• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.85)
sense8
bilim-kurgu dizisi olacağı açıklanan sense8; dünyanın 8 farklı yerinde yaşayan 8 ayrı kişinin gizemli bir bağlantısının olduğu bir konuyu ele alacak... birleşik krallık (uk), seoul, mumbai, nairobi, berlin, mexico city, san francisco ve chicago. her bölümde bu 8 yere/kişiye de ziyaretimiz olacak. bu 8 kişiden kimisi tüm grubu bir araya getirmeye çalışırken, kimisi de diğerlerini öldürmeye çalışacak. hikâye; meksikalı bir pembe dizi yıldızı, izlandalı bir parti kızı, alman bir hırsız, koreli bir iş kadını, afrikalı bir otobüs şoförü, transseksüel bir amerikalı blogger, diğerlerine de görünebilen afro-amerikan bir adam ve onun tam zıt karakterine sahip “mr. whispers” olarak bilinen bir adam ekseninde gelişecek ve şekillenecek... (kaynak: sinemalar.com)
  1. wachowski kardesler astral muhabbetleri geyikize etmeyi başarmış. aferin. bunlar hep dmt kafası. ama yaraticiliktan pek nasibini almadan oyle dümdüz gitmiş.

    yalnız dizi de önceki yapımlara henüz anlam veremediğim selamlar var:

    - jenerikteki şelale, twin peaks tabelası ve filler;
    - lost'ta sayid jarah rolündeki naveen andrews'in, lost'taki son dönemlerine benzer bir rol canlandırıyor olması;
    - lost'taki sun karakteri ile sense8'teki sun karakterinin fiziksel olarak birbirine çok benzemesi; (yalnız caste bakana kadar sense8'tekini de yunjin kim oynuyor sanıyordum. femmefatale rolü çok yakışmış diye düşünmüştüm.)
    - kırmızı hap/mavi hap geyiğinden bağımsız matrix'e göndermeler;
    - orphan black'deki lezbiyen çift ile sense8'teki lezbiyen çiftin fiziksel benzerliği
  2. ilk fragmanını izlediğim de baya heyecanlandıydım ben. ilk beş bölümünü izledim , şu an mutsuzum. netflix ve wachowski kardeşleri görünce aha dedim " yeni efsane dizi geliyor " , gelemedi. yav sanki ellerin de binlerce sayfa senaryo var ama hangi kısımlarını diziye koyacaklarına bir türlü karar veremiyorlar gibi. ayrıca çok yoğun cinsellik var gibi , sanırım 5. bölümdeydi , neydi o orgy sahnesi öyle. bir de zırt pırt wolfgang'in pipisini göstermeseler iyiydi. neysem . ilk sezonu bitirene kadar izlemeye devam edicem . belki toplarlar , bir kalıba sığar .
  3. ilk sezonu bitirdikten sonra söyleyebileceğim tek bir şey var: zorlama.
    yayınlanmadan önce o kadar çok şişirildi ki, belki de hepimizin beklentisini üst düzeye çıkardığı için böyle düşünüyorum.
    her bölümün son 3 dakikası dışında vasat, karakter tanıtmaktan izleyiciyi bir türlü hikayenin içine çekemeyen, beklentimin çok altında bir iş çıkmış maalesef. 8. bölüm itibariyle neler döndüğü konusunda oldukça aydınlatıcı olsa da, karakterler arasındaki iletişim, ortada neler döndüğünü anlamamızı engelliyor. yani, kişisel meselelere o kadar girilmiş ki, bu 8 insanın neden böyle olduğu gibi genel açıklamalar hep havada kalıyor. bilim kurgudan dramaya kaymaktan da kurtulamıyor bu nedenle.
    çerezlik iyi gider ama.
  4. wachowski kardeşlerin hem senaryosu, hem yönetmenliğini üstlenip harikulade işler yaptığı her dakikası beni farklı kıtalara, farklı ülkelere, ayrı hikayelere savuran, şu an neredeyim diye sordurtan ama ilk entryleri gördükten sonra ben yanlış şeyi mi izliyorum dedirten dizidir.

    edit: imla
    zfc
  5. bir lgbti dizisi. ilk sezonu lilly ve lana wachowski'nin birkaç sene arayla "coming out" dönemlerine denk gelir. wachowski brothers'dan wachowski sisters'a geçişi kutlayan işleridir gözümde.
  6. bir bölümü içinde insana her duyguyu yaşatabilecek kıvamda bir dizidir. yılbaşı bölümü bugün çıkmıştır ve tamı tamına iki saattir.

    !---- spoiler ----!

    hello, woman in my head.

    !---- spoiler ----!
  7. malum ortamlara düşmesini beklediğim, bu karanlık gecede 2 güzel saat geçirmeme ayrıca (bkz: tuppence middleton) özlemimi dindirmeme vesile olacak muhteşem ötesi dizi.
  8. wachowski kardesler' in ahlak kurallarını bazen dibe vurduğu bazen de insanlığın gerekliliklerini hatırlatmaya çalıştığı bir dizi

    ilk 2-3 bölüm erkeklerin ve kadınların hem cinsleri ile öpüşmesi ve sürtünmelerini seyretmekten midem bulansa da, 4. bölümden itibaren sıradan bir durum gibi gelmeye başlaması beni daha da rahatsız etmeye başlamıştır. nitekim, wachowski kardeslerin amacının da böyle bir şey olduğuna dair kafamda bazı düşünceler oldu. (ahlak kurallarını yıkmak istemelerine dair dedikodular var) bir yalanı bile yeterince tekrar edince insan doğru sanmaya başlıyor. homoseksüeller böyle bir eleştiride savunmaya geçer ve nesinden rahatsız oldun derler. şöyle ki, bedenine aykırı bir iç dünyası olan kişilerin, iç dünyalarına paralel yaşamaları, diğer normal insanları rahatsız edebilmektedir. çünkü, aykırı içgüdüsel seçimlerin kabul görmesi zaman alır. bunu, bana göre en iyi açıklayan örnek, ev hayvanı olarak bizlere öğretilenlerle yenen türler olarak öğretilenlerin arasındaki farkın iç güdülerimizi kontrol etmesidir. yani, çinlilerin kedi köpek yemesi, sığırı yemeyi tercih edenlere ters ve vahşi gelmesi gibi sığırı kutsal görenlerin de sığırı tercih edenlerin faaliyetlerinin ters ve vahşi ve hatta mide bulandırı gelmesi ile aynı şeydir. sonuçta her şey bize öğretilendir.
    netice de herkesin anlayışlı olması ve birbirlerini anlamak için uğraşması, tanıması ilgilenmesi iyidir. zarar gelmez. uzak olmak daha zararlıdır. bu konuya çok girmeyeceğim.

    *

    diğer taraftan filmdeki ana konunun iki şeyden birini ya da her ikisi üzerinde ortak bir fikri anlatmak istediği kanısındayım.

    1. si; einstein' in 'dolaşıklık/dolanıklık teorisi'
    2. si; neandertallerin nesli tükenmedi düşüncesi.

    einstein, atomların birbirleri ile bağlı olduğunu ileri sürmüştü. (ki bu bigbang teorisi ile yeniden gündeme geldi ve her şeyin bir-tek olduğu dönemin izleri halen devam ediyor denildi)
    neandertaller ise 60.000 yıl önce nesli homosapienler tarafından yok edildi düşüncesinde ise onların yok edilmeden önce birlikte yaşamışlığımızın, çiftleşmişliğimizin ve savaşmışlığımızın olduğu söylenir. antropologlar, her insanda bazı oranlarda neandertal geninin olduğunu söylemektedir.
    neandertaller, fiziksel yapılarının dışında bizden biraz farklı bir şeylerinin olduğu da değişik araştırmalar ve teorilere konu olmuş. iletişimleri.
    neandertaller, konuşamıyorlardı. anlaşmalarının ise bizden büyük olsa da çok ilerlemelerini sağlayamamış olan beyinlerinin iletişim özelliği ile oluyordu.

    buna kimi, telepati diyor kimi de dolaşıklık kuramını dibine kadar yaşamak diyor.

    sanırım bu dizi, günümüz modern insanın sahip olduğu neandertal genlerinin oranının daha farklı olan insanları konu alıyor.
    öyle aklıma geldi işte.

    ekleme:
    sanırım bir konu daha var. yahudilerin çektiği eziyetlere yönelik bir betimleme bu 8 kişi.