narnia günlükleri - c.s. lewis - youreads

    • okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
narnia günlükleri - c.s. lewis
narnia günlükleri, çocuklar için c.s. lewis tarafından yazılmış olan yedi kitaplık bir seridir. çocuk edebiyatının klasiklerinden biri olarak kabul edilir. aynı zamanda dünya çapında 41 farklı dilde, 100 milyonun üzerinde satarak, yazarın en bilinen çalışması olmuştur.

c.s. lewis tarafından 1949 ve 1954 yılları arasında yazılmıştır ve paul baynes tarafından resimlenmiştir. günlükler’in bugüne dek bir çok alanda (tiyatro, sinema, radyo, televizyon vb.) uyarlaması yapılmıştır. hikaye, kullandığı hristiyan temalarına ek olarak, aynı zamanda yunan ve roma mitolojisinden de öğeler barındırır. elbette, ingiltere ve irlanda’nın peri masallarındaki öğeler de kullanılmıştır.

günlükler, kurgusal bir diyar olan narnia’nın tarihinde merkezi roller oynamış olan çocukların hikayesini anlatır. narnia, hayvanların konuştuğu, sihrin yaygın olduğu ve iyinin kötüyle savaştığı bir yerdir. her bir kitap (at ve çocuk’u hariç tutarsak) bizim dünyamızdan, narnia dünyasına, sihirli bir şekilde geçiş yapan ve orada kriz halinde olan ülkeyi kurtarmak için, aslan isimli bir aslana yardım eden çocukları anlatır.

kaynak: kayiprihtim.org


  1. bir kez çocukken, bir kez de yetişkinken okuduğum yedi kitaplık seri. tek başlık altına topladım, zira birbirlerinden ayrı ayrı incelenmemeleri gerektiğine inanıyorum; zaten incecik kitaplar.

    ilk seferinde, koşullarım gereği doğal olarak içerdiği yüksek doz hristiyan mitini kavrayamamıştım, sonraki okumamda ise şaşkınlık ve fark etmemin mutluluğunu tatmıştım. (aslında çok bariz bir şey ama olsun.) yalnız, tanrı'nın dünyayı yedi günde yaratması olayı ve yedi kitap olması da manidar, yeni fark ettim.

    kitaplarda aslan'ın ingilizce'deki isimlendirilmesinin de aslan olması, lewis'in türk lokumu sevgisinin "aslan, dolap ve cadı"ya yansıması gibi enteresan durumlar var. faunlar, centaur ve minotaurlar, konuşan hayvanlar... "klişe" duran bir olay örgüsü fakat insanın içini ısıtan bir anlatım ve son savaş'ta uzun süre insanı üzen bir tema...

    bendeki yeri bildiğim-duyduğum tüm fantastik evrenler arasında çok farklıdır. iki evren arasındaki zaman geçişi farkı nedeniyle oraya tekrar gidilemeyebilmesi gibi durumlar nedeniyle örneğin. veya cücelerin kaderi nedeniyle farklı.

    yaş aldıkça, artık fantastik romanlar ve hatta genel olarak kurmaca eserler ilgimi daha az çeker hale gelince, narnia'ya bir daha giremeyecekmişim gibi hissettim. sanki o yüzükler pek çok farklı diyara açılıyordu, o dolap sadece narnia'ya gitmiyordu da, hepsinden birden kovulmuşum gibi.

    zevkler zamanla değişir elbette. yine de insan bir şeyleri kaybetmiş gibi hissediyor. bu zevk değişimi mi, yoksa içimde bir şeyler hayata çok mu kırıldı bilmiyorum. "büyümek" dedikleri şey bir şeylerin artışına işaret ediyor olmalıydı, oysa bu artışı yaşarken kaybettiklerimiz ne olacak? büyüdüğümüzü söylerken ne kadar büyüyoruz?

    işte bendeki anlamı böyle "büyük"tür.

    !---- spoiler ----!

    hayvanların konuşamaz hale gelmesi, narnia'ya girmek için yaşlanan çocukların oraya -sona dek- girememesi ve cücelerin aslan'ı görmemesi beni en çok yaralayan şeylerdi.

    !---- spoiler ----!