kış uykusu - nuri bilge ceylan - youreads

    • izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.89)
kış uykusu - nuri bilge ceylan
aydın (bilginer) emekli bir oyuncudur; aktörlüğü bıraktıktan sonra orta anadolu'da kendi halinde küçük bir otelde çalışarak günlerini geçirir. hayatında ise iki kadın vardır: kendisine her anlamda uzak ve soğuk olan genç karısı nihal (sözen) ve boşanmış olan kız kardeşi necla (akbağ). kışın bastırması ve kar yağışının artması bu küçük taşrada en çok aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder.


  1. son zamanlarda hatta son yıllarda izlediğim en iyi filmlerden biri diyebilirim. çok başarılı buldum.

    filmde bazı tespitler çok yerli yerindeydi tam da olması gerektiği gibiydi. (benim düşündüğüm gibi)

    ------------spoiler------------
    bu filmede asıl kötü karakter olarak yansıtılan aydın'ın tam olarak da kötü bir karakter olduğunu söyleyemeyiz. nihayetinde kendi çapında iyinin peşinde bir görünüm sergilemektedir ilk bakışta. fakat derinlere indiğin zaman aydın'ın aslında sürekli kendi ahlak anlayışını rasyonelize etmek amacıyla diğer insanları kullandığını fark edebiliriz.

    bir diğer husus da sınıf ayrımı mevzusu. aydın babadan varlıklı otel falan kalmış, kiracıları var ve kirayı ödeyemiyorlar vs. bu noktada aydın'ın hiç muhatttap bile olmak istememesi, imama sena rtık yanıma gelme demesi onu görmek bile istememesi ve aşağılaması durumu da var. bu noktada da entelektüel abla aracılığı ile elitistlere sağlam bi ayar veriliyor filmde. tabi anlayana.

    ha bir de imam rolü var ki tek kelimeyle muhteşemdi. bir insan bu kadar mı gerçek imam oynar ya film boyunca şaştım mimikler, üslup, davranış her şey birebirdi, çok başarılıydı gerçekten.
    ------spoiler--------
    yazmaya kalksan harbiden çok şey var, çok iyiydi. film çok uzundu sıkıcıydı diyenleri ıslak odunla dövmek lazım bence. su gibi akıp gidiyor, ne sıkıcı ne de gereksiz uzun. tam olması gerektiği gibiydi.
    abi
  2. nöri bilge ceylan'ın izlediğim en kötü filmi. izlerken belirtildiği gibi rus edebiyatı öykünmesi bariz hissediliyor. bir soljenitsın bir gogol anlatısı tadı var ancak sinemasal anlamda pek de bir şey veremiyor. filmin genel atmosferinde duyulan zorlama yapaylık sonuna kadar devam ediyor. karakter hikayeleri kopuk ve tamamlanmamış. diyalog filmi olmuş. sözüm ona küçük burjuva eleştirisi yapılmaya çalışılmış. ilçe önde gelenleri ve ilçe ruhu genel intiba olarak daha iyi işlenilebilirdi. karakterlerle o uzun diyaloglar bir türlü örtüşmüyor. herkes kitaptan okur gibi beylik laflar ediyor. hele demet akbağ'ın oynadığı karakterden bahsetmek bile istemiyorum. nevşehir'i ürgüp'ü bilen biri olarak bu kadar uzun ağdalı cümleler kuran bir ürgüp'lü bulsam sırtımda gezdiririm. değil istanbul dünyayı dolaştırsan değişmez. tek özelliği güzel ve genç olmak olan temiz kalpli, ezik, dandik herifçi karısı bile sazı eline aldı mı başımıza dante kesiliveriyor. nejat işlerin kendi kendine atarlanmaları ve sanatta yediyüz milyon kez işlenmiş fakir ama gururlu oğlan klişesini (budala-rogojin kötü öykünmesi) izleyebilmek için sahne bitene kadar üç şişe renu bitirdim. sadece haluk bilginer'in oynadığı hayatı bir sahteliğin üzerine oturmuş karakter olmuş. film bütünsellik bakımından fıs. tamam baba nuri bilgi ceylan sinematografisine söyleyecek sözümüz yok ama maksat buysa nikon fotoğraf makinemle evimin balkonundan daha iyi kış perspektifi alırım yeminle. filmin güya vermeye çalıştığı bahsi geçen eleştiriyi görebilmek için mikroskopla bakmak bile kifayetsiz kalır.
    olmamış sinema filmi, madem edebiyat namına "biz de biliyoruz bu boku" demeye çalıştın. sinema yerine kısa hikaye yazsaydın babacan biz de bu sevimsiz entel mastürbatif hareketlerine maruz kalmaz idik.

    ben de bu kadar övgüyü göklere çıkarmaları okuyunca nuri bilge ceylan brazil ayarında film çekti zannettim.
    bu filme altın palmiye veren zihniyeti palmiyeye oturtmak lazım.
  3. aydın kesimi çok yerli yerinde eleştiren uzun saatine rağmen bir solukta izlenen film.
    filmin bana göre en güzel yanı karakterlerin çok ağdalı cümleler kullanmasına rağmen o cümleleri kurabilecek karakterler olduklarına filmin bize inandırması. doğallığı buradan geliyor bence.
    mavi
  4. !---- spoiler ----!

    anlatmak istedikleri vicdan'ı 2 dakika süren av sahnesiyle özetlemiş olan filmdir.
    aydın avını vurmadan önce tereddütsüzce davranır. fakat avladıktan sonra tavşanın başına gittiğinde durgunlaşır, duygusallaşır. vicdanı canlanır.
    başta avcıdır. daha sonraysa insan

    !---- spoiler ----!
    kup
  5. sinema, tiyatronun arka bahçesi değildir; eğer bir piyes yazmak isterseniz, hikayenizi perdelere, bölümlere ayırıp, olay örgüsünü minimalize edip, diyalog ağırlıklı takılırsınız; ve arzu ederseniz de adını kış uykusu (çehovyen de seslenir) koyabilirsiniz. tek fark piyesinizin sinema perdesinde değil, tiyatro salonunda oynanacağıdır. evet, kış uykusu sinema filmi değildir, sinema maskesi takmış kötü bir piyes denemesidir.
    daha önce muhakkak ki bahsedilmiştir ama anmadan geçmeyelim: filmde ağırlıklı olarak karamazov kardeşlerinin bazı epizotları arka plana alınarak işlenmiş. ilyuşa ve babasının (babasını mitya tarafında dövülmesi, aşağılanması) sahneleri hikayeye yedirilmiştir.
    aslında hikaye çok güzel, tam tarkovski veya angelopoulos gömleğinden; fakat nbc, altında kalmıştır. demek istediğim de bu zaten: gençliğinde genç yönetmenin üzerine çullanan tarkovski büyüsünü anlarım; fakat olgunluk zamanında hala etkileri geçmiyor ve kuru taklit bayat etkisi sunuyorsa, yönetmen komik durumuna kaçınılmaz olarak düşüyor. hayır yanlış anlaşılmasın, bilge ceylan gözümde kötü yönetmen değildir; sadece gençlik aşklarından kurtulmayı başaramamış ve inanın, yüz sene sonra "uzak"tan başka hatırlanma olasılığı hayli az olan yönetmene dönüşecektir. çünkü "uzak" nurinin - bir nebze iklimler de dahil - kendi olabildiği, hakikati sunabildiği tek filmidir.

    altın palmiyeyi müjdeleyeceği öncelerden biliniyordu. cannes"ın hiç değişmeyen müdavimleri vardır ve onlar yıllar geçtikce festivalin çocuklarına dönüşerek, onların istediği kıvamda filmler çekmeye başlarlar. "kış uykusu"da böyledir. doğunun eksikliklerini karikatürleştirip, batının kahkahadan açılan ağzına bırkan oryantalist bir yapım. politik bir jestdir. ne gerek vardı buna nbc? hani dünyevi, beşeri filmler çekecektik? değişen ne oldu? "uzak"ın soğuğu nereye kayboldu?
    "kış uykusu" hatırlanmayacak bir filmdir. orta yaş krizi diyelim isterseniz, ama kaç yaşında olursak olalım, takıntılar ve alışkanlıklar mahvımızı hızlandırır; ve umarım yanılıyorum nbc.