bir zamanlar anadolu'da - nuri bilge ceylan - youreads

    • izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.45)
bir zamanlar anadolu'da - nuri bilge ceylan
kasabalarda hayat, bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar...


  1. daha önce de çok yazıldığı gibi mükemmel bir anadolu portresi. izlemeyenlere tek söyleyeceğim kesinlikle izlemeleri gerektiği.

    bu entry'nin hedef kitlesi ise bu filmi izlemiş kişiler. youtube'da gördüğüm making of once upon a time in anatolia videolarını çok beğendim ve benim hem filme, hem nuri bilge ceylan'a, hem de yönetmenliğe olan bakış açımı değiştirdi. ben de bunları herkes izlesin diye buraya koymaya karar verdim.

    intihar konuşmaları
    muhtar'ın odası
    hastane kapısı
    muhtar'ın kızı
    otopsi
    cesedin bulunması
    cesedin taşınması
    araba sahneleri
    savcı'nın son sahnesi
    muhtar'ın bahçesi
    hastanedeki kalabalık
  2. nuri bilge ceylan'ın en iyi filmidir.kamera arkasını izlerseniz nbc sinemasını daha iyi anlarsınız.oyuncu yönetimi,detaylara verilen inanılmaz önem,oyuncuları tekrar tekrar zorlayıp bütün ezberlerini bozması izlemeye değerdir.cannes film festivalinde jüri büyük ödülünü başka filmle beraber almıştır.birde ödül konuşmasını yaparken jude law'ın nuri bilge ceylan'a o kadar büyük bir hayranlıkla bakışı var ki gerçekten çok ilginç. cannes jüri büyük ödül
  3. nuri bilge'nin western ögeleriyle bezediği yol filmi.

    - kasaba meydanında ama'sız yuvarlanan yalnız bidon
    - texas'ın sepya ovalarında yola vuran şerifin at katarı vs anadolu'nun yeşil çayırlarında meçhule yol alan yasal mermi konvoyu
    - ufukta uzanan tren ve sarı uzun otlar arasından atı üzerinde beleren şerif naci ve ekibi

    örnekler çeşitlemeye müsait. ancak genel anlamda bir zamanlar anadolu'da, maskülen kuralları belli western evrenindeki fiziksel şiddeti psikolojik düzlemde ikame eder. gerek ikili (duello) gerekse kitlesel çatışmalarda.

    her iki örnekte de kadın ve erkek dünyalarının sınırları nettir ve çoğu iç içe geçmez. münasebetler güçlü, baskıcı ve kanun uygulayıcının kanundışılığa yakın yüzünde gerçekleşir. mert ile yavşak kolkoladır.
  4. akşamüzeri çekilen bir sahne vardı, arabanın sarı farları aydınlatıyor ortalığı, bunlar ceset arıyor, savcıyla doktor içli içli sohbet ediyorlar falan... işte o sahnede rüzgarın kavak ağacın yapraklarını hışırdatarak çıkardığı ses o kadar gerçekçiydi ki o kavak ağaçlarını yamacımda hissetmiştim.
    dude
  5. !---- spoiler ----!

    filmde bütün karakterler iyiydi ve gerçekçiydi. kazma kürek bile cok hayatın içindeydi, en vasıfsız kişiler ve en vasıflı kişiler meslekleriyle anılır. ortada kalanlar isimleriyle, çünkü yaptıkları iş isimlerinin önüne geçmemiştir. kazmayla kürek de bu tarz bir detaydi bana göre.

    muhtarın kızı cay dağıtırken oradaki herkes her türlü kimlikten arınmış saf erkektiler. savcı, doktor, komser, polis, katil sıfatları güzellik ve saflık karşısında mağlup oldular.

    savcı karakteri çok gercekciydi. karısının kendisine kestiği cezayı inanmak istemeyerek reddetse de her saniye evine gidip başını yastığa koyduğunda ne olacağını düşünüp durdum. doktor en az bilinendi, hikaye anlaticisi denilebilir bence ona. zaten de hikayenin sahibi o sanırım.

    son sahnede diri diri gömülmeyi reddetmesi bana göre oyle birşey olmadı demesinde gizli. öyle bir olay yaşamış, bir caniyle geceyi geçirmiş hatta ona sigara ikram etmiş olmak istemedi. ona fazla geldi bu, savcıya benzer bir tavırdı.

    konuşacak cok şey var bence her sahne her karakter uzatılabilir. kısacası bu ülkede nuri bilgeden başkası film çekmesin diye düşündüm. bütün sermayemizi yatirabiliriz kendisine ziyan olmaz.

    ha sıralamada kış uykusunu daha öne alırım ama onu da diyim.

    !---- spoiler ----!
    abi
  6. kesit filmi yol filmi. izleyicisi az. çoğunluğun sıkıcı bulacağı sanat filmi. ağır tempolu ama güzel sahneleri ile insanı düşündüren film.
    yönetmenin dikkatini beğenirsiniz. mum ışığında iyi kötü ve çirkinin bir tablosunu çizer size. o sahne gerçekten dikkate değerdir.
  7. hepimizin gözünün önünde hikayeler yaşanıyor. bazen sıradan olan anlarda etkileniyoruz kanımıza dokunuyor ve öfkemiz fiile dönüşüyor, bazen sadece izliyoruz öylece izliyoruz işte. dehşete düşüyoruz bazen "nasıl ya buradaki bunca insan bunu nasıl normal buluyor ?!" diyoruz, içimizden diyebiliyoruz ona gücümüz kalmıştır ancak. ben böyle anlarımda derim ki ben düştüğüm dehşeti, ortadaki normal görünen şeydeki o çarpıklığı sözlerimle anlatamam yanımdakilere, oysa o bunu film yapsa hepsi anlar.
    nuri bilge'nin filmleri böyle işte acele etmeden yaşanıyor yaşanacak olan, biz ise dışarıdan ve anlayarak izliyoruz hergün yaşanan olayları, duyulan hissiyatları.

    bir zamanlar anadoluda'yı seyrettikten sonra ise merak etmiştim, bir savcının katibin gözünde nasıldır bu film diye. aslında demin de dedim ya benim cümlelere dökemediğim döksem de anlatamadığım sistemdeki yanlışarı nuri bilge çekince anlaşılmış mıdır, bunu merak ettim. geçen savcı katipliği yapan tanış biriyle günlük muhabbetler sırasında hemen aklıma geldi film. sorayım mı diye bir düşündüm tabi izlememiştir diye tahmin ediyorum. bir baktım düşünürken sormuşum. aldığım cevap beni heyecanlandırdı, şansa bak ki izlemiş. hemen sorularımı sordum, iyi ki de sormuşum anlattıklarından bir film daha çıkardı.
    -abartmış mı yönetmen ne diyorsun ?
    -valla sana şöyle diyeyim eksiği var fazlası yok.
    -bagaja karpuz falan, öyle misiniz ?
    -o köy ziyareti, otopsi sahneleri, arabadaki sohbetler, savcının iş bitsin diye minnet edip katlanması... hepsi birebir yaşanıyor. bak sen de bu meslekte olacaksın belki, sana tavsiyem canlılığını kaybetme, yani nasıl desem rehavete kapılma insanların canının söz konusu olduğu konular bunlar. aslına bakarsan hayati konular, da işte... insan sabah 9 akşam 5 yapınca iş gibi geliyor başından atmaya çalışıyorsun. anlatamadım da bak sana örnek vereyim en son başımızdan geçen olayı :
    "müfettiş gelecek, benim savcı da yeni taşınıyor baya yoğun karısı marısı uğraşıyor işte adam, başı kalabalık. ben de biraz tecrübeliyim dedim ki sayın savcım müfettişler faili meçhullere önem veriyor ben bundan çok fırça yedim, hiç de dosya almamışız, ona yoğunlaşalım. tamam dedi, gittim aldım birkaç dosya. normalde faili meçhullerde iş rutine bağlanır, gidip sorgulama bilmem ne yapmazsın çağırırsın muhtarı hatta çağırmazsın bile, aynı şeyleri tekrar eder sen de yazarsın ohh başın rahat. biz bu sefer öyle yapmadık, benim savcı genç daha, ilk görevi, ankara mezunu. ben de gencim ikinci yerim bu. aldık olayı önümüze olay da şu : "yaşlı bir kadın var evde tek yaşıyor, yarı yatalak da bir şey. eve torunu falan geldiğinde camdan anahtarı atıyor, onlarda giriyor içeri. bir gün torunu kızı falan geliyorlar cama vuruyorlar vuruyorlar anahtar veren yok. küçük bir çocuğu aralık camdan atıyorlar içeri bak babannene diye. çocuk karanlıkta korkuyor, yatıyor burada diye bağırıyor atlıyor geri. neyse kapıyı kırıp giriyorlar içeri kadın ölmüş yatakta. sonra savcı mavcı polis giriyor olaya. aslında yapılacak olan şu, yazarsın yaşlılığa bağlı ölüm diye uğraşmazsın biter. ama o zamanki savcı muayenede boyunda kırık çıkınca kıllanıp yollamış otopsiye. evde kadının emekli maaşıda bulunamamış. otopside kadının cinsel bölgesinde yabancıya ait kalıntılar bulunmuş. tecavüz anlayacağın. almış savcı başına işi." neyse on yıl olmuş bu olay çözülememiş. biz de üşenmedik tekrar yollayalım bakalım emniyet birimlerine şu dna örneğini dedik. cevaplar geliyor, uyuşma olmadı, olmadı diye. bir yerden bi dönüş yapıldı %99.999 uyuşma var. allaaah ben hemen savcıya haber verdim sevinçle. savcının normalde hemen gitmesi sorguya alması falan lazım. bizim savcı işe biraz bozuldu. tekrar aradı dna yı yolladı yanlışlık olmuştur diye. sonucu bekledik. baktı sonuç aynı kalktı gitti sorguya. sorguda adam inkar etti tabi, neyse kabul ettirdik. alt komşusuymuş zaten, o zaman atlamışlar onu demek ki. kadın meğersem yarım akıllıymış herkese iftaralar atıyormuş, bu adama da hep, karın sen yokken eve adamlar alıyor, diyormuş. adam da sürekli böyle huzursuzluk verince, sen misin iftara atan karıma gel şimdi seni ben atayım ne oluyor demiş, amacı tecavüzmüş yani ama yaşlı olduğundan kırılmış boynu, paranın da yerini biliyormuş sonradan alayım demiş."

    bu anlattığı, aldığı on faili meçhul dosyadan biri. hiç ele alınmayanlar var. ele aldıklarında ise savcının genç oluşu, müfettişin gelişi ile canlanıyorlar. nuri bilge kim bilir ne kadar böyle hikayeler dinledi de oluşturdu filmi. dediği gibi filmin eksiği var fazlası yok.
  8. bozkır filmini 3 saate yakın izlettirmeyi başarmış çok başarılı bir nuri bilge ceylan filmi.
    film bitti ama bendeki izleri bitmedi,
    bundan sonrası için bir devam filmi olması gerekiyor sanki, devam filmi derken filmde ki eksik kareleri tamamlamak adına bir nevi flashbacklerle dolu ikinci bir film olsa şüphesiz ki başarılı olacaktır.

    !---- spoiler ----!

    cinayetin işlenis sekli, doktorun hayattan elini eteğini çekmesi, gecmişi ve depresif halinin nedenleri, savcının karısını intihara sürükleyen nedenler, ilk akla gelen eksik parçalar. birde muhtarın evinde sofraya oturduklarında komiser naci tebessüm ettirmiştir.
    -yalnız et on numara olmuş onu diyim.

    !---- spoiler ----!