• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.33)
katre-i matem - iskender pala
roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde iskender pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor. istanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak istanbul'u, hatta tüm osmanlı'yı çevreliyor. istanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor. iskender pala, katre-i matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği istanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta osmanlı sarayına kadar gidiyor. işte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar lale devrine nihayet veren patrona halil isyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor. kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda -ki nevşehirli damat ibrahim paşa'yı canından; sultan ııı. ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan eylül ihtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. bilemiyorum. yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. öte yandan şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. ama birisi çıkıp yiğit şehzade ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen istanbul'u ve sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. ilk okumaya başladığımda kitabı ağır geldi dili ve bıraktım. sonra merak ettiğim bu kitabı tekrar elime aldığımda aheste bir edayla devam ettim. tahmin ettiğim gibi, merakım arttıkça dil akıcı gelmeye başlamıştı. buradan çıkacak bir sonuç olarak eklemek isterim ki, bazen ilk başlarda bazı eserler hakkında ön yargılarımız olsa da, biraz zorlama ile bunun üstesinden gelinebilir.

    zira üstüne gittiğim bu eserde gerçekten sonrası benim için her gün keşfettiğim bir hazine gibi oldu. dönemi anlatması, eski istanbul hakkında bilgi sahibi olmak, lalenin tarihi, yaşanan aşkın boyutu, polisiye anları pala tarafından güzel bir biçimde ele alınmış.

    bir kitap sonunda size başka kapılar açılıyorsa, daha fazla şey öğrenme ihtiyacı duyuyorsanız şayet, o kitaptan kazandığınız pek çok şey var demektir. benim için katre-i matem böyledir.
  2. iskender pala'yı yazar olarak değil profesyonel yazıcı olarak gördüğümden etkisi bana geçmeyen kitap.
  3. lale devri ile ilgili devlet erkanının durumu hakkında hatırı sayılır bilgi bulunsa da yöneticilerin kıçını kondurdukları divanda lale koklayıp cariye becerdikleri bir dönemde bu durumun halk üzerindeki etkileri pek bilinmiyor. iskender pala bu kitapta az da olsa bunu anlatmayı becermiş. lale devrinde halkın halini merak ediyorsanız okunabilir..
  4. her kitabında olduğu gibi bu kitabında da nesnellikten uzak olup padişaha toz kondurtmamıştır.