özlemek - youreads



  1. "bir insana olan özlem iç organlardan daha fazla yer kaplar" demiş proust. daha iyi bir tanımı olabilir mi bilmiyorum.
  2. az önce bir insana karşı hissettiğim en yüksek özlemi hissettim.

    abimi aşırı derecede severim. seslerimiz de birbirine o kadar benzer ki, bazen ben gitar çalarım o söyler bir yandan da back vokal yaparım. kaydederiz öyle. ses yüksekliklerimiz farklı olmasa çok zor ayırt edilir yani hangisinin hangimizin sesi olduğu. az önce bir şarkıyı dinlerken eşlik etmeye başladım istemsizce. sonra kendi sesimi, sanki ben söylemiyormuşum gibi dinlemeye başladım. öyle yapınca sanki abimin sesini gibi dinliyor gibi hissetim. mutlu oldum resmen o birkaç saniyede. lanet olsun ki insan kendi beynini sadece birkaç saniye kandırabiliyor. kısa süre içinde tekrar kavuşacağız ama yine de özleyince insan böyle olabiliyor.
    jimi
  3. özlemişim; hem de nasıl. dün nasıl olduysa bir anda aklıma düşüverdi mesainin bitmesine yakın. yok dedim o eski zamanlardaki tadı bulamam ben. öyle ya; artık her şey değişmişti; insanlar, kullanılan eşyalar... her şeyin görüntüsü bir bir değişiyordu, eski görüntüler silik. ama yok kokusu geldi aklıma. nasıl bir şey bilmiyorum ama, ilk kokusu geldi aklıma.. böyle buram buram burnumun direğini sızlatırcasına..

    tüm bu düşünceler eşliğinde ben eve doğru yol almıştım çoktan ama aklımdan çıkmıyordu. biraz kafamı dağıtırım diye taktım kulaklıklarımı ve müziğin sert ritmine kendimi bıraktım. hem kendimi hem de düşüncelerimi. bıraktım bırakmasına ama eve yaklaştıkça daha belirgin olmaya başladı. eve giden yolu uzattım biraz daha, markete uğradım, uzun uzun raflara baktım. hem bir şeyler arıyordum hem de ne aradığımı bilmiyordum. sütümü alıp çıktım her zamanki gibi...

    evin olduğu sokağın yolunu tuttum. çocuk sesleri gelmeye başlamıştı bile. yine şenlik var anlaşılan dedim kendi kendime. tam da öyle olmuştu; selamlar verildi, hal hatır soruldu. "gel bir çay koyalım sana da". diye ısrarlı bir ses.. kaçmak ne mümkün tabi.. yaaa sonraaa.. gözlerime inanamadığım o şey.. akşamdan beri hayalini kurduğum o anne keki..

    bilen bilir, alüminyum tavalar-tencereler-tepsiler vardı eskiden. gerçi hala vardır ve ben sahanda yumurtamı hala onda yaparım. işte o alüminyum tepside pişen kekin tadı her zaman bir başka gelmiştir bana... nasıl da özlemişim yaa..nasıl olur da aklımdan geçen olur diye uzun zaman kendime gelemedim doğrusu. özlem ve vuslat bir aradaydı dün akşam...
  4. söylemişti zaten yıllar evvel cemal süreya:
    "özlemek,ölmekten iki harf fazla be çocuk.."
  5. zaman her şeye deva değil, en azından özleme kâr etmiyor. öyle bir anda, öyle bir günde çıkıp geliyor ki özlem, beyninden vurulmuşa dönüyorsun. ciğerlerin hava almıyor. boğuluyorsun. kalbin sıkışıyor. kaburgaların dar geliyor, kalbinin her atışında canını yakıyorlar. hani bir parça umut varsa yine üstesinden gelebilrisin ama umut hiç yoksa bil ki cehennemden bir parçayı yaşıyorsun.
  6. " özlemek " en sevdiğim kelimelerden biridir.
    en acıtan duygulardan biri.
    özlenen gelecekse eğer en güzel kıvranış, en tatlı acıdır.
    özlenen dönülmez diyarlara gittiyse yakıcı bir "ölüm var !" uyarısıdır, hayatınızın üstünde sallanan.

    kökenini bilmiyorum ama tahminim doğruysa "öz"den gelmekte...
    seni öz'ümde hissediyorum.sensizliğin acısı en içimde, öz'üme karışmış durumda.
    gibi anlıyorum bu güzelim kelimeyi ben.

    ilahi atalar çok yaşayın e mi? kim uydurdu bu kelimeyi bakiyim?
  7. bir insanı özlemek yoktur esasında. o yanındayken oturduğun koltuk, onunla girilen ev, onunla gezilen sokaktır; yani onunla değerlenen şeylerdir özlediklerin. kişiyi özlemezsin, kişiyle değerlendirdiğin geçmişteki kendini özlersin aslında.
  8. özlediğin, gidip göremediğindir;
    ama, gidip görmek istediğin

    özlem, gidip görememendir; ama
    gidip görmek istemen

    özlediğin, gidip görmek istediğin-
    ama gidip göremediğin

    özlem, gidip görmek istemen-
    ama, gidememen, görememen;
    gene de, istemen

    der oruç arouba.
  9. zeki müren' den gelsin gözlerin doğuyor gecelerime. : (
  10. ona 5 dakika sarılabilmek için beklemektir.
    onu 5 dakika koklayabilmek için kıvranmaktır.

    evet. özledim.