1. tanım: her kedide bulunan, sevimli, ilginç, yer yer anlamlandırılamayan davranışlardır.

    bir kedili başlığa daha hoşgeldiniz.
    kediseverini bol gördüğüm youreads'e bir de böyle bir başlık açılsın dedim.
  2. ufacık bir kağıt sesi duymasın hemen koştura koştura sesin kaynağına gidiyor. sayesinde kitap sayfasını çevirmeye korkar oldum. amacı da kağıdı top haline getirip önüne atalım o da oynasın.
  3. sokakta ölmek üzereyken bulup tedavi ettirip sonra bırakamadığım kedi var. bunlardan biri 10 yaşında, biri 2 ve öbürü de 9 aylık.

    en büyük kedim hali hazırda hanedanlığını yönetirken varisleri gelince kıskançlıktan ne yapacağını şaşırdı. otoritesini sarsmamak adına gece bana sarılıp yatıyor. ne biri bana yaklaşabiliyor, ne de ben ihtiyaçlarım için bile olsa kalkabiliyorum. uyku saatlerimi belirler oldu. zaten erken yatan bir insanım ama onun uykusu 9 gibi geliyor ve beni de yatağa sürüklemek için her şeyi yapabiliyor.

    bir de eğer kızdırırsam gönlünü almak pek zorlaştı. kıyamayıp tabağımın köşesinden ona verdiğim yemeklere öyle bir alıştı ki.. 3-4 çeşit bulunduran peynir tabağından aşağısı kurtarmıyor hanımefendiyi sinirlendiğinde. bir de peynir seçiyor ki hiç sormayın....
  4. bir tanıdığımızın kapısını tıklatarak eve giren ve böylelikle evden birisi olarak yeni hayatına başlayan kedi zilli'nin de mensubu olduğu kedi davranışları türü.
    evde yana yakıla dolaştığını görmüşler zilli'nin, peçete bulup gitmiş mama kabının üstünü örtmüş. bi tane mamayı dışarı atmışlar gidip onu da örtmüş. bi süre sokakta kaldığı için mama mı saklıyor, bayatlamasın mı istiyor yoksa hamile diye yavrularını için geleceğe yatırım hesaplı mama mı istifliyor bilemedik. ama insanlardan da titiz bir hareket. *
  5. ayak yemesi. bu yüzden tüm çorapların ucu delindi bir ara çekmece yeniledik.
    bir de kanepenin kenarını öyle bir sahiplendi ki evdekiler hadi neyse dışardan gelen biri oturduysa üstüne zıplamak, suratına dalmak suretiyle insanı ordan kaldırıyor.

    bizimki de kağıt hışırtısı delisi ve ısıracağı yeri yalıyor. *
  6. bir yıl ortadan kaybolup geri döndüğünde ben aslında kayboldum bilmiyorum mafyanın eline düşmüş de olabilirim ayağı çekip herkese tek tek sarılması.
  7. an itibariyle ben bunun içine insan kaçtığına artık inandım.
    arada tv izliyor, arada yastığa kolunu koyup yan yatıyordu, şu an resmen insan gibi oturarak yalanıyor. bildiğimiz oturuyor bu kedi çocuğu. zaten bence konuşuyor da bu. resmen "defol git elleme" diyor bazen. birden başını elleyince de "ne var ?" der gibi "mırk" diyor. zaten miyavdan çok mırk diyor bizimki. allahım, resmen oturuyor ya!
  8. oyun oynarken kendi kemiğini kırması.
    şu taşınabilir seyyar merdivenlerin tepesine çıkıp çıkıp aşağı atlaması.*
  9. biz onu değil mesut bizi buldu. önce 2 -3 gün yan evin çatısından evi gözledi sonra bir sabah annemlerin evinin kapısında bitiverdi. ilk günler yemeğini yedi gitti, sonra birgün yine kendi kararıyla gelip dizimin üzerine yatıverdi. ben dahil hiç kimseye 8 yıl boyunca patilerini elletmedi. bense 8 yıl boyunca türlü şaklabanlıklarla, yalvara yakara o patilere dokunmaya çalıştım.

    ne zaman tatil için eve gitsem kapıda karşıladı, her kavuşmamızda ilk yarım saat karşıma geçip dakikalarca yüzüme bakardı. sonradan bunun bir çeşit özlem giderme ve hafızaya kazıma yöntemi olduğunu okudum bir yerde.

    geçen şubatta ara ara yaptığı gibi ortadan kayboldu. dışarısı kar, buz. 5. gün sabah geldi, gören tek gözü de kapanmıştı, yaraları iltihaplıydı. ölecekleri zaman ortadan kaybolurlar denir ya, bizimkisi evine döndü.

    dönüş zamanım gelmişti, mecbur ayrıldım. yola çıkmadan önce vedalaştık. patilerini uzattı ilk kez, sevdim, okşadım.

    kedilere dokunamıyorum şimdi. bu da kedi sahiplerinin ilginç davranışlarından biri olsa gerek.
    mesut
  10. neymiş efendim, lodostan balkona tırmanan hamam böcekleriyle oynıycakmış. bak sen. oturdu balkonun önünde ağlıyor miyav da miyav, miyav da miyav. balkonda oynasa neyse, kapıp içeri getiriyor bi de arkadaşlarını.