1. "toplumsal cinsiyet nasıl çalışır?" diye sorulsa cevabı, erkeklere yakışmadığı düşünülen şeylerde bulunabilir. patriyarkal toplum düzeninde mekanizma esasen kadın cinsiyeti üzerinde biçim verme gayesi güderken erkeği de ıskalamaz. başlığa yazılanlardan da görülüyor zaten.

    söz gelimi burun karıştırmak ya da hayvan tekmelemek sadece erkeklere mi yakışmıyor? yoksa kamusal alandaki davranışlarımızı sınırlayan toplumsal normlarla alakalı bir konu mu?

    en fenası erkekten "kadın gibi davranmaması"nı bekleyen kadınlardır ki onlar, çoktan kendilerine verilmiş olan yardımcı rolü kabullenmiş görünüyorlar.
  2. sohbet ortamında bir kadın varken küfürlü ve bel altı konulardan konuşmak. yapmayın şunu allah aşkına, ben utanıyorum.
  3. bu başlığı görünce Dr. İlker Küçükparlak'ın (Psikiyatrist) " Erkeklik illüzyonu ve yol açtığı felaketler" yazısı aklıma gelmişti. kaç gündür paylaşmaya fırsat bulamamıştım. "erkeklik" olgusunun ve/veya algısının hem erkekler hem de kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerini özlü bir şekilde anlatıyor.

    "Kültür erkekliği olumladığı ölçüde tehdit de eder aslında. Terbiye yöntemi budur. Erkekliği yüceltir ama her an yitirilebilecek bir şey olduğunu da ima eder, durur.

    ...

    Erkek çaresizlik yaşamaz, sıkıntıya düşerse derdini erkeksi biçimde kaba kuvvetle çözme peşindedir. Daha doğrusu artık amcalara göstermesinin yakışıksız kaçacağı pipisini arabası, kariyeri, öfkesi, hiddeti, gözü karalığı ve bilimum erkeksi özelliği ile sergileyeceği fırsatları kaçırmayı istemez. İşin daha da garibi bu erkeklik kadınlara bile sirayet edebilir. Hükümet gibi avrat, delikanlı kadın vardır. Cinsel saldırganın cezaevinde cinsel saldırıya uğramasını temenni eden, “o saatte orada ne işi varmış” diyen, muhatabından eril küfürleri esirgemeyen kadın da vardır. Dolayısıyla erkeklik hem erkek hem kadın tarafından taşınabilen ve aktarılabilen ve de erkeğe de kadına da yük olan bir toplumsal mittir.

    Erkekliğin mitik bir şekilde yaşandığı, toz kondurulmayan oğlanların erişkinleşip eş, sevgili, sürücü, baba, ağabey, öğretmen ya da seçmen toplumlarda yaşamak ise hem erkek hem de kadın için eziyete dönebilir."

    bir de türkiye toplumunda "erkeklik" olgusunun askerlik kurumuyla nasıl yeniden inşa edildiğini irdeleyen pınar selek'in sürüne sürüne erkek olmak kitabını öneririm.
  4. tükürmek. erkeklerden nefret ettirir. özellikle sabah saatlerinde işe-okula giderken metrekareye düşen ortalama 9 tükürük göletçiğine basmadan nasıl gideceğim diye düşünürken hayattan soğutur. eyleme dökerlerken karşılaşıldığında ise insan türünden utandırır.
  5. -ortamlarda ben geçen gün iki şişe viski devirdim hacı hiçbir şey olmadı ahha böyle kopuyoz sonra bir de şunu içtim bir de bunu içtim diye içip içip ayık kalması ile(!) övünmesi.
    -sürekli araba, futbol, karı kız muhabbeti yapması
    -aşırı, entelektüelite yoksunluğu
    -giyinmeyi becerememesi
  6. yüksek sesle konuşulması. gel de vur diyor.
  7. o arkanız çok kalkmasın , ruhumu yiyin.

    ama kalkmasın abi.bi samimi olun bi insan olun.

    küçümsemeyin milleti.

    iki cinsiyet için de aynı şeyler geçerli.

    edit:erkeğim
  8. bir kıza açılırsam onu kaybederim düşüncesiyle asalakça yanında yıllarca sürtmek.
  9. kısa paça pantolon altına kalın taban air max giymek bunlaradan birisidir.
    adam şehrin en varoş semtlerinden birinde kuruyemişçide çalışıyor ama paris moda haftasına gider gibi giyinmiş.
  10. kendisini gereksiz yere olur olmaz her yerde övmesi ve kendisine gülümseyen her kadini kendisine hayran sanmasi. sanirim genellersek "dünya benim etrafimda dönüyor" sanrisi olan kisi iticidir.