1. "rahat ul-hulküm" yani, boğaz rahatlatan manasına gelen lokum; gelenekler arasında ayrıcalıklı yerini hala koruyor mu bilinmez. ama hala ikramlık olarak kullanılan; misafirliğe eli boş gidilmesin aman adetleri içinde yer alan lokumun 15 yüzyıldan beri osmanlı mutfaklarında yer aldığı biliniyor.

    " lokumun ilk üreticilerinden sayılan hacı bekir efendi 1777 senesinde kastamonu'dan istanbul'a gelerek bahçekapı'da açtığı ufak bir dükkânda lokum vb. gıda maddelerini üretmeye başlamıştır. iki asırdan bu yana lokum üretimini başarıyla gerçekleştiren hacı bekir devrin padişahı tarafından da nişan-ı ali osmanî ile taltif edilmiş ve sarayın şekerci başı olarak hizmet etmiştir. daha önceleri bal ya da pekmez ve un bileşimi ile yapılan lokumun 17. yüzyılda 'kelle şekeri' olarak bilinen rafine şeker ile özellikle nişastanın bulunup ülkeye getirilmesiyle yapımı ve lezzeti de değişmiştir. " lokum eskiden mendillerle birlikte çocuklara bayram harçlığı da verilerek ikram edilirmiş. pek o dönemlere yetişemedim ya da vardı da benim çevremde bu tarz bir ikramla sunan olmadı ama kulağa da göze de ayrı bir güzel hitap ediyor sanki.

    mendilli ya da mendilsiz, bence çocuklar sevinmeyi hak ediyor; lokum tadını da unutturmadan...
  2. çocukluğun en güzel tatlısının 2 malzemesinden biri : diğeri malzeme ise petibör bisküvi.

    dede motoruyla kapının önüne yanaşır, mahallenin bütün çocuklarını etrafına toplar. sonra motorun terkisinden kocaman birer poşet taze gül lokumu ve petibör bisküvi çıkarır. herkes için özel olarak, tek tek uğraşarak lokumu 2 bisküvi arasında bastırır, mis gibi de dede tatlısı olur.

    mahallenin bütün çocukları için dedem çok özeldir. hepsinin çocukluğunda önemli yeri vardır. bayram tıraşından, motorla sıra sıra gezdirmeye, dut silkelemeye kadar... şimdi hepsi büyümüş yetişkin olmuş mahallelinin çocuklarına sor herkes hala o lokumlu günleri anlatır durur.

    allah başımızdan eksik etmesin lokum dedemi..