1. zerrece önemi olmayan radyo yayınlarının gereksizliği. nedir yani bu radyo yayını yapmanın esbab-ı mucibesi anlamış değilim.

    ne bir radyo tiyatrosu, ne bir felsefi-edebi v.s. tartışma olmayan radyo yayınlarını insanlar neden dinlesin?

    mesele kendiliğinden müzik değişimi ise müzik çalardan shuffle ile yapılabilir,
    mesele bilinmeyen müzikleri duymak ise youtube'da otomatik çal ile yapılabilir,
    mesele beğendiğin müziklerin muadili müzikleri keşfetmekse ha keza youtube'dan v.s.'den yapılabilir.

    mesele ne o halde? şu, salt ilişkisel samimiyet goygoyu.
  2. televizyonun olmadığı yıllardaki radyo kültürüyle mukayese ediliyorsa bir yere kadar doğru sayılabilecek önermedir. günümüzde de gayet keyifli radyo programları vardır.
  3. 2013'ten beri spotify, şubattan beri de apple music premium üyesiyim. (türkiye'de kullanıma açıldığı günlerden beri diyebilirim) youtube kaç senedir var, onu bile unutmuşum... ne keşfetler ne benzer sanatçılar taradım da hiçbiri arşivime güven yıldız kadar katkıda bulunmadı mesela. adam nasıl seçiyorsa her hafta 3-4 şarkı arşivliyorum sayesinde. spotify'ın haftalık keşifi halt etmiş, listede bir şarkı beğendiysem o hafta şanslıyım derim.

    kendi listelerim, benzer sanatçılar, şarkı radyosu gibi şeyleri kurcalarken harcayacağım efor yerine açıyorum radio paradise'ı ya da somafm'in bir kanalını, doya doya yeni müzikle tanışıyorum.

    istek şarkı da almıyorlar, canlı yayın da yapmıyorlar mesela bu kanallar. o zaman neden dinliyor insanlar da paradise gibi bir radyo 15 yıldan fazla süredir sadece dinleyici desteğiyle, reklamsız yayın yapabiliyor?

    radyo candır, böyle sığ düşünmemek lazım.
    merc
  4. herkes her şeyi sevmek zorunda değil. bir şeyi sevmiyoruz diye ona gereksiz dememiz ne kadar normal? sonra bir de baskıdan şikayet ederiz. daha bu tarz basit konularda bile birbirimize saygı gösteremiyoruz. tercih meselesi bu. mesela rock fm'de rabarba'yı zamanında az dinlemedim. mizah anlayışları bana uyuyordu ve dinliyordum. gereksiz de bulmuyorum.
  5. bazen kontrol bir elimden alınsın. rastgele bir şey gelsin istersin de youtube... spotify ın tam o hazzı vermeyeceğini anlarsın.

    karşında sana rastgele şarkı çalanın bir bilgisayar veya bir " şey " değil. bir insan olması...

    o zaman gözünüzde bu başlık " üzüm suyu varken şarabın gereksizliği " , " elektrikli ocak varken kumda türk kahvesinin lüzumsuzluğu " nu andırıyor
  6. anca bir "tüketim toplumu"nun önermesidir.

    bu kadar net söylüyorum, evet. bir dönün bakın arkanıza lütfen. her yerimiz daha kolay ve daha hızlı yapılma araçları ile dolu. tamam güzel, kesinlikle faydası dokundu. ancak, siz sanıyor musunuz ki kısa vadede faydası dokunan her şeyin uzun vadede de fayda sağlayacağını? dönem gereği (artık böyle diyoruz) samimiyet, mütevazılık kalmadı.

    eğer kaldığına inanıyorsanız en ufağından bile o güzel radyoları bulup o güzel programlarını dinlersiniz.

    bilgi çağı derken tüketimin kölesi olduk. her şey hızlıca bitirilirken bizim bir şekilde buralarda bir kaç kelime edebiliyor olmamız bile harika aslında! sağlıcakla kalın. insanları sevin.

    reklam gibi olmasın ama kent fm'i severek dinlerim.
  7. konuşan radyolardan haberi olmayan, radyoyu sadece müzikten ibaret sananların düştüğü yanılgıdır.
  8. bir radyo voyage, radyo a, eksen gibi kanallardan bihaber kişi beyanı...
    bir de eğer işyerinizde internet kısıtı varsa youtube yalan oluyorsa radyo giriyor devreye...

    bence de biraz derin düşünmek gerek...