tanrıyı reddetmek - youreads



  1. https://www.youtube.com/watch?v=-j8ZMMuu7MU

    dindarların ateistleri -bilhassa türkiye'de- anlamamasının sebebi daha tanımlama aşamasındayken başlar. ateistin Türkçesi tanrı tanımaz'dır. Dindar sadece bu kelimeden yola çıkarak bile kendini ateist "sananların" aslında tanrıyı tanıdıklarını, bildiklerini ama onu reddettiklerini düşünür. din kültürü kitaplarımızdaki ateist tanımına ise diyecek yok. rezalet. ülke başbakanının çıkıp insanlara ateist diye küfretmesi de algıya tuz biber ekmektedir.

    Tanrıyı ret ediyor olduğum konusunda çok fazla yorum alıyorum. ben aslında allahın varlığına inanıyormuşum ama ret ediyormuşum. bu video da bu konuda epey aydınlatıcı oldu benim için. Videoda tanrıyı "reddetmek" kısmında durulmuş ve bir örnekle başlanmış. örnekte çıkma teklif eden bir kişinin reddedildiginde hissettikleri ele alınmış. Bunlar; umutsuzluk, hüsran, kin, kızgınlık, saldırganlık, anti-sosyal davranışlar olarak sıralanmış. listeye bakınca makul buluyorum. bunlar ret edilmiş birinin hisleri. Kişiden kişiye daha yoğun veya zayıf yaşanabilir eğer gerçekten duygusal bir ilişkiden bahsediyorsak.

    videonun ilerleyen kısmında ise inançlıların ateistler ile karşılaştığında da benzer şeyler hissettiğini iddia ediyor. video boyunca örnekler, kalıplaşmış ve ezberlenmiş, atesitlerin duymaya alışık olduğu cevap veya soruları görebilirsiniz. burada can alıcı soru: neden tanrıyı ret ediyorsun? inançlılar ateistlerle karşılaştığında ret edilmiş duygusu yaşadıklarından, gayri ihtiyari bu kelimeyi kullandıkları iddia ediliyor burada. şahsen önermeyi makul buluyorum.

    daha ileri gidip inançlılar kendilerini tanrının yerine koyuyorlar diye de iddia ediliyor. anlamayı kolaylaştırmak için şöyle bir analoji oluşturuluyor. a kişisi b ve c kişisini romantik bir buluşmaya çıkarmak istiyor. b kişisi c'nin gerçek olayacak kadar iyi, kusursuz anlatıldığını düşünüp, onun gerçekte var olmadığına inanıyor. dolayısıyla bu randevuya gitmek istemiyor. bu durum onu ret ettiği anlamına gelmiyor. olmayan birini ret edemezsiniz. c gerçekten var olsaydı kendisi gelirdi buluşmaya veya a ondan daha doğru bahsetseydi belki giderdi bukusmaya. her şeye rağmen buluşmanın ret edilmesi b'nin a'yı ret ettiği anlamına mı geliyor? hayır. soru: peki neden inançlılar ateistleri dine davet ederken reddedilmiş gibi hissediyorlar? analojiden çıkan sonuç şu: inançlılar kendilerini tanrı yerine koyuyorlar, öyle hissediyorlar. tanrının inançlıları çok iyi tanımasının, onların ihtiyacını bilmesini sebebi de gene inançlıların aslında kendilerini tanrı yerine koymasıdır diye iddia ediliyor. (ego=tanrı) inançlılar sanki kendileri de tanrı da, reddediliyormuş gibi davranıyorlar kısaca.

    ben psikoloji konusunda yetersiz olduğum için videonun tüm iddiaların doğrulayamıyorum. mantık yoluyla bakınca da iddiaları makul buluyorum. videonun devamında daha uzun bir konuşma var ve can alıcı başka hususlardan da bahsediliyor.

    konuyu video kanalına açmayı düşündüysem de video ile sınırlı kalmaması gerektiğini düşündüğüm için buraya yazdım.
  2. sekiz sene evvel benim de gerçekleştirenler arasına girmiş olduğum eylem.
  3. insan, görmediği, varlığını bir türlü hissedemediği, olaylar üzerindeki etkisini maddesel olarak algılayamadığı her şeyi reddetmeye meyillidir.
    kriterleri; görülmeyen, hissedilmeyen şeyi kabul etmemek olması sebebiyle ikna etmek için, öncelikle olmayan veya inkar edilen şeyin varlığını kanıtlamanız gerekir.
    bu şeyin varlığını "her yerde hissedebilirsin" demekle olmayacağını, inkar edenler inananlardan daha önce anlamıştır. elinizde spesifik kanıtınız yok ise, varlığı kabul edilmeyen şeyin varlığına dair sabaha kadar konuşursunuz.

    ekleme:

    belki biraz amiyaneolacak ama bence bilim de bir din. o da inanmayı seçtiğimiz bir şey. algımıza göre yanlışlanabilir olması ya da deneylerle kanıtlanması gibi durumlar ile bağnaz inançlardan ayrılıyor sadece. yani, inandığımız tüm diğer şeyler, bilim yanında hurafe gibi kalıyor. bu yüzden tanrıyı reddetmek, bilimsel bakış açısına sahip bir inanç sisteminde çok kolay geliyor.
    bence, çoook çok eski zamanlarda (sanırım aristo'nun da) dediği gibi, tanrının varlığı ne reddedilebilir ne de onaylanabilir bir şey.
    yani eğer bilim yanlışlanabilirse, tanrının varlığı bilimsel bir düşünce altında düşünen ve yaşayan birinin sonuç bulabileceği bir şey değil gibi.

    bilim ise gerçek mi değil mi hiç bilmiyorum. yani bir tv yapmak, uzaya çıkmak ya da atomaltına girmek bilim elbette ama şimdiye kadar tanrının varlığının ya da yokluğunun bilimsel bir düşünce ile çözmek mümkün mü? dinlerin insanlar tarafından çıkarıldığı konusu biraz tarih bilgisi ile belki sonuca ulaşabilecek bir şey. ama bir yaratıcı unsurun varlığı ya da yokluğunu bence zaman makinesinden başka bir şeyle anlayamayız :)