1. "bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, ernesto "çe" guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. kötü şeyler gördük. savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. biz de öldük. ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. teşekkürler dünya."
  2. hopa'lı abimiz. sesiyle, karakteriyle, üslubuyla kalplerde öyle bir yere oturmuştur ki insan ona ölümü konduramaz.
  3. "birbirimizi anlamamız için, aynı dili konuşmamıza gerek yok, ezildikten sonra, hepimiz aynı şarabız."
  4. hayatta tanışabildiğime, 3-5 sohbet edebildiğime en çok şükrettiğim insanlardandır.
    hastane bahçesinde hastalıktan tedaviden cerrahpaşadan çapadan karadenizden konuştuktan sonra bir anda o güzel sesini bir ton yükseltip "bırakın bunları,derelerden konuşalım, dereler hürdür" demesini unutamam.
    çok büyük adamdın be abi... gittin ve bir alem götürdün.
  5. kendisini bu kadar erken kaybetmek mi ismail türüt'ün hala yaşıyor olması mı daha üzücü bilemiyorum ama dünya çok adaletsiz bir yer onu biliyorum. tek tesellim son iki konserine gidebilmiş olmamdır. hala bizimle olsaydı ne albümler daha katmıştı hayatımıza, ne güzel şarkılar eklerdi yüreğimize insan düşünmeden edemiyor elbet. bu kadar erken bitmemeliydi daha yeni tanımıştık seni. koyverdin gittin bizi.
  6. bugün 10 yıl olmuş sen gideli güzel abim... şimdi tüm şarkılar tüm alkışlar ve tüm devrimler sana armağan!
  7. “aşk, özgürlük düşü yetmez;
    özgürlüğün kendisi, hala yetmez;
    hayatın kendisi,
    ve en sonunda giderken oradan,
    hayattan her şeye bedel,
    küçük,
    mütevazi,
    o en anlamlı tebessüm sizin olsun…
    elbette mümkün değil ama,
    her şey gönlünüzce olsun.”

    bu kadar erken gitmişken elbette mümkün değil. çok güzelsin şarkılarınla, şiirlerinle, kalbinle, düşüncelerinle çok güzelsin. bize armağan ettiğin bütün güzellikler için sonsuz teşekkürler. onuncu yılda yine çok acıyor kalbimiz, her zaman o güzel düşüncelerinleyiz.

    "insanın daha fazla bir şeyler yapası geliyor." çok şey yaptın, umarım anlamışızdır anlattıklarını.
  8. benim seninle tanışmamın 12. yılındayız kazım koyuncu 10 yıl önce öldün sen, ve ben bu sabah "yaşıyoruum" diye bağırırken, bir gün daha hayattayım diye gülerken bir den gyuli çkimi ile yaktın böğrümü sabah vakti birden aklıma gelerek, 12 yıl önce yolda arabada dinlerken ilk dinlediğim şarkınla bir kez daha, sonra güldüm bir kez daha yaşıyordum, seni unutmadım, hala şarkını söylüyorum ve biliyorum benim gibi milyonlar var hala yaşıyorsun kazım koyuncu, seni takip edenlerle birlikte dinleyenler, söyleyenler, sevgilisinden ayrıldıktan sonra sahil kenarına oturup karşıya çifte çamlar diye iç geçirenler, seni öldürmüyor kazım koyuncu çünkü ölüm unutulunca olur sen yaşıyorsun, ve bizler yaşadığımız sürece senin için de yaşıyoruz. şimdi ben bir tarafım hala birilerini beklerken, gyuli çkimiyi duyduğumda yüzümde çarpık bir gülümseme ile anıyorum seni, derin bir nefes alıp "birlikte de söyleyeceğiz bunu seninle diyorum" ve yaşamaya devam ediyorum. tekrar görüşünceye kadar hırcın çocuk. yani demem o dur ki ölümünün üstünden 10 yıldan fazla geçmektedir, 11. yıla gidilmektedir ama hala şarkılarını ilk kez dinlemişim gibi dinlerim, hala şarkıları ilk kez keşfedilmiş gibi keyifle, hüzünle, gülümsemeyle dinlenir, "kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur" atasözünde ki gibi değil de hakiki bir sanatçıdır kazım koyuncu.
  9. sol framede adını görünce gülümsediğim güzel insan, güzel sanatçımız. ezildikten sonra hepimizin ayni şarabın üzümü olduğunu da çok iyi öğretmistir.

    özgürlüğü ne de güzel hissettiriyor bize ezgilerinde degil mi?

    evimin duvarinda çerçeveli bir fotoğrafi var tam 10 yıldır. üzerine "aşk ve özgürlük için yaşa" yazdık. şarkilariyla, sözleriyle ve düşünceleriyle birlikte hep bizimle yaşayacak. yaşadığım sürece kendisini dinlemeye ve dinlettirmeye devam edicem.