• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.71)
2001; a space odyssey - stanley kubrick
2001: bir uzay destanı (ingilizce: 2001: a space odyssey), 1968 yılında stanley kubrick tarafından yönetilen bilimkurgu filmi. senaryosu kubrick ve ünlü bilimkurgu yazarı arthur c. clarke tarafından kaleme alınmıştır.stanley kubrick, dr. garipaşk filmini bitirmesinin üzerine bir bilimkurgu filmi çekmek ister; filme dönüştürülebilecek bir fikir geliştirmek üzere bilimadamı ve bilimkurgu yazarı arthur c. clarke'a danışır. clarke da 'sentinel' adlı kısa öyküsünü önerir. bunun üzerine önemli bir ortaklık kurulur: kubrick ve clarke, eleştirmenler, sanatçılar ve izleyiciler tarafından sıklıkla en başarılı bilim-kurgu olarak anılan '2001: a space odyssey'i kurmaya başlarlar; kubrick senaryoyu yazıp, geliştirirken, clarke da aynı ismi taşıyan romanı yazar. stanley kubrick'in isteği üzerine, bu roman filmin gösterime girmesinden sonra yayınlanır.film, alışılageldik anlatım yöntemlerinin dışına çıkması, zamanına göre son derece şaşırtıcı olan görsel efektleri, uzun süresi ve gösterime girdiğinden beri tartışılan sonu (yıldız-çocuk sekansı) ile sinema tarihinde ün kazanmıştır.
  1. stanley kubrick'in başyapıtı, 1968 yapımı bilimkurgu şaheseri. öyle patlayan uzay gemileri, atılan ışınlar filan yoktur bu filmde, belgesel havasındadır. bu yönüyle devamlı aksiyon bekleyen sinema izleyicisine hitap etmez, acelesi yoktur, zaten açık olan söylemini sindire sindire verir izleyiciye: milyonlarca yıl süren evrim süreci, bu en akıllı yaratığın egemenliğini kendi yarattığı makinelere teslim etmesi için miydi?

    ayrıca 47 yıllık bir film olmasına rağmen efektleri, günümüzün değme bilimkurgu filmlerine taş çıkartır. kubrick farkı sanırım bu oluyor.
  2. insan evrimini anlatan film. primattan, uzay bebeğine.
    zgrkk
  3. fazla abartılan (bkz: kült) film.
  4. sinema tarihinin en iyi filmidir. abartabileceğimiz bir nokta olsaydı keşke. insanın sonsuz potansiyelinin iğrenç temeli (korkaklık ve aç gözlülük) ve teknik kabiliyetinin yarattığı tehlike. bize zaman üzerinde hakimiyet kuran bir varlığı tek sahnede söze gerek kalmadan anlatması apayrı bir yetenek. uzayda yürüyemeyen, tuvalet ihtiyacını kılavuz olmadan gideremeyen ama kendini evrenin sahibi sanan insanı anlatmış. o uzaydaki sahnelerde güçsüzlüğümüzü gördükçe nefsimizi kesmiştir.
    abartmıyorum ben sinema tarihinin (hala) en başarılı filmidir.
  5. beyin yakan bir kubrick filmi. izlediğim en ilginç filmlerden biri ama üstüne söyleyecek çok fazla şey bulamıyorum. beni aşıyor biraz.
  6. giriş bölümünde neler olduğunu anlayamadığım bir film.
    janus
  7. a space odyssey zamanının en ileri görüşlü betimlerinden. her ne kadar tariflediği teknoloji ve yaşam öngörüsü 60 yıl sonra hala günün bir düzey ötesini resmetse de yavaş yavaş füturistik niteliğini yitirmek üzere.

    buna rağmen eskimeyişliğinin ardındaki sır kubrick'in uygarlık tarihinin kolektif bilincindeki belgeselvari içeriği bilim kurgu hikaye maskesiyle sunmuş olmasında saklı.

    ilk üç dakika, tümüyle siyah fona 1961 györgy ligeti yapımı atmosphères adlı orkestra eşlik eder. müzikteki mekanikliğin yanı sıra ritm, inişler ve çıkışlar büyük patlamadan güneş sistemimizin oluşumuna kadar geçen süreçteki kütle çekimsel etkileşimin ve evrene yayılan dalgaların odyogerçekçi yansımasıdır. bu karanlık süreç, henüz tohumları atılmamış bilinen tek akıllı yaşam formunun penceresinden koca bir hiçliktir.

    wikipedi'den alıntıladığım şu paragraf, müzik ile süreç arasındaki bağı anlamaya yardımcı oluyor. birebir türkçeleştirmeye dilim yetmedi:

    !---- alıntı ----!
    atmosphères is a piece for full orchestra, composed by györgy ligeti in 1961. it is noted for eschewing conventional melody and metre in favor of dense sound textures. after apparitions, it was the second piece ligeti wrote to exploit what he called a "micropolyphonic" texture. it gained further exposure after being used in stanley kubrick's film 2001: a space odyssey.
    !---- alıntı ----!

    3. dakikada beliren mgm studios'un aslanlı logosu * ile ilk organizmanın doğuşu ve takip eden bir buçuk dakikalık planda resmedilen ay tutulması* ile ay / dünya / güneş üçlüsünün aynı aksta görünmesiyle karmaşık formların oluşum sürecine ve sebep olduğu coğrafi değişimlere tanıklık ediyoruz.

    « * ay tutulmaları veya daha genel bir deyişle gök cisimlerinin nadir birlikteliklerinde ortaya çıkan manyetik değişikliğin ilk aminoasitlerin rastgele manalı karmaşık bir araya gelişlerinde etken rol oynamış olabileceğine dair çeşitli teoriler var. bu sahnenin ardındaki anlam, kubrick'in benzer teorilere atfı olabilir. olmayabilir de. "neden ay tutulması?" sorusuna başka yanıt veremedim :) »

    sahneye richard strauss’un also sprach zarathustra (böyle buyurdu zerdüş) adlı eseri eşlik eder. film boyunca, bu dahil diğer tüm kırılma anlarında aynı melodiyi duyacağız!

    müzik eserinin ayak izlerini takip ettiğimizde yolumuz nietzsche'nin böyle buyurdu zerdüşt adlı kitabına çıkıyor. filmin vermek istediği mesaj bu kitapta yatıyor. nietzsche, kitapta iki kavramı öne sürer: üstinsan ve bengi dönüş.

    !---- alıntı ----!
    insanı, hayvan ile üstinsan arasında gerili bir ip olarak tanımlayan zerdüşt, kişinin sürekli olarak “üstinsan” a doğru kendisini aşması gerektiğini söyler. fakat kişinin kendisini aşması için, ilk önce insanın aşılması gereken bir şey olduğunu kabul etmesi gerekir. başka bir deyişle yükselmek için, önce alçakta olduğunu kabul etmesi gerekir. bu nedenle ‘insan’ kavramını alçaltarak, sadece ‘üstinsan’a giden bir köprü’ olduğunu savunur. üstinsan’ın var olma sebebi ise; insanın kendisini aşmasının, farkına varmasının gereğidir.
    !---- alıntı ----!

    kubrick'in üstinsan ve bengi dönüş sorgulamalarını, ilk formdan uzay çocuğuna davranışların tekerrüründe ve süper bilgisayar hal 9000 ile mürettebat arasında gelişen spontane diyaloglarda bulabiliyoruz.

    149 dakikalık koca filmin 4.5 dakikasının üzerine bu kadar durmamın sebebi sinemanın gücünü dahiyane kullanan kubrick'in titizliğine vurgu yapmak istemem... referans aldığı bilimsel altlık bulanıklaştıkça anlatım biçimini soyutlaştırıyor, sembolikleştiriyor. bununla birlikte görüntüdeki her bir piksele, müzikteki her bir notaya rol biçerek evrenin 13,5 milyar yıllık geçmişinin ardındaki teknik işleyişi 4 buçuk dakikaya indirgeyerek kronolojik tutarlılıkla seyirciye aktarıyor.

    film, 4 buçuk dakikalık görkemli girişin ardından episodik bir anlatımla devam eder. buradan sonrası ise çok daha uzun soluklu bir okuma gerektiriyor. cesaret edebilirsem devam etmek isterim...

    üzerine yoğunlaşılabilecek kavramlardan bazıları şunlar:

    - yapımcının filme etkisi

    « episodik anlatım tercihinde, prodüksiyona ciddi bütçe ayıran yapımcının parmağı bulunuyor. kubrick'in alışagelmişin dışında ve sembolik anlatımının gişeyi zorlayacağı kaygısıyla, idrak kolaylaştırıcı temel bilgilendirmelerin eşlik ettiği teneffüsler oluşturulmuş. »

    - olay anlatımını benimsemiş hollywood sineması ile politik eleştiriye merak salmış avrupa sinemasının filme etkisi. bu noktada sinema tarihine dalmak gerekiyor
    - ilk tapınma
    - bengü dönüş çatısı altında ilk basit aletler vs modern teknolojiler
    - üstinsan çatısı altında akıllı yaşam formu vs yapay zeka
    - atmosfer ve uzay kıyafeti gibi fanusların ardındaki evrende hükümsüz ve savunmasız oluşumuz
    - kapital, tek başlı, şirketleşmiş modellerin yıldızlararası, galaksilerarası, evrenlerarası düzleme taşınımı, yeni / olası düzenlere yansımaları ve hükmü
    - kendi halinde evrenin vahşi huzuru
  8. diğer kübrick filmlerine oranla pek ısınamadığım film. kopuk kopuk sahnelerden oluşuyor ve bunlar birbirine bağlı değil.
  9. filmin başlangıç sahnesiyle ilgili birkaç şeyi açıklığa kavuşturalım.

    !---- spoiler ----!

    bir hominin,zebranın uyluk kemiğiye kendi türünden başka bir bireye vuruyor.daha sonra zaferle havaya atılan kemik uzay aracına dönüşüyor,burda elbette alet kullanımına ve kullanım sürecindeki gelişime gönderme var.bunun ötesinde,kemikle başka bireye vurma olayında anlatılmak istenen şeyin kaynağı taung çocuğu olarak bilinen antik bir australopithecus africanus bebeğinin fosilleşmiş kafatasındaki darbelerin geride bıraktığı izler.fosili inceleyen bilim adamı **,darbenin sebep olduğu yaralanmanın atalarımızın yamyam olduğuna işaret ettiğini düşünüyormuş.şu anda ise taung çocuğu'nun bir leopar ya da kartala yem olduğu düşünülüyor.

    !---- spoiler ----!

    güzel ve yavaş filmdir.
  10. kubrick'in neden büyük bir deha olduğunu gösteren başyapıtlardan biri belki de en büyüğüdür. başındaki ve sonundaki ve başındaki konuşmasız bölümleriyle aslında o kadar çok şey anlatır ki bize kubrick.
    !---- spoiler ----!

    filmde bir çok çarpıcı sahne olmasına rağmen belki de en çarpıcısı insanın kendi elleriyle ürettiği yüksek teknolojili yapay zekalıyı daha yüksek bir teknolojiyle değil bir tornavidayla yok etmesi ve ardından gelen şu mükemmel diyaloglardır:[hal's shutdown]
    hal: i'm afraid. i'm afraid, dave. dave, my mind is going. i can feel it. i can feel it. my mind is going. there is no question about it. i can feel it. i can feel it. i can feel it. i'm a... fraid. good afternoon, gentlemen. i am a hal 9000 computer. i became operational at the h.a.l. plant in urbana, illinois on the 12th of january 1992. my instructor was mr. langley, and he taught me to sing a song. if you'd like to hear it i can sing it for you.
    dave bowman: yes, i'd like to hear it, hal. sing it for me.
    hal: it's called "daisy."
    [sings while slowing down]
    hal: daisy, daisy, give me your answer do. i'm half crazy all for the love of you. it won't be a stylish marriage, i can't afford a carriage. but you'll look sweet upon the seat of a bicycle built for two.
    !---- spoiler ----!