1. maddenin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. başlangıcı olduğuna göre bir sonu da muhakkak olacaktır.
  2. zaman hakkında iki temel sav göz önüne alınabilir. birincisi newton zamanı yani zamanının mutlaklığıdır. şöyle açıklayacak olursak, newton'a göre zaman boş kutulara benzer. yani, pazartesi, salı ve çarşamba günlerimiz var. salı günü hiçbir olay olmazsa bile salı günü var olur. çünkü zaman özneden ve onun yapıp ettiklerinden bağımsızdır. ancak augustine of hippo ya göre zaman öznelerden bağımsız değildir. yani olay olmazsa zaman olmaz. örneğimize uygularsak salı günü hiçbir olay yaşanmazsa pazartesiden direk çarşambaya geçilir.
  3. uzay-zamanın son eklentisi olan, matematiksel olarak karesi alındığında negatif sonuç veren fiziksel katsayı'dır. zaman diğer üç boyut arasında ilerlememe gibi bir seçeneğimizin olmadığı tek boyuttur. tarih boyunca farklı tanımlar yapılmaya çalışılmış olması ne denli anlayamadığımızın bir ispatı aslında. bilimde gözlemlemek ve anlamlandırmak istediğiniz olayı farklı bir çerçeveden gözlemlerseniz daha doğru ve isabetli sonuçlar elde edebilirsiniz. fakat, zaman ve evren gibi asla dış penceresine ulaşamayacağımız boyutlar için elde ettiğimiz tanımlar, sonuçlar hep başka kavramları kullanarak yapılan tanımlardır.

    fakat, bu kadar karamsar değiliz. özel ve genel görelilik artık zamanın her bir noktada farklı olduğunu gösterdiğinde ve kütle, hız gibi başka fiziksel büyüklüklerden etkilendiğini ispatladığında, bilim insanları zamanı incelemenin mümkün olduğunu ve onu diğer kavramlardan bağımsız ama uzaya bağımlı yeni bir kavram ortaya çıkarılabileceğini fark ettiler, fakat sonsuz kavramı özellikle de başka bir opsiyonu öğretilmeden yerleştirilen soyut-sonsuz kavramını değiştirebilmek ya da hayal edebilmek zordur. bu yüzden zamana dair tam bir tanım yapmak da zordur. bu yüzden ne kadar çalışılırsa çalışılsın, temel bir tanım sabitlemek henüz mümkün değil görünüyor.
    zaman hakkında ki en farklı tanım john wheeler'dan gelsin; "bu lanet olası boyutun yaptığı tek bir iş var, her şeyin aynı anda olmasını engelliyor."
  4. kant'a göre zaman ve uzam, bizdeki görü formlarıdır. doğanın, evrenin zamanı yoktur mesela. ağaca bakın. ağacın zamanı, zaman algısı yoktur. o tohumla, fideyle, yaprakla, meyveyle, sararmakla, kurumakla ilgilidir. akış ve oluş halindedir yani. insan zihniyse dış dünyadaki bir nesneyi şimdi ve burada olarak algılar. zaman-uzam ikilisi zihnimizdeki bir prizma gibi yani. dış dünya bu prizmadan geçmeden ışığını yayamıyor ve algımıza hitap edemiyor gibi.

    zamanın bir de kurmaca boyutu var. kurmaca metinlerde zaman unsuru da diyebiliriz. kurmaca metinlerde dört zaman katmanından bahsedilir.

    1. olayların oluş zamanı
    2. olayların anlatılış zamanı
    3. metnin yazılış zamanı
    4. metnin okunuş zamanı

    bir kurmaca metinde zamanı incelerken bu dört katmana ayrı ayrı bakmak gerekiyor. modernist yazarlar zaman unsuruyla fazla ilgilidir. dış dünyadaki düzenin ritmik akışını işaret eden zamanla bilincimizin ileri sıçrayış ve geri dönüşlerle genişlettiği zaman arasındaki uyumsuzluk, çok iyi romanlar yazılmasına yardımcı olmuştur. virginia woolf'un mrs. dalloway'i veya proust'un izini sürdüğü kayıp zaman, hep bu yarıktan beslenir. postmodernistlerde her şey gibi zaman da altüst olmuş, en ağır yük, palimpsest kavramına yüklenmiştir. hermeneutik çalışmaları da yine zamandaki bu kırılmalar sayesinde mümkündür.

    konuyla ilgili çok önemli bir kaynak paul ricoeur'ün ünlü dörtlemesidir. kitapların adlarını da yazalım:

    1. zaman - olay örgüsü - üçlü mimesis
    2. tarih ve anlatı
    3. kurmaca anlatıda zamanın biçimlenişi
    4. anlatılan (öykülenen) zaman
  5. fizik ve matematiğin yanı sıra felsefede de önemli yer tutan bir kavram. zaman konusunda aklıma hep felsefe hocamın sorduğu şu soru takılıyor; "zamanı anların peşi sıralığı olarak tanımlıyorsak birinci anı ikinci andan ayıran nedir?"
  6. ''üç bileşene ayrılabilir; geçmiş, şimdi ve gelecek. her ne kadar ait kayıtlar varsa ve olaylar hatırlansa da, geçmişin artık var olduğu söylenemez. öte yandan gelecek ise henüz yaşanmamıştır ve onun da var olduğu söylenemez. geriye bir tek şimdi kalıyor, geçmiş ile geleceği birbirinden ayıran çizgi . 'şimdi'nin varlığıysa kesindir. fakat 'şimdi'nin zaman boyunca sürekli ilerleyerek geleceği geçmişe dönüştüren değişken biran olduğunu hissetsek de sonuçta tek bir andan ibarettir ve belli bir süresi yoktur. sürekli değişen şimdiki zaman, geçmişle gelecek arasında bir ayrım çizgisinden başka bir şey değildir ve bu nedenden dolayı bir varlığa sahip olduğu söylenemez. eğer zamanın her üç bileşeni de gerçekte yoksa, zaman dediğimiz şey bir yanılgıdır.''
  7. muhakkiklerden biri, mutasavvıfların: "zamanı allah yaratmıştır." sözü için der ki: "bu söz kökleri itibarıyla çelişkilidir. zira zamanın yaratılması da bir fiil olup bu fiilin de bir zaman içinde vukua gelmesi zaruri olduğundan bundan evvel de başka bir zamanın bulunması icap eder." ve böyle silsile takip edip gider.
  8. altyapım yok ama sonuçta zamanın kuşatmadığı insan da yok. sıradan bir insan olarak yorumlayacağım.

    bence "zaman=hayat"tır. yukarıda da belirtildiği üzere diğer tüm boyutlarda sabit kalmak mümkünken zamanda sabit kalmak mümkün değildir. yani hareketsiz oturan birinin yaşadığını gösteren şey zamanın değşimidir bence. en azından dışardan bakan biri için..
  9. einstein 'nın kabul etmiş olduğu teoriye göre zaman ve dünya arasındaki zaman geçişi farklıdır. uzayda yaşasaydık, şuan olduğundan genç veya yaşlı olabilirdik. dünya normuyla uzay farkının sonucu.

    tanım : içinde bulunduğumuz ve tutamadığımız kavram.
  10. zehirli bir meyvedir hayatın dalındaki.
    dkare