1. yanlış olmasın, yunanca iyi ölüm anlamına gelir.

    eu-daimonia
    eu-thanasia

    !?
  2. yunanca iyi ölüm anlamına geliyormuş, birinin onlara ölümün iyisi olmadığını söylemesi gerek.
  3. tıp etiğinin kürtaj ile birlikte en büyük sorunlarından biri. tıp, insanlara zarar vermeyi hiçbir şekilde kabul etmiyor. çok uç istisnalar haricinde. hatta tıp fakültelerinde geleneksel bir şeydir, ilk derste kazınır bu düşünce öğrencilerin aklına: önce zarar verme.

    ancak günümüzde popülerleşen özgürlük kapsamında düşününce insanın hayatına son vermesinin engellenmesi kabul edilemez. hayat, benim hayatım. yaşam hakkım yasalarla bana iade edilmiş. sorun burada başlıyor. çatışma geleneksel tıp kültürü ve yeni akım özgürlük düşüncesi arasında çıkıyor.

    bir hasta düşünün, o kadar acı çekiyor ki ölmek istiyor. terminal dönemdeki kanserler genelde böyledir. verilen onca ağrı kesiciler rağmen, onca ilaca rağmen o kişinin acısı dinmiyor. önünde ise hala 1 haftası oluyor. öleceğini bile bile bekliyor. ölmeyi istemek normal bir şey değil. ortada ekstrem bir durum var ki kişi bunu bile düşünür hale geliyor. önce bunu anlamak gerekli.

    şimdi sorayım, "o bir hafta geçer mi?"

    bu sorunsalın cevabını tam bilmemekle birlikte zaten bunun kararını verebilecek bir kişi de değilim. bu tartışma da çokça devam eder. işin sonu kürtaj olayındaki gibi kesin ve açık sonuçlardan yola çıkarak onaylanmış bir doktor raporu ve kişinin rızası ile ötenazinin sağlanması olası.
  4. destekleyen hekim sayısının azımsanmayacak kadar çok olduğu uygulama. önce zarar verme ilkesinden daha önemli gördüğüm bir şey var. çünkü kemoterapi, radyoterapi gibi uygulamalarla, profilakside cerrahiyle, etkeni bilmeden verdiğimiz antibiyotiklerle bu ilkeyi çoktan tedavi amaçlı çiğnediğimize inanıyorum.

    lakin bir doktorun hastasını öldürmesini nasıl bekleyebiliriz? her türlü şart sağlansa bile herkes uygulamaya yanaşmayacaktır. nitekim, kürtajda bile hiç uygulama yapmadığıyla ve yapmayacağıyla övünen hocalar var.

    bir de işin psikolojik açıdan sakat olduğu rahatsızlıklar var. terminal dönem kanserleri kenara ayırırsak quadriplejik hastalar, duygudurum bozuklukları, yaşamını idame ettirebilen ama yine de canından bezmiş şizofreni hastaları var. stephen hawking var. tıp bir şekilde ilerliyor ve tedavisi bulunabilecek rahatsızlıklar var. o anki tıbbi şartlarda tedavisi bulunmayan hastaya vereceğiniz ötenazi onayının doğuracağı sonuçları tahmin etmek güç.

    ülkemizde toplumsal mekanizma şiddete dayanıyor. bugün onay verdiğiniz hastanın yakını tarafından öldürülmeniz işten bile değil. her riski göze almak lazım.

    kişisel fikrime gelince, ben gözlemlerime dayanarak ötenazi uygulanmasının serbest bırakılmasını destekliyorum.
  5. ötenazi tartışmalı bir konu olmakla birlikte bazı durumlarda varlığı gerekli bir hale geliyor. ancak ülkemizde "allahın verdiği canı yalnız allah alır" zihniyeti yerleşik olduğundan, yakın bir gelecekte bunun değişmesi pek mümkün görünmüyor.
  6. tdk'ya göre adı ötanazidir.
  7. kesinlikle olması gereken seçenek, tedavisi mümkün olmayan bir durumda ya da yaşama şansı çok az olan bir durumda nasıl bir düşünce tarzıyla bu insan yaşamaya zorlanır. bi insanın nasılki yaşama hakkı varsa bazı durumlarda ölme hakkı da olmalı
    wtf
  8. pasif veya aktif biçimde uygulanabilir. pasif ötanaziyi uygulamak "etik açıdan" daha kabul edilebilirdir, destekle yaşayan bir hastanın hayati organlarına sağladığınız desteği çekersiniz. burada aktif bir zarar verme eylemi yoktur. diğer türlü, hastanın hayatını bir ilaç ya da uygulama yolu ile sona erdirirsiniz ki, bunu uygulamak hekim açısından da zor ve hatta çoğunlukla "etik olarak kabul edilemez"dir.
    ben pasif ötanaziyi kabul edilebilir bulmakla beraber aktif ötanaziyi kabul edilebilir veya uygulayabileceğim bir yöntem olarak görmem - tabi bu benim kişisel fikrim. her koşulda, eğer hasta bilinçli bir seçim yapıyorsa, herkesin bu karara saygı göstermesi gereklidir.
  9. yasal olması lazım olan seçenek, en azından hasta yatağındaki umutsuzlara.
  10. temelde aktif ve pasif olarak ikiye ayrılır. aktif ötanazi hekimin, hastanın hayatına son verecek bir ilaçla ötanazi uygulamasıdır. pasif ötanazi ise yaşamak için desteğe, tedaviye ihtiyacı olan hastaya bu destek-tedavi verilmeyerek veya kesilerek yaşamının sonlandırılmasıdır.

    türk ceza kanununa göre hem aktif hem pasif hali kasten öldürme suçudur. hastanın rıza göstermesi de sonucu değiştirmez çünkü yaşama hakkı temel bir haktır ve 1982 anayasasına göre "herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." bu nedenle ilgilinin rızası bir hukuka uygunluk nedeni sayılmaz, uygulayan kişinin hem cezai hem de hukuki sorumluluğu devam eder.