullanmaz.
    kısacası milyonlarcası ölmüş gri hücrelerimizle bile sizden çok daha farklıyız.

    ---------------------------

    "dört duvar arasında yıllanmış bir zavallının bile düşüncesinde, senin aciz fikirlerinden daha ileri bir özgürlük var."

    "direniyorum uykusuzluğa, sosyal cibiliyetsizliğe, cahilliğe, kemik ağrılarına, erken bunamaya... küçük adamlara meydan okuyorum."

    "hep ama hep aynı şeyi yaptım, sevgi aradım, sevgi istedim. tatminsiz, doyumsuz, isterik bir şekilde, en çok sevgiye ihtiyaç duydum."

    "gidecek yerim olsa giderdim."

    ---------------------------

    (bkz: canlı yayın - mor ve ötesi)

    (bkz: kırık kanadım - hozan beşir)
  3. az da kendinde suç bulaymış? yazık tabii...
    0f