ankara - youreads

  1. türkiye cumhuriyeti'nin başkenti, gri şehir. memur şehri de denilen ankara fazla düzenlidir. hangi saatinde ne olacağını bilirsiniz, biraz zaman geçirirseniz insanına ve geleneklerine hemen alışırsınız, sizi kendisine tuhaf bir şekilde bağlamayı başarır bu durgun şehir. tuhaf diyorum çünkü ankara'da turistik pek bir yer yoktur, istanbul'dan bir arkadaşınız ankara'ya ziyarete gelse gezdirebileceğiniz yerler oldukça kısıtlıdır. gece hayatı diğer büyük şehirlere kıyasla daha azdır ve havası da kışın fazla soğuk, yazın fazla sıcaktır.

    kafa dinlemek için gidebileceğiniz tek tük yer vardır ankara'da, çiçeğin böceğin korunduğu çok fazla yer yoktur çünkü. göllere gidebilirsiniz, parklara gidebilirsiniz veya kendi bulduğunuz az popüler loş ışıklı bir cafede kahvenizi yudumlarsınız ama zamanla orası da popüler olur çünkü ankara'da yaşayan insanlar böyle yerlere hasrettir, ünü yayılırsa önünü alamazsınız. sosyal etkinlik arıyorsanız da bir istanbul değildir tabii ki ama birçok şehirden de iyi durumdadır diyebiliriz, ne tarz etkinlikler aradığınıza bağlı bu biraz da.

    güzel şehirdir ankara, ilk bakışta soğuk olsa da tanıdıkça samimiyetini anlarsınız.
  2. sonbaharın çok yakıştığı şehir. hatta en çok yakıştığı şehir.

    adam öldüren ayazlarıyla, iki gün kar yağdığı halde derdi bir mevsim süren kışı pek çekilmez doğru.
    ilkbahar geldi mi ne ara geldi, gitti anlamazsınız bile. bitmek bilmeyen kış, ilkbaharı yer.
    yazın kurak sıcağı bunaltır. zaten tam alışırsınız bir anda biter.

    ama sonbahar öyle mi?
    gri diye sevilmeyen tüm şehri sarıya boyar. cinnah'tan yukarıya çıkarken yolun iki tarafındaki ağaçlar, bahçeli, kuğulu park, eymir hele odtü. odtü'ye gidip sarıdan turuncuya, kırmızının her tonuna doymuş ağaçların altında yaprak sesleriyle yürümenin keyfi anlatılamaz.
    siz en iyisi mi ankara'ya sonbaharda gelin bir bakın. beğenmezseniz sizi şehrinize iade ederiz.
  3. nefret ederek ağlayarak gittiğim ama 5 sene sonunda çok sevdiğimden ağlayarak da döndüğüm şehir.
    abiler anlatırdı ilk gittiğinde hiç ısınamazsın sonra ayrılamazsın diye hadi be sen de! derdim. öyleymiş.
    ilk yılımda derdim ki ankarada sevdiğim yer istanbula dönüşü değil; en sevdiğim yer aşti giden yolcu katı; nereye gidersem gideyim, yeter ki gideyim...
    zaman geçtikçe işler değişti. aşti ayrılık demek oldu...

    emrah serbes der ki: " ankara her şeyden önce arkadaşlıktır" öyledir gerçekten de. ankara insanının yapacak çok artı bir şeyi yoktur. en fazla gider bir kafeye oturur saatlerce konuşur, sakarya da bir bara girer sabaha kadar muhabbet edip içer. bu yüzden ankara insanın çabuk sosyalleşir. bu yüzden en yakın dostluklar en iyi arkadaşlıklar ankarada kurulur. bazen bu dostluklar aşti giden yolcu katından ayrılmayla birlikte bitmiş olsa bile...

    diyemeden geçemem: hasretin çok nazlı la ankara!
  4. Mekanlara ve kentlere anlam veren içindeki insanlar, duygular ve yaşamlardır. Deniz, dağ, orman, manzara fiziksel etkileri dışında sadece dekordur. Ruhu da etkiler ama bir süre sonra alışılır ve ilk görüldüğündeki heyecanın dozu azalır.

    Gri, puslu, bozkır sözcükleriyle tanımlanan Ankara’yı tanımak ve anlamak için belki de klişeleri bırakıp kendini içine salmak, anlamaya çalışmak gerekir.

    Denizi yoktur ama Ankaralı küçücük havuzu olan kuğulu parktan kocaman haz almayı bilir.

    Ormanı yoktur ama fidanlıklarda piknik yapmayı sever.

    Ankara’da her sokakta farklı hayat yaşanır.

    ankara’da herkes kendi kafasından insanlarla karşılaşabileceği müzik zevki, entelektüel düzey, ilgi alanı v.s. göre ayrılmış semtler ve mekanlarda o insanlarla aynı havayı solumanın rahatlığını yaşar.

    Sokak aralarına sıkışmış barlarında kışın ayazında bile kaldırımdaki masalara oturup boğaza karşı olup olmadığına aldırmaksızın dolu dolu muhabbet etmeye bayılır.

    Ankara’da gökyüzünün maviliği, ağaçların yeşili, göller hatta su birikintileri, parklar heryerde olduğundan daha kıymetlidir. Çünkü az bulunur.

    Ankara’da birileriyle bir yerlerde otururken; bakılacak manzara olmadığı içindir belki de, insanların yüzüne bakılır, dalınacak bir ufuk olmadığı içindir belki de, insanlarla sohbet edilir.

    murathan mungan’ın "ankara'da oturma odası ahlağı vardır" demesi bundandır.

    Şehirlerin efendisidir belki ama sizi ele geçirmeye çalışmaz.

    bir de tabi içinde yaşayanlar güzelleştiriyor. Mesela ulus baker (o varken Ankara çok güzeldi), şimdi de belki kara kedi grubu, süleyman bağcıoğlu, behzat ç. ve ekibi gibi...



    Tanımak isteyenler için güzel bir site önerisi:

    http://yavuziscen.blogspot.com.tr/
  5. pek hanımefendi ve medeni olduğunu düşündüğünüz kadınların, gop otobüslerine binerken bir boz ayı edasıyla sıranızı alarak önünüze geçebildiği şehirdir.

    yürüyen merdivenlerin sol tarafını ne yazık ki boş bulamayacağınız bir yerdir (yıllar geçti çok şey değişti ama bu hiç değişmedi)

    kimine cennettir, ben gibilere ise iş güçten sebep mecburiyetdir.

    istanbul'lu için parktır ve de bahçedir, çokça park ve de çokça bahçedir.

    sakin bir yaşam isteyenler için gayet güzeldir.

    ortadoğu ve balkanların en bitemeyen metrosuna sahiptir.

    ekmek almaya 15 km yol gidebilen amcalara sahiptir, çünkü otobüs beleştir. ve o amcacıklar mesai saati başlangıcı/bitimi falan hiç dinlememektedir.

    beğenmeyenler için 'ya sev ya terket'çileri bol bir şehrimizdir.
    yalan
  6. ankara insanıyla güzel bir şehir. istanbul gibi estetik bir yanı yok belki fakat insanı kendisine çok daha rahat hissettirdiğinden dolayı, ankara'yı sevenler sadece güzelliği için değil de bu özgürlüğü tadabildiği için severler. özellikle kurtuluş parkında özel anıları olanlar için ankara asla unutulamayacak bir şehirdir.
  7. ankara'yı sevmeyenleri ankara da sevmiyor aklınızda bulunsun. öyle hisli bir kent.
  8. doğduğum, büyüdüğüm, hep orada yaşayacağımı, yaşlanacağımı, öleceğimi düşündüğüm fakat tam üç ay önce ayrıldığım; deliler gibi özlediğim ama hiç mi hiç sevmediğim şehir

    tam anlamıyla alışkanlık

    yine de oralardaysanız papazın bağında bir kahvaltı edin, kıtır a gidip bir bira için, büyülüfener in dibindeki beyoğlu cafe hala yerindeyse hazır havalar soğuyorken sıcak şarapları var mı bir sorun, dikimevindeki aleph te biraz kitap okuyun, kurtuluşta biraz köpek mıncıklayın, bahçelide kedi sevin

    hayır, sevmiyorum ankara yı, sadece özledim
  9. kuğulu park'ının ufak bir gölet 3 kuğu 4 kazdan oluştuğunu gördüğüm, çankaya'yı beğendiğim, olgunlar tarafını bornova'ya benzettiğim ve yabancı bir yere gelmediğim hissine kapıldığım, garını sevdiğim fakat aşti'sinden hiç hoşlanmadığım. gezemediğim fakat gezilesi birçok müzesi olan şehir. yapacak şeyler bulunur, gezecek yerler de. ha sırt çantası eşliğinde sokak sokak arşınlanıp fotoğraf da çekilmez belki, evet bir istanbul değilse de gördüğüm kısmından memnun oldum. insan bi deniz olsa da önündeki banka oturup bi sigara içsem diyebilirse de bu denizi olmayan tüm şehirler için geçerli zaten. birlikte yaşayıklığımız ^:evet yaşayık, dile kelime kazandırdım asd^ kısa süreli olacaksa da kendisini gördüğüme ve kendisiyle bir müddet yaşadığıma sevindim. burdan ne istiyosunuz dediğimde eyüp sabri tuncer kolonyası istediler. bi de çifte kavrulmuş lokum. ankara kedisi dışında da kendine has bişeyi yok galiba. yoksa var mı?
  10. kavuşmak için şafak saydığım... bir şehirden çok daha fazlası benim için. aslında memleketim değil ama kendimi ankara'ya ait hissettiğim gibi başka bir yere ait hissetmedim hiç. şu an bayram tatili dolayısıyla ailemin yanındayım ve bitse de eve gitsem modundayım. eve, evime yani ankara'ya...

    herkesi boğan griliği, resmi havası, mekanikliği bile bana iyi geliyor bazen. hani "bir yeri güzel yapan insanlardır." denir. klişedir ve doğrudur ama eklenecek çok şey var bu söze. bir yeri güzel kılan oraya yüklediğin anlamlardır. bir yeri güzel yapan orada biriktirdiğin güzel anılardır. ben ankara'ya çok büyük anlamlar yükledim. öyle sevgili uğruna yüklenen anlamlar falan sanılmasın. ankara'nın yaşamışlıkları, yazılmışlıkları, yaşanmışları, tarihe tanıklığı, mesleğimle alakalı idealist anlamlar vs. vs. hülasa seviyorum merkez!

    umarım güzel anılar ve güzel insanlar biriktirmemde bana yardımcı olmaya devam edersin. biliyorum, sen de bana karşı boş değilsin.^:swh^