1. bir insanı sizden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramayacak eylemdir. eğer o uzaklaşmazsa zamanla siz ondan sıkılıp uzaklaşırsınız. bu yüzden de bir insana yapılabilecek en büyük kötülüklerdendir. herkes özeldir. yeryüzünde yaşayan yedi milyar hepsi tek tek özeldir. kimse bir başkasına benzemek, onun sevdiklerini sevmek, istediklerini yapmak/hissetmek/düşünmek zorunda değildir. kimseyi bu şekilde baskı altına alamayız. insan zorla sizin olmasını istediğiniz, o sevdiğiniz insan gibi olur ama kendisi olmaktan uzaklaşır. kendisi olmaktan uzaklaşmış insan da ne kendini mutlu edebilir ne de etrafındakileri.

    sizden ricam, çevrenizdeki insanları serbest bırakın. bir şeyleri onlara zorlamayın. bırakın istediklerini yapsın istediklerini düşünsünler. sevdiğiniz için yaptığınızı düşünseniz de bu onlara zarar veriyor. siz de sevdiğiniz insana zarar vermiş oluyorsunuz haliyle.

    mutlu olun, mutlu edin, müzikle kalın.
    jimi
  2. en nefret ettiğim eylemlerden sadece birisidir.

    keza ülkemizde de en küçük oluşumdan (bkz: aile) , en büyük oluşuma (bkz: devlet) kadar her türlü şekillerde uygulanmakta olan eylemdir.

    bunun -bence- en büyük nedeni 'saygı' kavramını sembolist değerlerine vuran toplum yapısı, gelenekleridir.

    halbuki saygı buna dayalı olmamalıdır ve gelişmiş ülkelerin hiçbirinde de bu şekilde değildir.
  3. insanlar zaten kendiliğinden, belki adaptasyon ihtiyacından, belki deneyimden dolayı zamanla değişiyor ; bazı huyları törpülenirken, bazıları sivriliyor, belki yeni şeyler denemek istiyor, belki de daha çok bağlanmak. bunu akışına bırakmak en güzeli bence, zorladıkça ters teper. öneride bulunmak kabul ama değiştirmeye kalkmak nedir :/, kumanda(n) muamelesi yapmamak iyidir :)
  4. dünyanın en yanlış şeylerinden biri. karşınızdakini değişmeye zorlamak bulunduğunuz durumu daha da kötüye sokar. eğer birini değiştirmeye çalışıyorsanız zaten hiç kimseyi olduğu gibi kabullenemediğiniz gibi, genel hayatta da kabullenememe gibi bir probleminiz vardır bence.
    insanları olduğu gibi kabul etmek hayatı kolaylaştırır. ne kendinizi yorun ne karşınızdakine hayal kırıklığı yaratın. değiştirmeye çalıştığınız insanın yerine kendinizi koyduğunuzda nasıl kötü bir manzarayla karşılaşıcağınızı düşünün. olmuyorsa da olmaz zorlamaya değmez.
  5. kalktığınız gibi düşeceğinizi anlamanıza neden olur
  6. bir insanın hayatına fazla sayıda veri sokmaya çalışmak, haklı olsanız bile sonu hüsrandır.
  7. nereden geldiği belirli olmayan bir özgüven sahibi olsa gerek bir insanı değiştirmeye kalkan insan. bir ukalalık, bir kibir. genelde kişisel veya komünal menfaatler yatar bu çabaların altında. eğer böyle değilse, evet kendine önem veriyor ama alttan alta aşağılık kompleksi var bence bu karşısındakinin onun istediği gibi olmasını sağlama çabasının içinde. sanki evrensel, sarsılmaz doğrular, olmazsa olmazlar varmış gibi. sana göre öyle, ona göre böyle işte. neyi kasıyorsun?

    o zaman bob Marley'den gelsin.

    could you be loved?
  8. ölümcül deney.

    iki taraf için de öyle zorlayıcıdır ki, bir yerden sonra ilişkiyi bir meksika açmazına sokar.

    birinci ihtimal; direnmeyi bırakıp uysalllıkla değişmeyi kabul eden model: berbat. başarsanız bile eninde sonunda doğal olarak elde edeceğiniz şey huzursuz bir kukla olacaktır. malesef.

    ikinci ihtimal; "viva la resistance!" modeli: uzun ve yıpratıcı tartışmalar sadece değişmesini istediğiniz şeyleri daha da kalıcı hale getirecektir. olan yine size olur.

    kişisel deneyim ve gözlemlerim, birinci sınıfa giren biz erkek cinsinin hayatı bir yerden sonra gerçekten acınası bir hale bürünüyor, özellikle evli olanlarda.

    neyse. iyi niyet varsa, karşılıklı özenle orta yollar bulunuyor, farklılıklar dengelenmeye çalışılıyor zaten.

    bunun dışında değişmeyiniz, değiştirmeyiniz. lego mu arkadaşım bu, insan.
  9. değişmek iyidir. değişmemek durağan olmaktır. burada asıl sıkıntıyı yaratan birini değişmeye mecbur bırakmaktır. onu zorlayarak ve benliğini bir bisküvi gibi kırarak yaralayabilirsiniz. bunun yerine insanları varlığınızla değiştirmelisiniz. bunu sizin zorlamanızla değil kendi arzusu ile yapmasını sağlamalısınız.

    kolay değildir. yıpranmadan devam edebilmenin yegane yöntemi budur. bilhassa evliliklerde bu konuya dikkat etmezseniz bol bağırış ve küskünlük kapınızda bekler.

    insanları değişmeleri için zorlamamak lazım. zaten devinimimiz gereği değişiriz. bu değişimi karşımızdakiyle uyumlu gelişmesini sağlayalım bu dengeyi sağlarız.
  10. kadınlar erkeklerle evlenirken, ilerde değişir diye ümit ederek seçerlermiş. erkeklerse kadınlarla evlenirken, ilerde değişmez diye ümit ederek seçerlermiş. ancak iki taraf da yanıldıklarından mutsuz olurlarmış mış mış mış...

    bütün genellemeler yanlış-mış ama bu oldukça iyi.

    kaçınılmaz gerçekler 1: insanlar değişmez,
    ...kimsenin arzusuna göre. ancak kendinizi kandırırsınız (ya da değişmiş gibi yapan karşısındakini kandırır bir yere kadar). ve
    kaçınılmaz gerçekler 2: insanlar değişir,
    ...zamanla, tecrübeyle, yaşantıların kalıntılarıyla.