1. nietzsche'ye göre de ''umut en büyük kötülüktür çünkü işkenceyi uzatır!''
  2. önceden pek çok şey duymuş da anlam verememiştim. umudun diğer duygulara nispeten hayatımda hiç yeri yoktu. demek ki vakti değilmiş.
    şimdiyse bir umut beni içten içe ele geçiriyor. gelecek güneşli günlere dair bir umut, hatta yağmurlu günlere dair de. kaybettiklerimden fazlasını kazanabileceğime inanmak istiyorum.
    benim hala umudum var. hâlâ...
  3. yukaridaki arkadasin yazdığı, nietzsche'in söyledigi gibi 'işkenceyi uzatiyor.' kendimden biliyorum bunu.
  4. sudan çıkmış bir balığın son nefesi gibidir bazen umut.zaman tükenir. bir insanın umudu son çırpınışlarını verir.yavaş yavaş nefes alması yavaşlar.gözleri donuklaşır.umudumun med cezirle dalgalara karışmak üzere olduğu yerdeyim.yüzümde maskeleyici içimi örten bir gülümseme, umudum kan kaybediyor ve yoğun bakımda.artık ölmek üzere, umudum öldüğünde ben de ölmüş olacağım.
  5. bazen insanı öyle ince ince öldürüyor ki sinsi sinsi.
    tam bir görecelik harikası, oldurur da öldürür de.
  6. halt etmiş nietzsche.
    işkenceyi uzatırmış. işkence gören hayatta demektir en azından.
    kafka'nınki kadar bile umut kalmamışsa ya ?
    şu kelime kadar ağır bir kelime bilmiyorum. varlığını yaşadım. şimdi yokluğunu yaşıyorum.
    hiç umut yok. hiç.
    çabaladım; ayaklarım ve kalemim şahit.
    denedim; beckett kandırdı belki.
    bekledim; hey godot!!! ne çok bekledim seni.
    ve şimdi dostoyevski'ye bile ha..ssktrr diyorum. bir anlamı yok dosto. bir anlamı yok.
    hiç umut yok.
    hiç.
  7. mitolojik anlatımına ve nietzsche'nin tanımına göre açıkladığım umudu bir de kendim yazmak istedim bu sabah.
    yaşama içgüdüsüyle paralel bir yaşam umudu taşıyor insanlık. yarın neler yaşayacağını bekleyerek, iyiyi umarak, iki gün sonra yola adımını atar atmaz korkunç bir kazada can vermeyeceğini, sevileceğini, başaracağını, akbilinde son bir basım kaldığını umarak. küçük küçük, gizli ve sessizce, bir bakteri gibi vücudunda yaşar. umuda tek bir bakış açısı sunmak pek yanlış olur elbette, ben de umuda iki yönlü bakmanızı öneriyorum. bu bakteri sizi hasta edebilir, ister işkence deyin buna, ister hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir yanma hissi. umudun işkenceyi uzattığı olmuştur. ama en umutsuz yaşam bile hala nefes almayı seçtiyse yarından bir umudu vardır, ölümün yaşamdan daha boş olacağı umudu. umutsuzluk yüksüzlük gibi gelir insana acılarından ve işkencelerinden kanamayan yeri kalmadığında. oysa ölümü istemek de birnevi umuttur başlı başına. ölümün hayattan daha güzel olacağı umudu, devam edebilecek bir varoluş daha olduğu, ya da sadece yok oluş umudu.
    umut işkenceyi uzatır evet ama daha ağır işkencelerden de koruduğu olmuştur, farkli bir açıyla bakarsak. uyku gibi, kısa süreli avunuş, annenin göğsünde uyuyakalma hissi. acının ani bıçak saplama hissinden neonun kurşunlardan eğilerek kaçması gibi çeker alır insanı. "belki" dir ve herkesin hayatının bir döneminde şükrettiği belkileri olmuştur.

    olması da olmaması da koyan yegane hislerdendir.
    jole
  8. umut fakirin ekmeği demişler. ben elimde olmayan şeyler için üzülmem. ama bazen elden bir şey gelmiyor, ama insan üzülüyor. yine de umut ediyor insan. bir ümit, belki.
  9. pozitif "belki".